Işınla Bizi Scotty 8.11.2016 Muhteşem Yüzyıl: Kösem
Muhteşem Yüzyıl: Kösem

Fox Tv'de 2. sezonuna başlamak için gün sayan Muhteşem Yüzyıl Kösem'in yayın tarihi 14 Kasım Pazartesi olarak ilan edilmişti. Sadece yayınlandığı günün değil, tüm haftanın en çok izlenen dizilerinden olan İçerde'nin karşısına çıkmak elbette çok riskliydi. Zaten zayıf bir ilk sezon geçirmiş olan Kösem'in şansı 14 Kasım Pazartesi kararıyla çok yüksek görünmüyordu be nedenle. Epeyce düşünüp taşınmış olmalılar, Fox Tv oldukça ilginç bir karar aldı. Dizinin yayın gününü, rekabetin nispeten düşük olduğu Cuma'ya çekti. Bu durumda karşısındaki en güçlü rakip iyi denebilecek ama İçerde kadar onu zorlamayacak Kiralık Aşk. Kanal D'de on birinci sezonundaki Arka Sokaklar TOTAL'de hâlâ çok iyi ama Kösem'in iddialı olduğu AB ve ABC1'de durumu zayıflıyor. ATV'nin yeni dizisi Aşk ve Mavi de yine TOTAL'de iyice başladı ama genel olarak çok iddialı bir giriş yapamadı. Dolayısıyla Kösem'im Cuma gününde şansı, Pazartesi'ye göre çok daha yüksek olabilir.

 
Burada ilginç olan Fox'un bu değişikliği yapabilmek için, Cuma günleri yayınlandığı Bana Sevmeyi Anlat'ın gününü değiştirerek Pazartesi'ye taşımaya karar vermesi. Bana Sevmeyi Anlat, Ağustos sonunda, çok yüksek olmasa da etkileyici oranlarla üst basamaklarda yayına başladı. Yeni sezonda Kiralık Aşk ve Arka Sokaklar'ın dönüşüyle düşüşe geçti. Yine de -son bölümüyle TOTAL'de 3.74 reytingle 13. olmasının dışında- fena sayılmayacak bir durumla bugüne kadar gelmişti. Fox Tv'nin zaten izleyici kaybetmeye başlamış, zayıflamış bir dizisini haftanın en zor iki gününden birine geçirmesi ne anlama geliyor olabilir? Yine Fox'un, Rüzgarın Kalbi dizisini Pazartesi'ye taşındığında ne olduğunu gördük; dizi bir hafta sonra final yaptı. Şu anda Fox, yayından kaldırmak istediği dizileri bir bahane aracı olarak Pazartesi'ye gönderiyor gibi görünüyor. Bana Sevmeyi Anlat elbette Rüzgar'ın Kalbi'nden daha iddialı bir dizi, yine de yeni gününde tutunması mucize olur. 

Daha da şaşırtıcı olan Bana Sevmeyi Anlat'ın yapımcısının, İçerde'nin de yapımcısı olan Ay Yapım olması. Sektörün en güçlü firması, en başarılı dizisinin karşısına zayıflamakta olan başka bir dizisinin konmasını kabul ediyorsa o da gözden çıkardı diyebilir miyiz? İşler Bana Sevmeyi Anlat için çok parlak görünmüyor.
 
 
Rüzgarın Kalbi'nin final kararından söz etmişken... Dizinin yardımcı yönetmeni Murat Uraz geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda şöyle dedi: "Kanal cumartesi için beklediği reytingin altında kaldığını söyledi. Ama ben kişisel olarak yayın planlamalarındaki plansızlıktan kaynaklandığını düşünüyorum. Başka yapım firmalarına verilmiş sözler, yayın tarihi alamamış hazırda çekilmiş bekletilen işler vardı…" Uraz ayrıca, sistemi beş kanalın yönlendirdiğinden, güçlü olmayan yapım firmalarının bu beş kanalın her isteğini yerine getirmek zorunda olduğundan, çalışanların mağduriyetinden, diziye bir final bile yaptırılmamasının izleyiciye haksızlık olduğundan ve kanalın dizinin gününü değiştirmesinin de yayından kaldırma niyetini gösterdiğinden söz ediyor röportajında. Rüzgarın Kalbi'nin gün değişikliği kararı açıklandığından beri benzer şeyleri burada yazmıştım ben de. Fox'un özellikle bu sezon yayın kararları fazlasıyla şaşırtıcı olsa da elbette genel bir sektör sorunu var ortada.
 
 
Şu anki reyting ve yayın saati sistemiyle, kanalların sadece 7 dizilik bir alanı var. Dizi sektörünün gittikçe parlamasıyla sektörde üretim yapmak isteyen de her gün artıyor. 6 kanal, 7 dizi. Herkes bu 42 yapımın arasına girmek istiyor. Dolayısıyla da Kanalların ağzının içine bakılan, dayatılan kuralların kabul edilmek zorunda olduğu bir sistem çıkıyor ortaya. Kaybedilebilen paraların devasalığı düşünüldüğünde bir kanalı zarar etmeye zorlamak mümkün olmasa da, yapım firmalarının-çalışanların ve hatta süreçten olumsuz etkilenen izleyicilerin de haklarının da korunması gerekiyor.
 
Hem ortaya çıkan işlerin içerik ve teknik kalitesi hem çalışanların hakları hem de izleyici mağduriyetlerini gidermek için daha derin ve yapıcı çözümler bulunması gerekse de pek çok sorunun en kolay ve kısa sürede çözümü dizi sürelerinin kısalması, dünya standartlarına dönmesi. Bu konu yıllardır dile getiriliyor olsa da çözüm için adım atılmadığından tekrar etmekten vazgeçmemek gerek. 60 dakikalık dizilerle hem üzerine daha titiz çalışabilen, daha özgün, daha kaliteli işler ortaya çıkabilir hem de bir gecede, makul saatlerde birden fazla yapımın yayınlanmasına imkan sağlanarak bu sektörde çok daha fazla insanın çalışması, üretmesi mümkün olur. İlk başta kazançlar azalacağından sektörde yer alanlar ve sevdikleri diziyi bol bol izleyebiliyor oldukları için (bıkana kadar elbette) mevcut durumdan şikayet etmeyen izleyici belki biraz homurdanacaktır ama rekabetin bu kadar sert ve acımasız yaşanmadığı bir dizi sektörüyle hem üreticiler hem de izleyiciler uzun vadede çok daha fazla memnun olacaktır. 
Muhteşem Yüzyıl: Kösem

Paylaş

 

Tüm Muhteşem Yüzyıl: Kösem Bilgileri