Zeytin Ağacı 3. sezon replikleri
Zeytin Ağacı | |
Netflix'in sezvilen dizisi Zeytin Ağacı / Another Self 3'üncü sezonuyla izleyicilerine veda ediyor. Dizinin, geri dönerek okumak isteyeceğiniz ve iz bırakacak repliklerini sizler için derledik.
"İnsan tıpkı bir meyvenin, çekirdeğini içinde taşıması gibi, kendi ölümü içinde taşır." demiştir Rilke. Er ya da geç hepimiz ölümün gözlerine bakacağımızı biliriz. Yine de o an hiç gelmeyecekmiş gibi yaşamayı seçeriz. Çünkü hayatta kalmak ve soyumuzu devam ettirmek bizim en güçlü dürtümüzdür. Ancak başka bir dürtü daha vardır bizi hayatta tutan. Bizi hem haya hem de bir diğerine bağlayan: Sevgi. - Ada / 1. Bölüm

Özgür: İnsan zamanla alışıyor herhalde.Yani öyle diyorlar.
Ada: Alışmak değil de... Galiba zaman geçtikçe acın hafifliyor. Şimdi söyleyeceğim şey kulağa biraz tuhaf gelebilir ama şu an annemle aramda hissettiğim bağ, yaşadığı zamankinden çok daha güçlü. Artık her zaman yanımda. - 1. Bölüm

İnsanın kurban psikolojisinden çıkması, sıkı sıkıya tutunduğu hikayeleri bırakması emek ve efor ister. Seanslarca terapi alsak bile hayatımızda gerçek adımlar atmadığımız sürece o döngülerden çıkmayı beklemek pasif bir iyimserlikten öteye gidemez. Deniz'i bulduğumda o farklı adımı attığımı düşünmüştüm. Her şeyin artık düzeleceğini, hayatımda yeni hikayelere yer açabileceğimi... Oysa hayat bizi tam da çözdüm zannettiğimiz yerden sınamaya mecburdur. Ve yeni başladığımız her hikaye ancak kalbimizi ne kadar genişletebildiğimize bağlı olarak şekillenebilir. - Ada / 2. Bölüm

Eskiden sanki muhteşem dalgaların arasında boğuşuyordum. Şimdi o dalgaları seyredip keyfini çıkaracağım bir limandayım gibi. Yani aslında bir şey değişmedi ama ben değiştim. - Ada / 3. Bölüm

Bedenimiz ruhumuzun barındığı yerdir. Gücümüzün ve kırılganlıklarımızın ifade bulduğu yer... Ayaklarımız yere basan köklerimiz; omurgamız tüm esip geçen rüzgara karşı esnekliğimiz; kollarımız kucaklamak, kucaklanmak isteyen kanatlarımız; göğsümüz, akciğerlerimiz ilahi olanla bağlantımız; başımızın tepesi, gökyüzüyle bizi bağlayan zamansız bilgeliğimiz... Bizler de birer ağaç gibiyiz. Kökleri yerin altında, dalları kanatlar gibi göğe uzanan. Kökleri olmadan kanatlarını açması da mümkün olmayan. - Ada / 6. Bölüm
"Düşman, hikayesini duymadığımız kişidir." demiş Zizek. Eğer öfkemizin hikayesini bilmezsek onu da düşman zannederiz. O öfkeli parçamızı anlamaya başladığımızda belki de artık bir düşmana ihtiyacımız kalmaz. - Ada / 7. Bölüm

Belki de koşulsuz sevgi dedikleri birini körü körüne sevmek demek değildi. Belki de ihtiyacımız koşulsuz değil, kabullü sevgiydi. Sevdiğimiz kişiyi yaşadıklarıyla, içinden geçtiği deneyimlerle ve onu bugüne taşıyan hikayesiyle kabul edebilmekti. - Ada / 7. Bölüm

Neden acılarımız bu kadar ortakken biz birbirimizi anlayamıyoruz. Neden bir takım inançlar, bir takım gelenekler bizim vicdanımızdan, bizim insanlığımızdan daha önemli? - Özgür / 7. Bölüm

Doğum ne kadar doğalsa doğanın döngüsünde, ölüm de öyle değil midir? Oysa biz bir doğumu doğal bir sevinçle karşılarken bir vedayı aynı doğallıkta karşılamakta zorlanırız. Çünkü sevdiğimiz birinin artık bizimle olmadığını kabul etmek hayattaki en büyük acıdır... Sevdiğimiz biri öldüğünde içimize oturan acı sadece vedaya ait değildir. Hayatın manasını sorgulatır bize. Bir insanın, bir yaşamın manasını... İyileşmek, düzelmek, gelişmek, daha iyi olmak, daha mutlu olmak için sarf ettiğimiz onca çaba biz öldüğümüz zaman nereye gider? Bu haya kattığımız mana biz ölünce neye dönüşür? - Ada / 8. bölüm

Evren dost canlısı bir yer midir? Belki de evren dost canlısı bir yer olmak zorunda değildir. Belki de deneyimlerimizi sahiplenmenin, her şeyi hayatın bir parçası olarak kabullenmenin içinde hiç beklenmedik bir güç ve iyileştirici bir huzur vardır. - Ada / 8. Bölüm
Ölümden sonra yaşam var mı, bilmiyorum ama şunu biliyorum ki ölümden sonra sevgi var. - Ada / 8. Bölüm