Uzunçorap 25.12.2015 Kiralık Aşk
Kiralık Aşk

#KiralıkAşk Vol.26
Dizi birkaç bölümdür istediğim ve tahmin ettiğim gibi ilerliyor. Tepedeki Ev'den başlayan aşağıya doğru yuvarlanma, ara sıra bir küçük tepeye çarpıp yükselir gibi olsa da, bu inişi değiştirmedi ve Ömer dibe vurup durdu.

 

Ömer ve Defne'nin ayrıldıkları deniz kenarındaki bankı, büyük bir dairenin merkeziymiş gibi düşünerek, bu ayrılışı şöyle okumuştum: Defne Ömer'i bankta bırakıp gitti.  Ömer Defne onun hem cezasıymış hem de ödülüymüş gibi orada, o merkezde Defne'nin dönüşünü bekliyor. Bölümde yürüyüp giden Ömer'se de manevi olarak bankta kalan Ömer'di, kalkıp giden Defne'ydi.
 

O ayrılıştan sonraki iki bölüm, yani Defne'nin Cherie'ye girmesi ve sonra da konkur için Passionis'le kapışılması olarak özetleyebileceğimiz iki bölüm Defne'nin koşarak uçarak vardığı çemberin dış kenarından, merkeze yani Ömer'in yanına dönmek için adımlamaları. Ömer "Seni beklerim öptüğün yerde", sori, terk ettiğin yerde şarkısıyla Defne'yi bekliyor. (Bu yazıda da bir şekilde Nilüfer'den kapı açıldı. Birkaç yazıdır, yalancı kuş nostalji rüzgârında şakıyor. Bu yazının şarkısı da Nilüfer'den gelsin o halde. Bkz. son sayfa süprizi.) Bunu da Defne'nin bilekliğini koluna takarak ifade etti. "Bırakmadım, bekliyorum," dedi.
 

Üstelik bu bileklik kendisine hediye edilmediği halde. Yerden alıp taktı bu bilekliği. Dahası bir zamanlar Sinan'ı kıskanmıştı bunlardan biriyle. Üstelik Sinan'ınki hediyeydi, böylesi değildi. Buna rağmen Defne anlamazlıktan geliyor ya da düpedüz anlamıyor. "Yafu bu niye benim bilekliğimi almış takıyor" demiyor. İz'e aşkından takıyor değil herhalde! Defne Topal'dan "Aşkı Bulmanın ve Kaybetmenin Yolları"!   


Rezil Sevgilim, Şerefli Rakibim


Sinan için, güvenmediği için ayrıldıkları Yasemin bile şerefli rakip olduktan sonra, Sude de nihayetinde kendisini affettirir, öyle böyle. Sinan kin tutmaz, tavrı uzun sürdürmez. Ayrıca bunu affetmeyecek kişinin, Koray'ın getirdiği Cherie tasarımlarına da bakmamış olması gerekir. Yani farz etti ki, tasarımları getiren Sude. Sinan nasıl Koray'a kızmadıysa Sude'ye de kızamaz. Yine de Sinan bu. sağı solu belli olmuyor, daha doğrusu bazı konularda tam sınırda duruyor ve kolayca iki tarafa da kayabiliyor gibi. 
 

Ve Sude'ye olan ilgi alâkasından da emin olamıyor insan. "Biz arkadaş kalalım" deyip hop sırtını dönerse de şaşırmam, ondaki maya böyle gibi. Hava burcu Sinan. İkizler olması muhtemel. Hem yükseleni, hem alçalanı. Çifte ikizler.  Zaten Sinan'ın sürekli, "ateş almaya geldim" ve "hopp ben kaçtım," der gibi, yarısı içerde yarısı dışarda, hareket halinde, fır dolayı bir hali var. İkizler mi, terazi mi, kova mı... İnsan sevmek istese, sevecek zaman bulamaz. Sevmeye meylin olsa özlemi göze alacaksın. Öyle bir tip. Yine de Sinan'daki bunca hercailiğe, bunca havailiğe rağmen geçmişten çıkıp çıkp gelen bütün eski sevgililer Ömer'de. İlginç. 


Geçen haftalarda bu grubun burçları üzerine epey kafa yordum. Şimdiye dek fırsat olmadı ama bir yazıda tahminlerimi filanlarımı yazayım diyorum. Önce Ömer için Kova mı acep dedim, malum namı diğer "dahilerin burcu". Fakat Kova demek teknoloji demek. Ömer'in de teknolojiye ilgisi neredeyse sıfır. Gerçi akıllı saat kullandı falan ama sonuçta ülkenin en gözde tasarımcılarından, özel hayatına reklam almış der geçeriz, asıl geçen bölümlerden birinde arabası yenilenecekti ve markası modeli motoru şusu busu ne olsun, zerre zaim ilgilenmedi bile. Şükrü'ye yolladı pası, sen karar ver, falan filan dedi. Yani teknoloj ilgisi dersinden sınıfta kalıyor. Adalet duygusunu düşünüp Terazi diyebiliriz ama pek karasızlık da yaşamıyor. Ateş grubundan desek, durgun; toprak desek, duygusal; su desek, realist. Yani Ne ateş ne toprak, ne su. Sanki yine en çok hava, sanki Terazi. Neyse, başka bir yazıya. 


Sinan'a dönersek, gönlünden Yasemin gider, Defne gelir, Defne gider Sude gelir, Sude gider başkası gelir. Bir de Cherie alt kata geldi geleli, Yasemin ve Sinan, Defne ile Ömer'den daha çok karşılaşıyorlar asansörde. Ve bu karşılaşmalarda da Sinan'ın alıcı bakışları, her seferinde iltifatları var. Yasemin'e ilgisi bitmedi, bitmemedi, bitememiş. Hani arada İso olmasa, senaryo yeniden Sinan'ı Yasemin'e mi kaydırıyor diyeceğim. Yasemin "Kiralık Aşk" logosunun ortasına, bir yanına Sinan, bir yanına İso. Olmaz mı?
 

Logo demişken, dizinin bazı logolarında ortada Defne, sağ ve solda Ömer ve Sinan vardı. Buna göre Defne bu iki aşkın arasında kalacak gibiydi, fakat senaryo başka bir yere geldi. Senaryo değiştiyse neden, değişmediyse bu logo neden? Yeni haliyle bir yanında Ömer, bir yanında Deniz olur herhalde.  Ömer'in de bir yanında Defne, bir yanında İz. Aslında karakterlere bu logoyu ayrı ayrı yapmalı. Çoğu çapraz ateş altında.
  

Nihayet ilk kez bu bölümde, Sinan'ın odasının camı ve manzarası göründü. Niye bunca zaman sakladılar acaba. Hatta bir bölümde Koray da demişti, "Ayy Sinan odanın manzarası çok çirkin," diye. Ya orada inşaat bir şey vardı, bitti, ya yan binadan çekmeyin, yakın dediler, rica filan ettiler. Neyse artık, izin bir şey çıkmış. Nihayet göstermeye başladılar. Yani şahane bir manzara değil ama fazla gizli olunca da dikkati oraya çekiyordu.
 

Sinan konkura birlikte katılma konusunda teklif yapmak için Yasemin'le öğle yemeğinde buluşup da "Sana iki saat müddet, sonra teklifi geri çekerim" falan filan dediğinde "Sinan ne iyi oynuyormuş ya, göründüğün kadar yumuşak değilsin, demek ki" dedi Yasemin. Evet, giderek Sinan'ın iş konusundaki hırsı ya da tutkusu, becerikliliği vurgulanmaya başlandı. İleride bunu başka ağızlardan ve sürekli duymayı umuyorum. 
 
Bir de Koray'ın cır cır öttüğü ve Sinan'ın telefonla konuştuğu o komik sahnede, Koray Sinan'a "Eneze" diye hönkürünce Sinan'la aynı anda "Eneze ne be?" diye bağırdım ben de. "Cılız, güçsüz, zayıf, sönük ışık" demekmiş. - 1001 Tv
Kiralık Aşk Kiralık Aşk Kiralık Aşk Kiralık Aşk

Paylaş

 

Tüm Kiralık Aşk Bilgileri