Uzunçorap 21.04.2015 Karadayı
Karadayı

Bu bölüm, Karadayı'da dizinin denge odaklarından Feride'nin gerçeğe uyandığı ve safını netleştirdiği, şimdiye kadar Mahir ve Mehmet Saim arasında gizli ve açık süren savaşın bundan sonra Feride'yle babası arasında devam edeceği yeni bir dönemin başlangıcına işaret eden bir bölüm oldu. Artık Mehmet Saim'in karşısında işine her geldiğinde kabadayılıkla, yasadışı işler yapmakla suçladığı Mahir yok. Kendisi gibi devlet kurumlarını temsil eden, bakanlıkla kıyaslanmasa da elinde yaptırımları olan kızı Feride var.

Üstelik artık Mahir'in planlarını farkında olmadan babasına söylemeyecek ve istemeden de olsa Mehmet Saim'e hizmet etmeyecek bir Feride var. 

Bu faktörler dışında Feride'nin kızı olmasının Mehmet Saim'i durduracağını, zalim işlerine devam ederken elini titreteceğini beklemiyoruz. Kara Para Aşk'ta hastane odasında, Ömer'e seslenemesin diye kalp krizi geçirmiş annesinin ağzını kapatarak neredeyse boğulmasına sebep olacak Hüseyin gibi, Mehmet Saim'in de suç batağının gözü kararmışlığında yokuş aşağı yuvarlanmakta olduğunu tahmin etmek mümkün.

Mehmet Saim kendi kızına karşı bile tetikte bir adam.  Feride'deki hal ve tavır değişikliklerine işkillenmesi gelecek bölümü bile bulmaz. Feride'den daha kurnaz, orası da kesin. E, daha düşman, daha sert, o da malum. Dolayısıyla Feride'nin karşısında işine geldiğinde kurnaz, işine geldiğinde zorba, hilede hurdada usta, çetin ceviz bir Mehmet Saim var. 

Feride Mahir'e gitmekle en doğrusunu yaptı. O sahnede babası konusunda Mahir'in haklı olduğunu itiraf etti. En son görüştüklerinde, kısmen de haklı olarak, bu konuda Mahir'le uzlaşamayarak çekip gitmişti. Şimdi o da aynı "kanaatte" olarak geldi. Burada Mahir'den daha fazla tepki bekledim. Tepkileri karışık geldi bana, biraz da geriden geldi sanki. Öncelikle Feride de artık onunla aynı fikirde olduğunu söylüyor, o da babasının beyefendi olduğunu düşünüyor, yani Mahir için büyük bir olay olmalı bu, artık Feride'yi kaybetmesi de gerekmiyor gelinen bu durumla. Fakat Mahir tepkisiz.  Şaşırdı mı, rahatladı mı, belirsiz. Sonra Feride bebeği aldırmadığını ima ediyor. En son Belgin "Bebek gitti" demişti. Mahir başka bir şey bilmiyordu. Bu habere de sevinmedi, tepki vermedi. Sonra, Kerime Hanım'ın vefatını duyduğunda aklına Mehmet Saim'in öldürmüş olabileceği gelmişti, fakat bunu Feride söyleyince çok şaşırdı. Dediğim gibi Mahir'in tepki zamanlaması allak bullak etti. 

Bu sahnede yine de Mahir'in tarafındayım ve bölümlerdir dilimde söylemekten tüy bitiren bir şeyi Feride'nin idrak ve  itiraf etmesiyle bir "oh be!" dedim. Dedi ki Feride: "Yürüdüğün yolda ben sana hep kızdım, engel olmaya çalıştım, yoluna taş koydum. Ama şimdi anlıyorum seni." Mahir bunca zaman gizli görünmez düşmanlarla savaşmaya uğraşırken, bir yandan da, incitmemeye ve gönlünü kırmamaya çalışarak, Feride'nin ısrarla istediği sözleri vererek, o sözleri tutmaya çalışarak yoruldu.

Mahir'in yolunda biri görünmez düşmanları, biri de canı cananı Feride olmak üzere onu durmaya iten iki karşı güç vardı. Bu uzun yürüyüşte biz senaryo gereği Mahir'in iç dünyasına Feride'den daha vakıftık, daha yakındık. Şahsen, çok önceden beri Feride'nin Mahir'in acısını yeteri kadar anlayamadığını, hissedemediğini, Mahir'in ve ailesinin başına gelen felaketi idrak edemediğini ve bu yüzden Mahir'in içinde bulunduğu çaresizliği ve mecburiyetlerini de anlayamadığını düşünüyordum.  Mahir'in öz annesi öldü, anne bildiği insan öldü, ufacık el kadar yeğeni öldü, üstelik bu düşmanlık hala devam ediyor mu, başka neler yapacak belli değil, çünkü sebebi belli değildi. Feride işte bunları anlayamıyordu. Mahir dursa düşmanlık da duracak sanıyordu, sanki Mahir başlatmış gibi. 

Feride'nin babasının gerçek durumunu idrak edişinde de bazı eksikler oldu. Adeta sadece şoförleri Vedat'ın şahitliğiyle babasının katil olduğuna ikna oldu. Daha önce Mahir'in söyledikleri, sonra annesinin Vedat'ı gönderip Songül'ün yerini haber vermesi, daha sonra bizzat telefon edip anlatacağı çok önemli şeyler olduğunu söyleyip Feride'yi eve çağırması gibi ipuçlarını Feride'nin bu durumla birleştirdiğine şahit olunmadı.  Böyle bir şey olsaydı Suna'yla konuşurken söylerdi. Şu da olmadı: Suna da şüpheci biri halbuki ama Feride'ye karşı neredeyse Mehmet Saim'i savundu bir süre. Neyse ki Vedat arayıp da Mehmet Saim telefonu Suna'dan vermesini istediğinde gayet akıllıca davranıp ahize tuşlarını kapattı.   

Bölümün finalinde kanımca şimdiye kadarki gelişe ters bir durum oldu ve mantıklı da olmadı. Bunca zaman amacı sadece Feride'nin gönlünü kazanabilmek için Mahir'e Mehmet Saim'i öldürtmek olan eski savcı Turgut, dümenini birden sadece Mehmet Saim'i ortadan kaldırmaya kırdı. Halbuki Turgut dediğin bugüne kadar hoşuna gitmeyen adamları ortadan kaldırmak yerine, kukla gibi oynatmayı tercih eden, tercihi bırak, bundan zekası için bir oyun çıkararak eğlenen bir adamdı. Üstelik kabadayılar müessesesine girmek için Mehmet Saim'in de yardımına ihtiyaç duyuyor. Bundan sonra kirli işleri sürdürürken de duyacak. Yani nereden çıktı şimdi bu Barut Necdet'e, Mehmet Saim'in işini bitirme görevi vermek? Hiç oldu mu!

Bir başka mantıksızlık da Mehmet Saim ve Seyis diyaloğunda oldu. Seyis, Mehmet Saim'in de dediği gibi açıkça Mahir'in yanında saf tutmuş, dolayısıyla çoktan Mehmet Saim'le köprüleri atmıştı. Şimdi, Turgut'un istemesi üzerine Mehmet Saim Seyis'i aradığında, sanki ortada Seyis'in bozulmasından korkacağı pürüzsüz bir ilişki varmış gibi "Turgut'u yok sayma, yoksa ben de seni yok sayarım" diye tehdit etmesi gayet mantıksızdı. Asıl bu saatten sonra, üstelik Turgut'u en başından istemezken, Seyis'in "Eh peki madem" deyip eski tas eski hamama dönmesi beklenemez. Kanımca gidişat, buradan şuraya bağlanaca: Seyis teklifi / tehdidi kabul etmiş görünecek, Mehmet Saim'le işbirliğine tekrar başlayacak, ama öncesinde vaziyeti bizimkilere haber verecek, işler sürerken Feride ve Mahir'e bilgi sızdıracak, kahramanlarımız da Mehmet Saim'e suç üstü yapacaklar. Önümüzdeki bölümler için genel tahminim. 

Bu arada, Mahir daha önce de hapse girmişti. Ama o zamanki Mahir, bu Mahir değildi. Mahir bu sefer gerçekten farklı bir ruh hali içinde. Koşulları değişince, yine eski Mahir geri gelecektir diye düşünüyorum ama şu anda böyle.  Eski Mahir koğuşta daha güler yüzlü, gönül alıcı, tatlı dilliydi. Şimdi ise gözleri, bakışları acı, konuşması sert, o da konuşursa zaten, genelde kimseyle konuşmuyor, suskun. Ne kendinde tat var, ne sözlerinde. "Umudumu kaybettim" demesiyle bu hali tutarlı.

Önümüzdeki bölümde bakalım Mahir hapishaneden nasıl kaçabilecek, Feride şoförün banka kasasında sakladığı suç aletini nasıl alabilecek? Barut Necdet sonuçta iyi kötü iş yaptığı Mehmet Saim'i ortadan kaldırmayı deneyecek mi, Ayten öz kızı gibi sahiplendiği bebeğine kavuşabilecek mi, Turgut kabadayıların mıntıka oyununa dahil olabilecek mi, Belgin kurduğu tuzaklara elbet kendi düşecek mi, Seyis, Mahir ve ailesinin güvenini kazanabilecek mi? Mahir ve Feride sokaklarda elele, güvende ve özgürce yürüyebilecek mi? Güzel günler ne kadar uzakta. Beklenip görülecek.

Karadayı

Bu arada, Mahir daha önce de hapse girmişti. Ama o zamanki Mahir, bu Mahir değildi. Mahir bu sefer gerçekten farklı bir ruh hali içinde. Koşulları değişince, yine eski Mahir geri gelecektir diye düşünüyorum ama şu anda böyle.  Eski Mahir koğuşta daha güler yüzlü, gönül alıcı, tatlı dilliydi. Şimdi ise gözleri, bakışları acı, konuşması sert, o da konuşursa zaten, genelde kimseyle konuşmuyor, suskun. Ne kendinde tat var, ne sözlerinde. "Umudumu kaybettim" demesiyle bu hali tutarlı.

Karadayı Karadayı Karadayı Karadayı

Paylaş

 

Tüm Karadayı Bilgileri