Kalbi kırılan kim olacak?

Işınla Bizi Scotty 28.11.2016 Seviyor Sevmiyor
Seviyor Sevmiyor

Haftaların, ayların gizemi nihayet çözüldü. Yiğit gerçeği öğrendi. Elbette beklendiği gibi çok üzüldü, büyük hayal kırıklığı yaşadı, kendisini hem rezil olmuş, hem aldatılmış hissetti. Ama doğrusu bu acıyı ve sarsıntıyı beklediğimden çabuk atlattı. Tanıdığımız, bildiğimiz kadarıyla Yiğit çok hassas bir insan. Başta onun sert, despot ve kibirli tarafını gördük ama çektiği onca sıkıntıyla sevilmeye, değer verilmeye, anlaşılmaya büyük bir ihtiyaç duyan; sevdiği insanlara da çok değer veren, kalbini açan, derin bir sadakat ve bağlılıkla tutunan duygusal bir karakter. Daha önce babası, annesi, çocukluğu ya da Deniz hakkında yıkılma, bunalıma girme derecesinde etkilendiği olaylara şahit olduk. Bizim bunca bölümdür tanıdığımız Yiğit'in birkaç bilgisayar kırıp kendini caddelerde yerlere attıktan sonra hemen öfke ve intikam etabına geçmesini beklemezdim doğrusu. Üstelik Yiğit'in gerçeği bilmiyor oluşu dizinin üzerine kurulduğu ana konu. Öyle ki  bir yığın insanın Yiğit'in gerçeği öğrenmemesi için taklalar atttığını, akla hayale gelmedik bir dünya şey yaptığını izledik haftalarca. Şimdi Yiğit gerçeği örendiğinde bütün bölüm onun yaşadığı şoka, hayal kırıklığına, acısına adansa bile hiç yadırgamazdım. 

 

Her ne kadar üzüntü kısmını çabuk atlatsa da Yiğit'in her şekilde, herkesten hesap sormaya ve kendisine yapılanların bedelini ödetmeye hakkı var. Mutsuz ve sahte bir evliliğe sürüklendiği büyük bir aldatma yaşadı; en güvendiği insanla en nefret ettiğinin birlik olduğu koca bir çete tarafından. Yine de benim tanıdığım Yiğit, öğrendiği akşamın sabahında koşa koşa İrem'e gidip ona gelecekte bir ilişki vaadinde bulunarak, karşılığında kulu kölesi olup ne diyorsa yapma sözü istemezdi. Bu çok sinsice bir davranıştı. Yiğit son birkaç bölümdür epey değişti. Bu konu, geçen bölüm derginin patronlarıyla yapılan yemekte de konuşulmuştu zaten. Gazi de şaşırmıştı onun böyle hileler, şantajlarla iş yapan birine dönüşmesine. Ben de Deniz'in amiri olmasını kendi kişisel çıkarlarına kullanmasını yadırgamıştım örneğin. Yiğit asabiydi, suratsızdı, sivri dilliydi, kalp kırardı ama sinsi, hesapçı, arkadan iş çeviren bir adam değildi. Böyle olmaya başladığından beri benim de ona mesafem arttı. Eskisi kadar sempati duymuyorum; haklı olmasına karşın acısını da eskisi kadar önemseyemiyorum.
 

Yiğit'inki kadar olmasa da büyük bir hayal ve kalp kırıklığı yaşayan biri daha vardı: Tuna. Geçen bölüm İrem'in oyunuyla Deniz'in kendisiyle birlikte olduğuna pişman olduğunu sesinden duymuş ve ona özgürlüğünü vermek için aldatma numarası yapmıştı. Başvurduğu bu klişe ve aşırı dramatik yol işe yaradı. Deniz kahroldu. Tuna'ya çok güveniyordu. Böyle bir şeyi bekleyeceği son insan oydu belki de. O "doğru" olandı sonuçta. Deniz önce kabul etmek istemedi. Tuna'yı, onun da söylediği gibi belki de en iyi tanıyan insan oydu. Tuna'nın bunu Deniz'i kendisinden uzaklaştırmak için yaptığını görebiliyordu ama Tuna o kadar ısrarcı ve inandırıcıydı ki Deniz de büyük kalp ve hayal kırıklığıyla durumu kabul etmek zorunda kaldı.

O andan sonra da Tuna'nın işkencesi başladı. Hâlâ kendisini sadece Deniz'in mutluluğuna adamış olduğundan bütün gün Yiğit'in gerçeği öğrenmiş olma ihtimalinin peşinde koşturup Deniz'i uyarmaya çalıştı. Bu sırada nelere tanık olmadı ki? Bir gün önce kendisinden istemeyerek ayrılan Deniz'in Yiğit'e avazı çıktığı kadar "Sana aşığım, seni seviyorum" diye bağırması... Yiğit'in Deniz'i öpmesi, onun da karşılık vermesi.. Hatta en sonunda Deniz'in hayatından endişe ederek can havliyle yanlarına vardığında Yiğit'in Deniz için hazırladığı bir sürprizle evlilik teklif etmesi.. Tuna'nın zaten Deniz yüzünden kırık olan kalbi bu kadar acıyı nasıl kaldırsın? Ama işin doğrusu biz onun çektiği acıya da fazla tanık olamadık. O arkada mıknatıs gibi üzerine çektiği darbelerle boğuşurken asıl olaylar önde oluyordu. Senaryomuz bize Tuna'nın kalbinin kırıldığını gösteriyor ama bizi şimdilik bununla fazla meşgul etmeyip "atın cebe, zamanı gelene dek bekleyin" diyordu adeta.

 
Bölüm Yiğit'in Deniz'i gerçeklerle ilgili sıkıştırma, ağzını arama, ürkütme ve henüz şekli şemali belli olmayan intikam planları üzerineydi. Yiğit'in aslında ne hissettiğini, içinden ne geçtiğini, söylediklerinin ne kadarının samimi olduğunu anlayamasak da Deniz'le olan bütün sahnelerini çok sevdim. Deniz'in aşk itirafının geldiği, ikinci ama ilk doğru düzgün öpüşmelerinin yaşandığı sahne, enerjisi çok yüksek, çok güzel oynanmış, etkili bir sahneydi. Arka planda Tuna'nın izliyor oluşu işi elbette tatsızlaştırmıştı. Tuna izliyor olmasa, aklımızın yarısı onda olmasa çok daha derin ve duygusal bir sahne olabilirdi.
 

Mahallede geçen sahneler -benim bu dizide en sevdiğim kısımlardan olan-  çocukluk anılarıyla dolu, Yiğit'in çok duygusallaştığı ve yine sevdiğim eski haline büründüğü, Deniz'in  ise çok bocaladığı,  hoş sahnelerdi. (Şimdi düşününce bu sahnede onları arkadan izleyen bir Tuna eksikmiş, bakın.)  Gerilimin gittikçe tırmandığı, Yiğit'in Deniz'i bile isteye korkuttuğu, "yok artık öldürtecek değil herhalde" dediğimiz kadar "psikopatlaştığı" sahnenin devamında yaşanan evlilik teklifi, Yiğit'in hazırladığı sürpriz de yine çok keyifliydi (Havai fişekler işi çok basitleştirmiş ve zevksizleştimiş olsa da). Ne yazık ki o tatlı sahne de Tuna'nın yaşadığı şok ve kalp kırıklığıyla gölgelendi. 

Defalarca kalplerin kırıldığına tanık olsak da keyif aldığım bir bölüm oldu. Bölümün yıldızı benim için Zeynep Çamcı'ydı. Hem Tuna'yla yaşadıkları hem Yiğit'in onda yarattığı psikolojik baskıyla çırpınışları, acısı, öfkesi o kadar gerçek ve güçlüydü ki, ekran karşısında  izlerken onunla birlikte boğuldum, morardım ben de. Aynı zamanda Deniz'in en gergin sahnelerde bile hiç bırakmadığı afacanlığıyla da yine çok eğlenceli ve şirindi.

Deniz'in afacanlıklarından söz etmişken; bakkalın Deniz'i onca yıl sonra görür görmez tanıması sizde de Yiğit'e karşı bir öfke oluşturdu mu yine? Mahalle bakkalı bile tanıyor, sen hayatının aşkını, ruh eşini görünce tanımayıp başka birine gidiyorsun. Bu "ama o Deniz'i çok mükemmel hatırlıyor"la açıklanabilecek bir şey değil. Deniz onun için o "mükemmel, güzel, alımlı, popüler" kızdan çok daha öte, ruhuna çok daha yakın, kalbini görebildiği biri değil miydi? Şimdi  o gözler hevesle ona bakıyorken nasıl yanından tanımayarak geçip, yabancı bir insanı o zannedebilir? Deniz ve Yiğit ilişkisine, özellikle Deniz'in duygularını ve mutluluğunu bu bölüm daha çok görebildikten sonra yine ısındım. Ama Yiğit'in baştaki o şekilciği her zaman bir şeyleri eksik bırakacak bende. Yiğit hayatını adadığını söylediği o kızı görünce tanımadı; nasıl görünürse görünsün, aynı insandı aslında, aynı ruh, aynı şefkatli kalp. Tuna ise, Deniz bir yabancıyken bile görür görmez tanıdı onu; o kalbi ve ruhu gördü. Bu yüzden de benim için hep bir adım önde olacak.

Tuna, kendisinin de söylediği gibi, bile bile lades deyip başkasına aşık biriyle birlikte olmaya çalışmıştı. Sonra onların biraraya geleceklerini bilerek, yani yine bile bile lades diyerek ondan ayrıldı. Gördükleri olacak şeylerdi, o da biliyordu. Gözünün önünde olmasaydı iyiydi tabi. Sahi niye gözünün önünde oldu bunlar? Biz niye böyle durmaksızın Tuna'nın tekrar tekrar kalbinin kırılışını izledik. Esas çiftin en romantik anlarında bile neden hep bir yanda Tuna vardı? Bu bana bu intikam oyunun alacağı şekle göre Tuna ve Deniz ilişkisinin bir noktada yeniden gündeme geleceğini düşündürüyor. O aldatma yalanı da açığa çıkacaktır elbette.  Ama Bir Yiğit'le bir Tuna'yla ilişki arasında gidip gelen Deniz'in sonunda nereye varacağını kestirmek çok zor. Eğer dizi yayın süresi anlamında fırsat bulursa bütün bu konular için şimdiden zemin hazırlanıyor gibi görünüyor ama eğer zaman bulunamazsa Yiğit'in intikam oyunun bir parçası olarak mutluluktan uçan Deniz yere çakılacak, sonunda onu yine Tuna mı teselli edecek? Ondan ayrıldıktan bir gün sonra başkasına "sana aşığım" dediğini duyduğu birinin kendisi için bir şey hissedebileceğine nasıl inanacak?

Peki Yiğit, aslında bütün kalbiyle sevdiği, bir başkası sandığında bile yine yeniden gidip ona aşık olduğu Deniz'in kalbini bile isteye, uzun uzun ve planlı kırabilecek mi? Vicdanı buna izin verecek mi? Ya kendi duyguları? Bu intikam oyunu sırasında o neler yaşayacak? Duyguları değişecek mi? Pişman mı olacak? Birbilerini affetmeyi başarabilecekler mi? Bu hikayenin sonunda kalbi kırık olan kim olacak? - 1001 Tv

 

 

Paylaş

 

Tüm Seviyor Sevmiyor Bilgileri