Uzunçorap 31.05.2016 Hayat Şarkısı
Hayat Şarkısı
Hayat Şarkısı'ndan birkaç haftadır uzakta kalmıştım. Bu hafta izlemediğim bu eksik bolumleri izleyip açığı kapatayım dedim ama izlerken sıkıldım, bir saatten öte yol alamadım. Sebebi ne ya da neler, diye düşününce aklıma gelenler şöyle:

Öncelikle dizi benim için başlardaki komedisini kaybetti. Önceleri yan hikayelerde hafif dram mevcuttu, ama merkezde küçük Hülya'nın sınır tanımaz egosunun ve kendi gücüne safça inancının şaşırtıcı, absürd komikliği ile, mimikleri ve hınzır laf sokmalarıyla Bayram Cevher'in bulunduğu sahnelere ağır komedi lezzeti getiren bir tat vardı. Fakat zamanla dram arttı ve komediyi dövmeye başladı.

Mahir "şeef" deyişleri, konuşması, tavırlarıyla ne kadar canayakın olursa olsun Hülya ile birleşip Filiz'e yaptıkları çok kötü. Kerim başından beri pasif bir karakter. İdealleri var ama bedel ödeyesi yok. Sanırım bu onu pasif kılıyor. Aksiyon almıyor, rahatına düşkün, gelen topa vuruyor.

Melek ve Hüseyin'in aşkı, Hülya ve Kerim'in aşkından daha güçlü geliyor bana. Fakat onların da dramı bitmiyor. Zeynep karakterinin hırsı, manevraları da diziye dinanizm katıyor ama Hülyanın sadece kurnaz değil şanslı olmasına yeniliyor.  Hülya'nın böyle şanslı olması işin inandırıcılığını da azaltıyor. Şimdi Cem niye Hülya'yı Zeynep'e karşı korusun ki şu Cihangir'deki ev mevzusunda. Niye Hülya'ya gerçeği anlatsın ki? Cem Hülya'ya değer mi veriyor ki?

İşte öyle böyle derken, o mutlu mesut Cevher ailesi ve peşinde de dizi, dramda dağıldı sanki.  
Diziyle ilgili bir başka sorunum da Hülya karakterinin gerçek halini bir türlü göremiyoruz gibi hissetmek.

Hülya o kadar çok rol yapıyor ki, kendi başınayken bile rol yapıyormuş gibi geliyor. Bir yandan kendine çok güvenli, bencil, acımasız ve kurnaz biri, öte yandan Bayram Cevher'e babacım, Süheyla Cevher'e annecim, ağzından dilinden her şeyinden şeker damlıyor. O babacım derken, şekeri izleyenin boğazını yakıyor. Üstelik ne kadar samimi belli değil. Çünkü gerçek? yüzünü gösterdiği, içini dışını bilen insanlara mesela Mahir'e böyle tatlı değil, sert, keskin, otoriter bir tarafı var. Öte yandan Kerim'e çok aşık, öyle ki yanında ne yapacağını, nereye bakacağını bilemeyecek kadar utangaç. Buralarda da abartılı. Madem Kerim'e bu kadar aşıktın, görmediğin yıllar boyunca niye hatırlayıp da bir yolunu bulup ulaşmadın? Artık internet var, bir şeyler var. Ha, sevmeyene saygım var, diyorsan, en güzeli, ama o zaman da duracaksın durduğun yerde. Gerisini zorlamayacaksın. Hem nerede o eski küçük dobra Hülya, nerede bu içten pazarlıklı Hülya. Gerçi yine zeki, yine inatçı, dediğim dedik çaldığım düdük ama adeta küçük Hülya  yıllar içinde hayatla savaşını cephede kazanamayacağını anlayıp yerin altına inmiş, gerilla savaşına başlamış. Dizinin adı da Hayat Şarkısı yerine Hayat Savaşı gibi bir şey olsaymış olurmuş. 

Paylaş

 

Tüm Hayat Şarkısı Bilgileri