Gökhan Alkan, Cesur ve Güzel, Kördüğüm

Işınla Bizi Scotty 19.10.2016 Seviyor Sevmiyor
Seviyor Sevmiyor

Seviyor Sevmiyor'un son bölümünü pek sevemedim. Olayları kopuk ve birbiriyle bağlantısız, kurgusu sorunlu, temposu düşük bir bölümdü. "O niye böyle oldu? Hayda! Bu şimdi niye böyle söyledi? Hiç olur mu öyle şey, çok mantıksız!"lar ağzımdan düşmedi bölüm boyu. İnanın tek tek saymaya kalkışsam yazmakla bitiremem. Yine de bölümden zevk alabilmemi sağlayan, hiç değilse gördüğüm şeylerin bir kısmına inanmamı sağlayabilecek bir şey vardı ama; Gökhan Alkan'ın performansı.

 
Önceki dizisi Kocamın Ailesi'nde rast geldiğim bir kaç sahne dışında, Gökhan Alkan'ı daha önce izlememiştim. Elbette çok fikir vermez ama o gördüğüm sahnelerde de beni etkilememişti, dikkatimi çekmemişti. Seviyor Sevmiyor'un ilk tanıtımları yayınlandığında da role çok uygun olmayabileceğini düşündüm ama kendisi beni çok şaşırttı. Daha ilk bölümden hem kibirli, züppe, asabi bir patronu hem de geçmişten gelen saf aşkının peşinde duygusal ve sempatik bir adamı aynı anda oldukça başarılı oynuyordu. Zaman zaman çocukluk travmalarını yansıtma şeklini biraz abartılı bulduğumu da söylemeliyim ama genel olarak çok dozunda ve inandırıcı bir performans gösteriyordu. Ama şu son iki-üç bölümdür Alkan, kendi başarılı performansını bile aştı.
 
Seviyor Sevmiyor -her şey bir yana- benim oyunculukları açısından çok sevdiğim bir dizi. Zeynep Çamcı artık favori oyuncularım arasında. Yiğit Kirazcı harika bir Tuna yarattı. Yan karakterlerin hepsi de tatlı ve dengeli canlandırılıyorlar. Ama özellikle Yiğit'in Deniz'e aşık olmaya başladığı son birkaç bölümdür Gökhan Alkan harikalar yaratıyor. Karakterinin bütün çelişkilerini, gelgitlerini, çabalamalarını, incinmelerini, umutlanmalarını... hiçbirini atlamadan, en küçük detayına kadar öyle doğallıkla yansıtıyor ki hayret etmemek ve hayran olmamak elde değil. Üstelik bütün bunları, romantik-komedinin gerektirdiği ton ve ağırlığı bozmadan, abartmadan gerçekleştiriyor. 
 
Dizide en yakınlık duyduğum karakter Tuna, en sevdiklerim Deniz ve Tuna ve desteklediğim çift de Deniz ve Tuna. Bununla birlikte (diğer tüm performanslar da çok iyi olmasına rağmen) Yiğit'in derinliği ve inandırıcılığı nedeniyle, ister istemez Yiğit'e daha yakın hissetmeye, onunla daha fazla empati yapabilmeye başladım. Şu an yeni bölümü heyecanla bekleme sebeplerimin başında geliyor Yiğit'in yaşadıklarını görmek. 

Cesur ve Güzel'in ilk tanıtımı hayal kırıklığı yarattı

Başrollerinde Tuba Büyüküstün ve Kıvanç Tatlıtuğ'un yer aldığı, Ay Yapım tarafından Star Tv için hazırlanan Cusur ve Güzel'in ilk tanıtımı yayınlandı. Bu diziyle ilgili beklentim büyüktü. Başta Kıvanç Tatlıtuğ'un başrolünde yer alacağı Siyah-Beyaz adında bir proje olarak başlamıştı. Daha sonra Tuba Büyüküstün de dahil oldu. Yeni sezona az bir zaman kala, basına yansayan şekliyle, senaryoyla ilgili anlaşmazlık yaşanması nedeniyle o projeden vazgeçildi ve şu anki haliyle Cesur ve Güzel projesine geçiş yapıldı. İki büyük yıldızı ilk defa bir arada izleyecek olmanın getirdiği heyecanın yanı sıra, önlerine tonlarca seçenek getirilen, istedikleri her projede yer alabilecek bu iki yıldızın birlikte "olur" verdiği bir projenin - hele ki Ay Yapım'ınsa- özel ve güçlü bir iş olmasını bekliyor insan.

 
Ne var ki dizi hakkında basına verilen ilk bilgilerde gördüğümüz konu ve onun anlatılış şekli maalesef çok sıradan, basmakalıp ve hatta deyim yerindeyse, bayat görünüyordu:  Yakışıklı ve gizemli bir adamın kasabaya bomba gibi düşmesi, karşı koyamadıkları çekim, iki gencin mutluluk hayali, imkansız aşk...
 
Bu metin, karakterlerin tanımlamaları, olayların gelişimine bakış açısı her ne kadar ağızda ekşimsi bir tat bıraksa da "tanıtımı görene kadar beklemeli" diye düşündüm. Tanıtım da nihayet dün akşam yayınlandı. Maalesef sonuç korktuğum gibi. Biri arazi aracında, diğeri at sırtındaki iki karakter ormanlık bir alanda karşılaşıyorlar. At ürküyor. Kahraman gizemli adamımız atın üstüne atlıyor, birlikte yere yuvarlanıyorlar. Kızımız biraz hırçın, adam biraz çapkın. O debelenmede kıza Amerikan esprisi tadında iltifatlar ediyor. Televizyonda ve sinemada bu karşılaşmanın ve karakterlerin kim bilir kaç versiyonunu görmüşüzdür. Henüz görmediğimiz, sürprizli bir tarafları vardır desek, özet öyle bir şey de vaat etmiyor.
 
Görüntüler ve mekan güzel, iki oyuncu birarada görsel şölen zaten. Yalnız atın huysuzlanıp kontrolden çıkması ve durdurulması anlarında çok büyük bir tuhaflık var. Çekim hiç doğal görünmüyor. Sühan, atın üstünde gidiyor gibi bile görünmüyor. 
 
Önceki projenin iptal edilmesi üzerine Cesur ve Güzel bir B planıydı. Birçok şey belki de aceleye geldi. Yayın tarihi de bir ay gecikti zaten. Dolayısıyla mükemmel bir sonuç beklemiyordum ama gördüklerim benim için heves kırıcı oldu. Yine de, en azından ilk bölüm için ekran karşısında olmaya kararlıyım. 
 

 

Beklenen final haberi geldi
 
Beklendiği gibi Kördüğüm'ün final haberi geldi. Ama bu kadar da çabuk beklemiyordum doğrusu. Final bölümünün özeti düğümlerin bir bir çözüldüğünü, soruların cevap bulduğunu söylüyor ama bölümün fragmanlarının bu final kararından haberi yok. 
 
Kördüğüm, geçen sezonun ortalarında başladığında, özellikle bir anda tek başına kalan küçük Kaan'ın hikayesi ve birbirinden taban tabana zıt iki adamın ortak otomobil yapma tutkuları etrafında biraraya gelişleri temasıyla çok ilgimi çekmişti. Ama ana karakterin seyirciye sempatik gelebilecek, tarafını tutmamıza yarayacak hiçbir özelliğinin olmaması, karkterler arasındaki ilişkilerin sağlıklı işlenememesi nedeniyle dizi kısa sürede çıkmaza girdi. Sanırım hikayeyi acilen evirip çevirmek için Murat adında, kendisiyle ilgili daha önce hiçbir ipucu bile olmayan, derinliksiz, negatif bir karakter girdi. Benim de diziyle ilgili bütün ümitlerim yok oldu, izlemeyi bıraktım. 
 
Sonrasında özetlerden ve fragmanlardan gördüğüm kadarıyla sevimsiz bir karakter olan Tarık'ın her şeyin arkasındaki 'kötü' olduğunun açığa çıkması, sevmemiz gereken ama sevemediğimiz Ali Nejat'ın aniden 'aslında masuma' dönüşmesi gibi çıkışlar denedi dizi. Ve bitmek bilmez bir 'geçmişten gelen karakter' batağına saplandı. Son gelinen nokta, gemişten gelen karakterin geçmişinden gelen karakter.
 
İlk bölümden beri hiç çok yüksek reytingleri göremedi Kördüğüm. 4-5 aralığında oranlarla AB birincilikleri oldu. TOTAL'de de kendisini idare etti. Sezon sonuna doğru düşüşe geçmişti. Yeni sezon açılışı ise hayli zayıf oldu. Geçtiğimiz Perşembe yayınlanan 30. bölümüyle TOTAL'de 2.01 reytingle yirmi ikinci, AB'de 3.01 reytingle on bir ve ABC1'de 2.85 reytingle on beşinci oldu. Durum epeydir böyle olduğundan düzelme umudu da yok. Yine de yapım firmasının çok inandığı, büyük iddialarla yayına başlamış ve ikinci sezonuna geçmiş bir dizi için daha planlı bir final yapılacağını düşünürdüm ama Fox'un yayın günü için bekleyen, çekimleri süren çok sayıda dizisi olduğunu düşünürsek de kanal neden zaman kaybetsin ki? Şimdi soru: Kördüğüm'ün yerine geçen yılki rakibi Muhteşem Yüzyıl Kösem mi geçecek?  - 1001 Tv

Paylaş

 

Tüm Seviyor Sevmiyor Bilgileri