Efsun doya doya bağırıyor


O Hayat Benim | |
Efsun doya doya bağırıyor

Uzunçorap yazdı: Dizinin çekirdek çitleme gibi müdavimlik yapan sahnelerinden biri de, Ceren Moray'ın canlandırdığı Efsun'un o ayarsız halleri...

 

Efsun doya doya bağırıyor

Bu bölümde dengeler yine yerinden oynadı. Yeni bir düşman eski düşmanları biraraya getirdi, yakınlaştırdı. Ne de olsa bir alışkanlık, bildiklik, bilindikliklik. Bu bölüm diziye giren, Mücella'nın eski yavuksuzu, neydi adı (Adamın adı yok), hah Salih, Mümü'ye yamuk yapınca eski düşmanlar dost, ayrık otları demet oluverdi: Mümü, Efo ve Nuran (Nuran'ın lakabı yok).

Dizinin çekirdek çitleme gibi müdavimlik yapan sahnelerinden biri de Efsun'un o ayarsız halleri. Doğrusu helal, bravo!  En ufak bir olayda car da car. Nasıl doya doya bağırıyor. "Hadsiiiiz", "çapsıııız", "yetersiiiiz"! diye, bir başlıyor ki, ağzının freni yok, yokuşaşağı inen arabada sanki son sürat gaza yükleniyor. (Efsun herhalde tek başına bir senarist tüketiyordur.) Hep değil ama bir de haklıyken böyle bağırıyorsa kaleye top koşturan santrafora tezahürat yapan taraftarın çoşması gibi oluyor seyirci, goll goll!!! Ve top ağlarda!

Tabii maalesef ülkemiz normal koşulları altında bunca lafı onca kimse öyle sakin sakin durup dinlemez ama deli deyip geçiyorlar herhalde (Seyircinin gördüğünü anlamlandırma, bir mantığa oturtma çabası.) Yalnız bu bölüm Nuran da çok bağırdı. O komik de bağırmıyor. Bildiğin bağırıyor. İlyas iyi ki "Yeter!" dedi bir ara. Yani. Seyircinin de bir kafası var. Mücella iyi niyetle kalkmış pişmanlıkla oturmuş ve bu lafların bir kısmını haketmiş olabilir ama olan ekran karşısına oturmuş sabi sübyana da oluyor. Yapmayın yazıktır.

Efsun'un Robokop İsmail''e karşı, ilk kez sevgili bulmuşvari toy tübelek halleri de şenlik. Efsun değil miydi Bahar'ın sevgilisini (neydi adı, sevgilinin adı yok), hah Alp'i, elinden alan, ayartan, parmağında oynatan, hatta, utana sıkıla mecbur diyeceğiz, otele bip..tan. Hani Ateş bunları takip etmişti, Bahar'a da ispiyon etmişti. Hah o vak'a işte. Ne oldu Efo birden geçmişini mi unuttu, kış saatine mi geçti? İşin tuhafı orda da burda da o halde de bu halde de Efsun yine Efsun. Yüksek voltajlı o kutuptan bu kutuba en masumane tavrıyla savruluyor. Dizinin anaforu, girdabı. Hele bu bölüm halası 


Hülya salonda ağlarken haline içlenip gidip sarılması. Gerçi bu sadece Efsun vak'ası değil, Nuran da Mehmet Emir'e üzüldü etti, dizi biraz o yöne de dümen kırıyor, belli. İki aile yakınlaşacak gibi. En azından Gelincik Yoluşu ailesinde konak ailesine bir sempati var, oluştu birden nedense. 

Ya Hasret'in Fulya'yı tesellisi ne demeli. Yahu kardeşim Fulya değil miydi handa senin dükkanına gelip, elbiselerini havalı havalı önüne atıp, yapın da size iki kuruş gelir olsun falan filan diyen. Aklı sıra aşağılayan. Tamam Fulya genelde iyi kız, bir Hülya değil, daha adil, daha makul, daha uysal, o da var. Fakat sonuçta sana kötülük yaptı bu kadın. O Hayat Senin'di, hayatını çaldı! Bu ne genişliktir, bu ne şefkattir. Fulya senin kızın da değil ne bu anaçlıktır ona karşı. Biz de diyorduk ki Mehmet Emir hele bir öğrensin Fulya'nın Hasret'i kapıdan gönderdiğini, bak neler olacak, herkes yanlış koltuktan kalkacak, kendi yerine oturacak... Ama öyle olmadı. Bundan sonra Hasret ne yapacak, yalnızdı, yine yalnız mı kalacak? Gerçi ne yapalım herkesin bir huyu var. Hasret'in de böyle demek ki diyeceğiz. Fulya da iyi ki Hasret gibi bir vakur, gururlu bir rakibem var diyecek, samimiyetle sevinecek. Olabilir. 

 



 

 

Bölüm özeti Oyuncu kadrosu Genel Bilgiler Haftalık Dizi Programı