Uzunçorap 10.11.2016 Yüksek Sosyete
Yüksek Sosyete

Bölüm geçen bölümün final sahnesiyle, Kerem'in Cansu'yu üzmek için Sude'yi öptüğü sahneyle başladı. Bundan sonra olanlara gelince... Sahnede Cansu'nun gözleri yaşla dolmuştu ama Sude'nin durumu daha acıklıydı. Adam seni öpüyor sonra doğrudan eski sevgilisine bakıyor, seninle ilgilendiği falan yok. Sude'ciğin bakışlarındaki o heves, o büyülenmiş gibi mutluluk...  Sahnenin en masumu Sude oldu. İkinci masumu da Kerem oldu. Çünkü öpüşmeden hemen sonra tepkisini görmek için Cansu'ya baktığında ve Cansu'nun peşinden  gittiğinde gördüğü gözyaşları kafasını karıştırdı. Kerem galiba Cansu'nun duygularından şüphe ediyordu. "Cansu benden gerçeği sakladı ama bana değer veriyor" diye düşünmüyordu.  Şu anda yeni bölümün iki fragmanı da çıkmış durumda ve hangi gelişmeyle oldu bilmiyoruz ama fragmanlardan görünen Kerem Cansu'yu affediyor gibi. 
 

Meyva hamken dalından koptu mu?
Doğrusu Kerem hem Cansu'dan hem Mert'ten vazgeçtiğinde böyle bir Kerem'e dönüşmesini, böyle şeyler yapmasını beklemiyordum. Beklentim kendisi olarak kalarak kendi yoluna bakması, kendine yeni bir hayat kurmasıydı. Vizyonlu bir firmada işe girip yükselmesiydi. Bu hikaye Cansu'yla, Mert'le, Ece'yle bir bütün olduğu için de, bir yerde yine tesadüflerle karşı karşıya gelirler diye düşünüyordum. Ama Kerem tamamen intikama yöneldi. Metin Koran, Begüm, Süreyya... kim varsa  kendisine güvendirmek için sahte yakınlaşmalar gibi bir yönteme başladı. Hadi başladı madem devam ettirseydi ve bir şeyleri olgunlaştırsaydı. Şimdi fragmanlara bakınca bu oyunlar bozulmuş, meyva hamken dalından kopmuş görünüyor. Bu yüzden bir tahminim de, Kerem'in Cansu'yla evlenme yoluna giriyor görünmesine rağmen hala intikam peşinde olabileceği ve bu evliliği de kendine bir araç olarak kullanacağı. Fakat buna epey  ufak bir ihtimal veriyorum.

Ece'nin annesi yüksek sosyetik çıkabilir
Önceki bölümden devam eden kritik yerlerden biri Ece ile Mert'in Bedia'nın daveti üzerine "evine, pardon Çalhan villasına" gidip  ayvayı yemeleri bölümüydü. Ece Mert'in arkadaşlarıyla tanışırken sohbete giremeyince doğal olarak sıkıldı, yanlarından ayrıldı. Keşke orada Mert sürekli Ece'nin elinden tutsaydı. Kız yanından ayrıldı, Mert uyuyor maalesef. Bedia bile Ece'yle Mert'ten daha çok ilgilendi, iyi gözle değildi evet ama gözü hep üzerindeydi. Bir de üstüne eve geldiklerinde, annesinden kalan koltuğun Mert'in emrivakisiyle kırıldığını gören Ece'de tabii moraller sıfırın altında ona indi. Mert'e "Bunlar benim hazinem, bunlar benim hayatım, senin hayatınsa bana hiçbirşey" demesi güzeldi. Sonra "Bugün canım çok yandı, daha fazla yanmasın" demesi de. Zaten bu Ece ile Mert'in diyaloglarında ekstra hoşuma gden bir şeyler oluyor sık sık. Mert'in o koltuğu da tamir ettirip geri getirtmesini umuyorum. Bu arada aklıma ne geldi, Ece'nin kayıp annesi, "Bana Sevmeyi Anlat"taki Canan karakteri gibi, bir şekilde sosyetede sivrilmiş bir kadın çıkmasın ileriki bölümlerde? O zaman Bedia'nın tozunu attırırsa, kök söktürürse bir oh deriz. Gerçi gerek duymasak daha güzel.

Metin ayırdı, Ela birleştiriyor
Geçen bölümde Süreyya Işıl'a Ela ile ilgili bir teklifle gelmişti. Bu bölümde Işıl konuyu söylemek için Metin'i aradı ama duyduğu alo, efendim yerine bağırıp çağırma oldu ve sonra da telefonun yüzüne kapanması. Bunun üzerine Işıl koşa koşa dışarı çıktı ve dışarıda Süreyya'yı buldu. Meğer Süreyya gitmemiş. Işıl'ı ve Ela'yı gördüğünde Süreyya'nın ifadesi, onlara doğru yürüyüşü, sonra Işıl'ın "Ben ailesiz olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Metin konusunda haklıymışsın.  Kızımın bir ailesi olamayacaksa bari iki annesi olsun" demesi, bunlar bana iyi ki bu diziyi izliyorum, bu dizi gerçekten iyi bir dizi diye hissettirdi. Nereden nereye... Paylaşılamayan, uğruna gözyaşı dökülen adam Metin ekarte oluyor, Metin için kavga eden zıt kutup iki kadın Ela için işbirliğine gidiyor.


Yılmaz'dan özlü sözler
Bölümde en keyif aldığım sahnelerden biri Kerem'in anne ve babasının mutfakta, akşam yemeğinde Kerem hakkında sohbet etmeleriydi. Bu sohbette fark etmediğim, atladığım bir ayrıntıyı dile getirdiler, çok hoşuma gitti. Dedi ki Yılmaz "Kerem Cansu'nun ailesi sanarak tanımadığı bir aileye parasının yarısını vermiş, Mert de Cansu'nun zengin olduğunu bildiği ve Kerem'in yanlış yere parayı götürdüğünü gördüğü halde buna engel olmamış" dedi. Bir de böyle bir şey var evet. Mert Kerem'in alınteriyle kazandığı paradan nasıl vazgeçtiğini gördüğü halde ses çıkarmadı, Kerem'in emeğine de, hayallerine de acımadı. Kerem paradan oldu ama verdiği kadıncağızın hayır duasını aldı en azından. Yılmaz "Kerem'im güvendiği herkesten yara aldı. Biz de bir şey yapamadık maalesef" dedi. Alaycı bakış, alaycı gülüş, aşağılayan tavırlar, nereye oturtacağını bilemediğin iğneli laflar... vb. böyle ele gelmez şeylerin bu kadar incitici olmasındaki güç şaşırtıcı.  Gerçi aşk da böyle bir şey tabii veya içten bir gülümseme. Çok şükür ki güzel şeyler de güçlü. Yılmaz'ın bir sözü daha oldu hoşuma giden, özlü söz gibi: "Umudunu kaybeden insan yolunu kaybeder". Daha önce de yazmıştım, Kerem'in ailesi dizinin huzur  kısmı diye. Ayşen ve Yılmaz'ın konuşmaları, fikir alışverişleri yine huzur vericiydi. Gerçi Yılmaz fragmanda Kerem'e "Biz seni böyle mi yetiştirdik" diye bir bağırıyor ki, sanki yıllarca öfkelenenmediği insanların tüm hıncını oğlundan çıkarıyor. Neyse, çok dağılmadan toparlarlar herhalde.

Bir sürü gelişme oldu
Bölümün en önemli gelişmelerinden biri Cansu'nun, Kerem'le arasının bozulmasına sebep olan Begüm ve Sude arasındaki işbirliği sırrını öğrenmesiydi. Bunun üzerine iki kardeş arasında büyük bir kavga koptu. Bu da Kerem'in Begüm'den Metin Koran'ın verdiği rüşvetlerle ilgili bir bilgi edinmesine sebep oldu. Başka bir gelişme Süreyyaların yeni bir eve taşınması ve yardımcıları Zeliha'nın işten ayrılma durumuydu. Bu yüzden yeni bir yardımcı arayışına giren Süreyya ile işsizlikten sıkılıp gazetede iş ilanı bakan Ayşen  ve Yılmaz'in yolu kesişti. Ne yazık ki Ayşen ve Yılmaz Süreyya tarafından alay edilerek aşağılandılar. Sude'nin fast food yerken Ercan'a basıldıktan sonra Ercan çektiği bu fotoları sosyal medyada dağıtmasın kendi şişmanlığını anlatması tamam, ama sonra gülmesi Ercan'ı kandırmış olması inandırıcı olmadı. Çocukluğu, gençliği dışlanarak geçtiği için acı çekmiş biri olan Sude kendisine tek iyi davranan Kerem'e aşık olmuşken benzer güzel davranışı yapan Ercan'a alayı mı reva görecek?


İskambil kağıdından kule
Bölümün final gelişmesi, Bedia'nın Kerem'in artık Koranlarla çalıştığını öğrenmesi oldu. Bunu da Süreyya'ya aksettirdi. Kerem'in vaktiyle Oliva'da çalışmış olduğu ve Cansu'nun eski sevgilisi olduğu gerçeğini (onu ne ara öğrendi ki?) öğrenmesiyle, Süreyya'nın Kerem'e karşı yeni inşa ettiği güven yerle bir oldu, Kerem'in onu bunu sahte samimiyetle yanına çekerek dikmeye çalıştığı iskambil kağıdından kule tehlikeye girdi. Yazının başında da  yazdığım gibi fragmana göre Kerem ve Cansu barışıyor ve Kerem yeni yolundan vazgeçiyor. Kerem buna mecbur mu kalıyor yoksa bu da B planı mı herhalde yeni bölümde anlaşılır ama Süreyya'nın Kerem'in geçmişinden böyle haberdar olması çok beklenmedik oldu.

Paylaş

 

Tüm Yüksek Sosyete Bilgileri