Uzunçorap 6.12.2015 Kiralık Aşk
Kiralık Aşk

#KiralıkAşk Vol. 24
Kiralık Aşk 24. Bölümle ilgili hasbihale devam ediyorum. 

Bu minvalde bölümün gelişmelerinden Chérie'nin kuruluşuna gelirsek... 
 
Passionis'in tam altında olmasıyla yeri harika oldu, bu gerçek.  Defne ve Ömer'in yeni aşk "köşe kapmaca"ları için mükemmel. Bir sürü birbirinden yeni romantik gerilimli asansörde karşılaşma sahnesi sırada bekliyor olsa gerek.
 
Bunun haricinde, Ömer'e öyle ya da böyle, isteyerek ya da istemeyerek kazık atmış, üstelik biri diğerinin kuyusunu da kazmış iki güzide insan, Yasemin ve Defne, kendilerine onca müsamahalı davranmış bir insana karşı rakip bir firma kuruyorlar diye aklımdan geçerken birden hatırladım ki, yanlarında bir de en olmayacak kişi var: Deniz Tranba! Yani Ömer istese karşısına böyle bir rüya takım çıkaramazdı.

Pardon rüya takıma varmaya daha 8 eksik var,  sayalım bakalım bulacak mıyız 8'i: Sinan 4, yavuklusu Sude 5, annesi Neriman 6, kocası Necmi 7, ahbap İz 8. Bak, Derya'ya yer kalmadı bile. Koray'ı da hakem yaparız. O da duygusal davranıp maçta Sinan'ın takımını tutar. Ömer ağzıyla kuş değil topsa hükmen yenik. Tek kişilik takımı için bir slogan da düşündüm: Ben tek, siz hepiniz! 

Takım tutar gibi Defne ya da Ömer'i tuttuğumuza göre, şu durumda elbette biz de izleyiciler olarak kendi takımımızı tutacağız. Doğma büyüme Ömerli olmama rağmen neredeyse her bölümde üzülmekten bıkıp usandığım için Ömer'e bir çelme de ben atıp karşı takım taraftarı olarak kombine bilet alıp artık rahatıma, sloganıma mı baksam diyorum. Çünkü bu senaryonun yakınsak parlayan yıldızı olarak bu Chérie nam girl power, bu man power Passionis'e kök söktürecek, çok ağlatacak ve Ömer de daha çook bir basamak bulup çökecek, gözyaşı dökecek gibi görünüyor. Defne "Defne" olurken, Ömer Ömerlik'ten çıkacak. Yaşasın başarı, Yaşasın güç!

Ömer, özetle, kusura bakma. Chérie hızlı geliyor, pardon sesli geliyor. Neyse geliyor bir şekilde yani. 


Gel vatandaş! Durumuna uygun felsefen burada!

 
25. Bölüm fragmanında Ömer'in ağzından duyduğumuz "Kadınlar sevilmek için yaratılmışlardır, anlaşılmak için değil./Oscar Wilde" sözü, ilginç bir söz. Birkaç şey düşündürüyor. Kadın sevilmek için yaratılmış da erkek sevilmek için yaratılmamış mı? Birini hem anlayıp hem sevmek mümkün değil mi? Kadının yaratılıştaki yeri illaki eylemsiz, edilgen mi konumlanmalı?  Bu bakımdan Ömer'in Defne'sizlikten bulduğu çıkış yolu bayağı acıklı, taşlı dar bir patika gibi.

Diyelim ki Ömer ilişkiyi bu şekilde, yani Defne'yi anlamamaya razı olarak kabul etti. Peki, ihtimal ki 2.sezonda, gerçeği öğrendiğinde ve bu gerçek Defne'nin davranışlarını - onaylanmasa da- anlaşılır kıldığında ne olacak? Hadi bu felsefeyi de at çöpe, Defne'ye göre yeni bir felsefe bul.

O halde Oscar Wilde'ın başka birkaç sözünü Ömer için, gelecek günlerde kullansın diye şu aşağıdaki raflara bırakalım:
"Erkeklerin çoğu, hayatlarını abartılmış ve sağlıksız bir fedakarlıkla mahveder"
Ya da şu sözünü: "Akıp giden bir bataklığın içindeyiz hepimiz ama yıldızlara bakıyor bazılarımız." 
Ya da: "Akıllı bir adam kadınlar hakkında ne düşündüğünü söylemez."

Pire için yorgan, Defne için toplantı yakan bu Ömer, hayatta görüp görülebilecek en duygusal yurdum erkeği herhalde. Buna rağmen, Manu'da para talep edeceği bankacıları iki yanına dizip masanın baş köşesine oturmasıyla da alfanın dibi.
 
Defne'den gerçeği duymadan önce, ihtimal bir kere daha barışacaklar ve bu kez daha uzun bir ön balayı yaşayacaklar. Sonra acı gerçek, ver elini Marsilya. Sonra neymiş efenim, bir konuk karakter olarak İz. Artık bunun konukluğu mu kaldı? - 1001 Tv

Paylaş

 

Tüm Kiralık Aşk Bilgileri