Uzunçorap 29.11.2015 O Hayat Benim
O Hayat Benim

O Hayat Benim'in 41. Bölümü çocuk yurdunun önünde başladı. Ateş ve Mehmet Emir bir tarafa, Bahar ve Fulya bir tarafa dağıldılar.

Aksiyon beyler tarafındaydı. Avukat Ateş aslında polis olacak adammış ama eğitim sistemi işte. Gözükara, cesur, önünü ardını fazla düşünmeden dalıyor olaylara. Bu cevvalliğini teknik hukuki konularda da konuştursa, yani zor durumlarda önüne gelen herkese sadece "Olmaz, yapamazsınız!" demek yerine teknik hukuki konuşsa da şu ekran karşısına oturmuş, dört kulak olmuş sade vatandaş da biraz hukuk bilgisi öğrense.

Neyse, Mehmet Emir de aksiyon adamı olduğunu gösterdi fakat çocukları dilendiren adamı kovalama, yakalama ve etkisiz kılma sahnesi yeterince uzun değildi, daha yakın çekim, daha detaylı olabilirdi.

Bayanlar (Kadınlar) evde iyi haber beklediler. Beklenen haber çok geçmeden geldi. Ateş Bahar'a haber verirken, Fulya iyi haberi Bahar'dan ikinci el aldı. O sırada Mehmet Emir Esma ile oyun oynuyordu, bu da iyi ama merak içinde bekleyen karısını da bir arasaydı, fena olmazdı.

Görünen o ki, Bahar'ın konak ahalisiyle arası gayet iyi. Bu iyi çünkü ileride gerçek babannesi olduğunu öğrenecek. Şimdiden araları bozmanın mantığı yok. Fulya da üvey annesi olacak. Zaten Bahar ve Ateş artık aralarındaki düğümleri çözdüler, sırt sırta verdiler, artık onların birbirlerine güveni tam. Dışarıdan bir tehdit onları ayırmaz. Evliliğe kadar bu herhalde böyle gider, evlilikte ne olur bilinmez ama zaten evlilikten sonrasını da dizide göstermezler. Bu sebeple onların olduğu sahnelerde genelde teşekkür ve
sarılmalar, kucaklaşmalar silsilesi oluyor. (Sahne teşekkür ve kucaklaşma ile açılıyor, kapanış da bir fasıl öyle oluyor.) Neyse iyi olsunlar da, çok çekti sonuçta Bahar. Mutluluk Bahar'ın, yüksek voltaj herkesin hakkı.

Bu arada dizinin ana ekseniyle makası fazla açmaması iyi. Yani Yusuf Ağa'nın ve hepsinin adli, polisiyelik durumu. Zaman zaman başka konular gündeme gelse de ara fazla açılmadan tren yine eksene, konu yine manşete taşınıyor.


Bu bölümde dengeler yine yerinden oynadı. Yeni bir düşman eski düşmanları biraraya getirdi, yakınlaştırdı. Ne de olsa bir alışkanlık, bildiklik, bilindikliklik. Bu bölüm diziye giren, Mücella'nın eski yavuksuzu, neydi adı (Adamın adı yok), hah Salih, Mümü'ye yamuk yapınca eski düşmanlar dost, ayrık otları demet oluverdi: Mümü, Efo ve Nuran (Nuran'ın lakabı yok).

Dizinin çekirdek çitleme gibi müdavimlik yapan sahnelerinden biri de Efsun'un o ayarsız halleri. Doğrusu helal, bravo!  En ufak bir olayda car da car. Nasıl doya doya bağırıyor. "Hadsiiiiz", "çapsıııız", "yetersiiiiz"! diye, bir başlıyor ki, ağzının freni yok, yokuşaşağı inen arabada sanki son sürat gaza yükleniyor. (Efsun herhalde tek başına bir senarist tüketiyordur.) Hep değil ama bir de haklıyken böyle bağırıyorsa kaleye
top koşturan santrafora tezahürat yapan taraftarın çoşması gibi oluyor seyirci, goll goll!!! Ve top ağlarda!
Tabii maalesef ülkemiz normal koşulları altında bunca lafı onca kimse öyle sakin sakin durup dinlemez ama deli deyip geçiyorlar herhalde (Seyircinin gördüğünü anlamlandırma, bir mantığa oturtma çabası.) Yalnız bu bölüm Nuran da çok bağırdı. O komik de bağırmıyor. Bildiğin bağırıyor.
İlyas iyi ki "Yeter!" dedi bir ara. Yani. Seyircinin de bir kafası var. Mücella iyi niyetle kalkmış pişmanlıkla oturmuş ve bu lafların bir kısmını haketmiş olabilir ama olan ekran karşısına oturmuş sabi sübyana da oluyor. Yapmayın yazıktır.

Efsun'un Robokop İsmail''e karşı, ilk kez sevgili bulmuşvari toy tübelek halleri de şenlik. Efsun değil miydi Bahar'ın sevgilisini (neydi adı, sevgilinin adı yok), hah Alp'i, elinden alan, ayartan, parmağında oynatan, hatta, utana sıkıla mecbur diyeceğiz, otele bip..tan. Hani Ateş bunları takip etmişti, Bahar'a da ispiyon etmişti. Hah o vak'a işte. Ne oldu Efo birden geçmişini mi unuttu, kış saatine mi geçti? İşin tuhafı orda da burda da o halde de bu halde de Efsun yine Efsun. Yüksek voltajlı o kutuptan bu kutuba en masumane tavrıyla savruluyor. Dizinin anaforu, girdabı. Hele bu bölüm halası 


Hülya salonda ağlarken haline içlenip gidip sarılması. Gerçi bu sadece Efsun vak'ası değil, Nuran da Mehmet Emir'e üzüldü etti, dizi biraz o yöne de dümen kırıyor, belli. İki aile yakınlaşacak gibi. En azından Gelincik Yoluşu ailesinde konak ailesine bir sempati var, oluştu birden nedense. 

Ya Hasret'in Fulya'yı tesellisi ne demeli. Yahu kardeşim Fulya değil miydi handa senin dükkanına gelip, elbiselerini havalı havalı önüne atıp, yapın da size iki kuruş gelir olsun falan filan diyen. Aklı sıra aşağılayan. Tamam Fulya genelde iyi kız, bir Hülya değil, daha adil, daha makul, daha uysal, o da var. Fakat sonuçta sana kötülük yaptı bu kadın. O Hayat Senin'di, hayatını çaldı! Bu ne genişliktir, bu ne şefkattir. Fulya senin kızın da değil ne bu anaçlıktır ona karşı. Biz de diyorduk ki Mehmet Emir hele bir öğrensin Fulya'nın Hasret'i kapıdan gönderdiğini, bak neler olacak, herkes yanlış koltuktan kalkacak, kendi yerine oturacak... Ama öyle olmadı. Bundan sonra Hasret ne yapacak, yalnızdı, yine yalnız mı kalacak? Gerçi ne yapalım herkesin bir huyu var. Hasret'in de böyle demek ki diyeceğiz. Fulya da iyi ki Hasret gibi bir vakur, gururlu bir rakibem var diyecek, samimiyetle sevinecek. Olabilir. 

Yazıyı bitirir, arabayı kenara parkederken: Bölüm Salih'in oto tamirhanesi önünde bitti. Salih oyunu iyi kurmuş, iki tarafı da ağının içine almış. Şimdilik. Bir soru işareti bıraktı ortaya. Dizinin 42. bölüm fragmanı çıkmış. Fragman bu son sahneden çok başka bir yerde, paralel evrende seyrediyor gibi. 2. fragman çıkarsa biraz daha netleşir durumlar herhalde. 


* Voltaj ayarı: Bu yazıda yaptığımız şakaları gerçek sanmayınız.

O Hayat Benim


Bu Cumartesi, geçen haftaya göre Kiraz Mevsimi ve Kertenkele dizilerindeki artışın etkisiyle Total grupta artış, AB grubunda ise, İlişki Durumu Karışık'taki artışa rağmen düşüş var. Beş dizinin aldıkları sonuçların toplamıyla Total grupta (+0,80) artış; ve AB grubunda (-1,36) oranında düşüş söz konusu. 
 

 
 
 
O Hayat Benim

Paylaş

 

Tüm O Hayat Benim Bilgileri