Uzunçorap 8.05.2015 Kara Ekmek
Kara Ekmek

Kara Ekmek birkaç bölüm öncesine kadar favori dizilerimdendi. Halâ da öyle sayılır ama giderek artan bir meraksızlık eğilimindeydim. Diziye sonradan katılan gayrımeşru kardeş klişesi falan da olunca, sıkılmıştım. Fakat sonuçta takip ettiğim bir dizi ve birkaç bölüm ara verince, sonradan arayı kapatmak zor oluyor. Malum her bölüm 2 saat kadar. Neyse biraz kendimi zorlayarak da olsa izlemeye başladım ve tahminimin aksine oldukça keyifli, eğlenceli, hoş bir bölümle karşılaştım. Oley! diyorum.

Çetin ve Asiye'yi en baştan beri yakıştıramıyordum. Çünkü Asiye daha yetişkin gibi, Çetin daha toy toy. Asiye'ye anca Taylan uygun olur, diyordum. Dolayısıyla, bu durumu şaşırtıcı bulsam da, bölümün böyle eğlenceli gelmesinde Çetin ve Asiye ilişkisinin hakaret, itiş kakıştan, tatlı flörte evrilmesinin büyük etkisi oldu. 

Bu bölümde Asiye ile Taylan arasında da bir kıvılcım oldu. Yani Çetin saflığı, şaşkınlığı ve annesiz babasız büyümüş olmasının getirdiği yalnızlığı ile çok şefkat uyandırsa da ve böyle üzüntüyü haketmediğini düşünsem de ve güzelim Mine-Taylan ilişkisini bozdu diye Asiye'ye karşı mesafeli olsam da Asiye ve Taylan arasındaki enerji nasıl olurdu, merak ediyorum. Bir de Asiye'nin Çetin'e Taylan için ""Benim hayatımda öyle düzgün adam görmüşlüğüm mü var, bir an için gözümü kamaştırdı" demesi yok mu! Ekran başındakilerde de bu sözlerle bir kamaşma oldu! Hele sonrasında Çetin'in Asiye'ye "Senin burnunda tütebilmem için benim daha ne kadar yanmam gerek?"  demesi! Helal! 

Mine demişken, Mine ile Ali evlilik yolunda hızla ilerliyorlar. Ali bu bölümde çıkan engellere karşı oturma eylemi yaptı. Şaka bir yana, kendi çıkardığı engellere karşı oturma eylemi yaptı aslında. Ne kadar epey iyi çocuk, düzgün çocuk olsa da, insan izlerken düşünmeden edemiyor. Sonradan evlenince karısına şiddet gösteren, hakaret eden, aşağılayan kimbilir kaç erkek bu cicim aylarında böyle sevimli davranmış, aklınca marjinal saydığı kahramanlıklar, fedakarlıklar yapmış, kızın gönlüne girmeye çalışmıştır.

Yine de Mine'yi dizi başladığından beri böyle mutlu görmemiştim. Havalarda uçuyor kızcağız. Ne güzel. Çünkü şu dizide mutlu olmak kimin hakkı dense, Mine bir Taylan iki. 

Başlarda dizinin anneannesi Semra'nın rolünün azlığı dikkatimi çekiyordu. Biraz daha arttırmaları lazım, diyordum. Sonunda olan oldu, rolü öyle bir arttı ki, ortalığı kendi etrafında döndürmeye başladı. Kendi kendine "Bu evdeki en akıllı kişi" benim demesi de haksız değil, müthiş pratik, akıcı bir zekası var. Sıkıştığı durumlara anında cevap buluveriyor. Asiye'yi bile şaşırttı, eminken kuşkuya düşürdü. Evlerden uzak olsun, entrika da ayrı bir zanaat!

Canan'ın Hale'nin bebeğininin doğumunu riskli göstermesi tuhaf ve saçmaydı. Zaten Ömer bile, sonradan kabul etse de ilk duyduğunda tepki gösterdi. Gerçi al birini vur ötekine, nasıl tepki gösterdi: Kızın yüzünü mengene gibi kıstırdı.  Canan'ın da gıkı çıkmadı, dur ne yapıyorsun bile demiyor, sakin sakin açıklama yapıyor. 

O da bunu normalmiş gibi kabul ettiğine göre, demek ki yine bir hasta adam, hasta kadın, hasta ilişki. Halbuki Ömer de ne kadar temiz yüzlü bir genç adam. Bu konunun klişesiz, entrikasız bir yönü yolu yok muydu, illaki de bu konu işlenecek idiyse.

Çetin'in saçları yine bildiğini okumaya devam ediyor. Bir bölüm gelecek, Çetin'deki değişimle birlikte saçı da düzgün taranacak diye bekliyordum ama sanırım tarzı bu, değişecek bir şey yok. Fakat bu kılık kıyafet güzel olmuş.

Bu bölümde Hale bana Evrim Akın'ı hatırlattı. Hale tek çocuk olmasaydı, kardeşi rolünde gayet uygun olurdu. Bu bölüm Hale annesine böyle bir şey var mı, gibisinden sordu. Biraz da tuhaf bir diyalogdu.  Bir bakar mışız, Hale'nin bir kardeşi çıkar gelirmiş.

Kara Ekmek Kara Ekmek Kara Ekmek Kara Ekmek Kara Ekmek

Paylaş

 

Tüm Kara Ekmek Bilgileri