Yüsra Geyik, MAG'in sorularını yanıtladı
Sahtekarlar | |
Oyuncu Yüsra Geyik, MAG Şubat sayısının konuğu oldu.
Henüz on üç yaşındayken kamera karşısına geçen Yüsra Geyik, erken yaşta başlayan bu yolculuğun kendisi için bilinçli bir kariyer planından çok, iç sesinin peşinden gitmek olduğunu ifade ediyor. Zaman içinde oyunculuğu bir meslekten öte, kendini tanıma ve dönüştürme alanı olarak görmeye başlayan Geyik, yıllar içinde edindiği deneyimlerin hem mesleki hem de kişisel gelişimine nasıl katkı sağladığını samimi sözlerle anlatıyor.

Uzun soluklu projelerde yer almanın kendisi için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan oyuncu, bu sürecin hayatındaki yön bulma aşamasına denk geldiğini ve aldığı kararların kişisel bir gereklilikten doğduğunu dile getiriyor. Oyunculuğa bakışının zamanla netleştiğini söyleyen Geyik, bu yolculuğun kendisini sınırlamadığını, aksine farklı alanlar açtığını ifade ediyor.

“Oynadığım her karakter, ben; ben, oynadığım her karakterim” sözleriyle karakterlerle kurduğu derin bağı özetleyen Yüsra Geyik, her rolün kendisinde farklı bir yüzleşme ve iyileşme alanı yarattığını söylüyor. Oyunculuğu bir dönüşüm değil, içsel bir yolculuk olarak tanımlayan Geyik, karakterlerle birlikte değişmenin ve büyümenin kendisi için büyük bir şans olduğunu vurguluyor.

Aşka ve hayata dair bakışını da içtenlikle paylaşan oyuncu, duyguların siyah ve beyaz kalıplara sığdırılamayacağını belirterek, “Bir şey gri olacaksa, o, aşktır… Aşk gridir” sözleriyle dikkat çekiyor. Aşkı hem huzur hem de güçlü bir yüzleşme alanı olarak tanımlayan Geyik, duyguların karmaşıklığını samimi bir dille anlatıyor.
Geyik, oyunculukta merkezde olmanın getirdiği sorumlulukları, karakterlerin iç dünyasını anlamaya dair yaklaşımını ve bu sürecin kendisine sunduğu meydan okumaları da MAG Şubat sayısında detaylarıyla paylaşıyor.