Sevilmek de bir lütuf... öyle herkese nasip olmuyor

Işınla Bizi Scotty 24.3.2019 Halka
Halka

Merkezinde Terzi'nin yer aldığı; ana gerilim konusunun Terzi'nin polisin elinde olmasının Halka'yı tedirgin etmesi, ondan kurtulmak istemeleri olduğu bir bölüm izledik. Yaşanan pek çok önemli gelişmenin yanı sıra, özellikle Kaan ve Terzi arasında bölümün sonunda gerçekleşen sahneler dikkat çekiciydi. Sosyal medyadaki yorumlara bakılırsa izleyicide çeşitli soru işaretlerine de sebep olmuştu bu sahneler aynı zamanda. Kaan'ın ölmemesi için uğraşan, Çağatay'ın onu öldürmesini engelleyen Terzi, Kaan'ın gerçek babası mıydı yoksa? Şahsen, izleyicide bu sorunun neden oluştuğunu anlasam da benim için cevap 'hayır'. Terzi'nin karakol baskınında Kaan'ın ölmemesi için uğraşmasının nedeni -en azından bizlere sahnede gösterilmek istenen sebep- Kaan'ın parkta Terzi'yi kolayca öldürebilecekken öldürmemesi, bunu Terzi'nin hem görmesi hem de duymasıydı ("Ölme Terzi, ölme!"). Bir tür borç ödemeydi yani. Terzi'nin Kaan'ın boğazını sıkarken "Ölme Kaan, ölme!" diyerek yaptığı gönderme, ardından park sahnesinin hatırlatılması buna işaret olmalı.


Bölümün Terzi'nin bölümü olduğunun daha iyi bir göstergesi olabilir mi?

Ayrıca Terzi'nin Kaan'a karşı genel bir korumacı tavrı olduğuna dair de bir şey görmedik şu ana dek. Daha önce kendisine Kaan'ı öldürme görevi verildiğini, bu işi yapmak üzereyken Cihangir geldiği için yapamadığını Çağatay'a bizzat Terzi anlatmıştı. Yine Çağatay, Nadir'i ondan kaçırdıkları için Cihangir ya da Kaan'ı "paketlemesini" istediğinde de Terzi, Cihangir'in olamayacağını, Kaan'ın ise işine gelip gelmeyeceğine bakacağını söylemişti. Somut örneklerle ortaya koymak mümkün olmasa da, bir izleyici olarak şahsi görüşüm de Terzi'nin bu hikayede tıpkı Cihangir, Kaan ve Çağatay gibi "evlat" konumunda olduğu. Hikayesi babasıyla arasındaki ilişki üzerine. Hatta Kaan'la ortak noktalarının da babasız büyümeleri olduğunu yaptıkları konuşmada duyduk. Erdal Yıldız'ın karakteri yorumlayış şekli mi, hikayede işleniş şekli mi, tam olarak söylemek zor ama Terzi'nin ergen bir ruhu var.

 

Babasız büyüme sadece Kaan'ın ve Terzi'nin ortak noktası değil. Kaan'ın resmi, Cihangir'in ise gerçek babası olan Eren Karabulut, tanıştıklarını öğrendiğimiz polis Kemal Berkes, Kemal'in bir polis olarak ağabeylik ettiği ve yetiştirdiği Cemal Sandıkçı ve (bu bölümde öğrendiğimiz üzere) Hümeyra'nın babası da öksüz ve yetim büyümüşler. Bu tesadüften öte bir durum. Çünkü Kemal Berkes'in, Eren Karabulut'un ve Terzi'nin ilişkili olduğu, hatta Halka'yla da ilişkisinin olduğunu bildiğimiz, yetim çocukların okuduğu bir okul da var hikayede.   

Bu bölümde Hümeyra, Kaan ve Cihangir arasında, halı sahada geçen konuşmada öğrendiğimiz bu bilgiler, dikkati Hümeyra'nın baştan beri eski kabadayılardan olduğunu duyduğumuz babasına çekmeye başladı. Onuncu bölümü tamamladık ve bugüne dek Hümeyra'nın, kendisinden laf arasında sık sık bahsedilen babasının adını bir kez bile duymadık. Bu durumu dikkat çekici bulmamın bir diğer nedeni ise Hümeyra ve Cengiz arasındaki ilişkinin enteresanlığı. Hümeyra'nın Halka'yla ve kırmızı odayla ilişkisini öğrendiğimiz 4. bölümden beri tanığı olduğumuz ilişki enteresan bir samimiyet içeriyor. Kimsenin adını bilmediği, yüzünü göremediği Cengizhan ve Hümeyra senli benli ve oldukça yakınlar. Bu teklifsiz yakınlığa rağmen araları iyi de görünmüyor. Birbirlerini horluyorlar, neredeyse itip kakıyorlar. Cengiz'in herkesten saklandığı, en zor zamanlarında tek güvendiği, yanında olmasını istediğini kişi ise Hümeyra. Ve ilerleyen bölümlerde görüyoruz ki çok uzun zamandır da tanıyorlar birbirlerini. Bu asabi, didişmemeli, ne yapsalar da birbirlerinden ayrılamayan, nedeseyse etle tırnak gibi samimiyet, bana ancak kardeş olmakla mümkün gibi geliyor. Hümeyra'nın bahsi sürekli geçen babasının adının bunca zamandır bir kez bile anılmamasıysa bu yüzden dikkat çekici. Hümeyra'nın babasının soyadı da, Cengiz'in olduğu gibi Erkmen mi?  

 Cengizhan'ın ve Halka'nın ardında daha geniş bir hikaye olduğunun hissedildiğine önceki yazılarımda da değinmiştim. Hümeyra ve Cengiz'in kardeş olma ihtimalleri ve Hümeyra'nın babasının bu hikayedeki gizli etkinliği, hikayenin kökleri konusunda bazı fikirler oluşturuyor. Şimdi Hümeyra'nın babasının da öksüz ve yetim olduğunu öğrendikten sonra, bu yetim çocuklar bağlantısı Halka'dan çok, bir önceki kuşağın uzantısı gibi görünüyor. Henüz bu konuda çıkarım yapmak için az veri var elimizde ama Cengiz'in babasına isyan etmiş bir veliaht olması, ona bağlı olan kişileri (yetiştirdiği yetimler) ortadan kaldırmış olması mümkün. Eren Karabulut da onlardan biri. Hümeyra'nın tartışmaları sırasında "Senin aptallığa tahammülün yok. Biliyorum, bedelini mutlaka ödetirdin." sözü Eren Karabulut'un yanlış bir seçiminin bedelini ödediğini ya da Hümeyra'nın, kendisinin yanlış bir seçiminin bedelini Eren'in ölümüyle ödediği anlamına geliyor olabilir. 

 
Hümeyra ve Cengiz arasında bölüm boyunca geçen konuşmalar (bazılarını anlamak için henüz yeterince bilgimiz olmasa da) çok sayıda ipucu içeriyordu. Nadir'in anahtarı Kaan'a vermiş olması konusunda Hümeyra'nın 'Çağatay'a karşı bir şeçenek' olacağı için Cengiz'in memnun olacağını söylemesinin karşılığında, Cengiz de Hümeyra'nın asıl istediğinin bu olduğu; hatta bunu, intikamından bile daha çok istediği cevabını veriyordu. Bu konuşma ikisinin babalarından devralınan bir koltukta Hümeyra'nın da hak sahibi olduğuna işaret ediyor olabilir. Ayrıca, yine bu konuşmada tekrar görüyoruz ki, Hümeyra Kaan'ın Cengiz'in oğlu olduğunu düşünüyor.  (Bununla birlikte Cengiz'in Hümeyra'ya böyle söylediği dışında, gerçekten oğlu olduğuna dair hiçbir kanıt görmedik henüz.) Kaan'ın Halka için çok önemli olduğundan daha önce de söz etmiştik ama gerçek babasının kimliği şu an için hâlâ belirsizliğini koruyor.

 

Yeni bölüm fragmanında Cengiz'den duyduğumuz, ya Çağatay'ın ya Kaan'ın ya da Cihangir'in Cengiz'den sonra Halka'nın başına geçeği bilgisi de Cihangir'in kimliği, dolayısıyla Hümeyra ve Cengiz bağlatısı konusunda önemli. Eren ve Hümeyra Karabulut'un oğullarının Halka'nın başına geçebilecek bir veliaht olması, bu hakka sahip olması ancak Hümeyra'nın da o koltukta hak sahibi olmasıyla, yani Cengiz'le birlikte varis olmalarıyla mümkün.
 
Kaan ve Cihangir'in örgüt için önemlerinin görünenin ötesinde olduğunu Vekilharç'ın "İkiniz de geçmişinizle, geleceğinizle Halka'ya aitsiniz. Sırlarınız da, zaaflarınız da Halka'nın hafızasında. Halka her şeyi bilir. Bir şey açığa çıkmıyorsa bilinmediğinden değil, açığa çıkması istenmediğinden gizlidir." sözlerinden de anlamamız mümkün. 

 Cihangir'le ilgili bilinmezlerle dolu pek çok konudan biri bölümde karşımıza çıktı yine. İlhan Tepeli, Terzi'yi öldürmek için yem yapılmıştı ve Cihangir, kendi hayatını riske atarak onun hayatını kurtardı. Olayın sonrasında ikisi arasında duygusal bir konuşma geçti. Şaşırtıcı olan Cihangir'in İlhan'a karşı hiçbir öfke, hınç ya da intikam arzusu duyuyor gibi görünmeyişi. Kendisine gönderilen (Hümeyra'nın gönderdiğine artık kesin gözüyle bakabileceğimiz) DVD'yle gerçek babasının katilinin İlhan Tepeli olduğunu ve babasının katili tarafından büyütüldüğünü biliyor Cihangir. Başka herhangi bir kurguda bu durum intikam hikayesi olarak işlenir elbette. Cihangir bu gerçeği öğrenir, hayatının şokunu yaşar ve intikamını alıp hesap soracağına ant içer. Halka'da durum bu değil. Cihangir için böyle bir şok ya da intikam arzusu söz konusu görünmüyor. Gerçek babası ve annesiyle ilgili, halı sahada geçen konuşmadan duygusal bir merak içinde olduğunu da görüyoruz. Cihangir'in hesap sorma arzu içinde görünmeyişinin senaryodaki bir ihmalden kaynaklandığını düşünmüyorum doğrusu. Akla gelen tek açıklama, Cihangir'in hafızası silinmeden önce bu gerçeği öğrenmiş olduğu. Hafızası silinmiş olmasına rağmen bu gerçekle ilgili duyguların yabancısı olmadığı ve yeniden 'öğrendiğinde' şok yaşamadığı. Bir yandan akla başka bir açıklama gelmezken bir yandan da bu ihtimal de durumu açıklamada tatmin etmiyor doğrusu. 

 

Tüm bu soruların cevaplarını en tatmin edici haliyle, aceleye getirmeden, en başta planlandığı gibi almamız mümkün olacak mı? Dizinin reytingleri ne yazık ki beklenin hayli altında. Bu hafta hiçbir grupta 3 reyting barajına ulaşılamadı. Daha önce de defalarca söz ettiğim gibi, bu durum dizinin eksikli ya da kusurlu olmasından kaynaklanmıyor. Hatta bir haftada 130 dakikalık bir bölüm yetiştirildiğini düşünecek olursak kusursuza yakın bir iş çıkarıldığını söyleyebiliriz. Sorun gerçek hedef kitleyle buluşamamakta. Uzunca bir süredir, televizyonda izlediğimiz işler, izleyiciden pek fazla emek istemeyen, tam konsantrasyon gerektirmeyen, zihni zorlamaya değil, boşaltmaya yönelik olarak üretiliyor. Yoğun reyting rekabeti nedeniyle, çok fazla risk alınamıyor ya da bu risklerde ısrar edilemiyor. Dolayısıyla izleyiciden çokça emek isyeten bir yapım olan Halka, mevcut izleyici alışkanlıklarına tam olarak uyum sağlayamıyor. Bu türün şu andaki izleyicisi uluslararası dijital platformlarda. Aklımdakini açıkça ifade etmem gerekirse; TRT'nin böylesi zor bir projeyi, bu rekabet koşullarında, farklı alışkanlıklardaki izleyicilere cesaretle sunması çok takdir edilesi olsa da sonuç umulduğu gibi gerçekleşmiyor. Bu durumda gönlümden geçen daha önce ilk iki sezonu İspanyol Antena kanalında yayınlanan La Casa De Papel'i satın alan ve 3. sezonu orijinal projesi olarak yayınlayacak olan Netflix'in, hazır ülkemizde proje üretme sürecindeyken Halka'nın yeni sezonunu kendi bünyesinde yayınlaması ve uluslararası polisiye severlerle buluşturması. Bizlerin de aceleye gelmemiş ve reyting kaygısıyla şekillemeyen yeni Halka bölümlerini önümüzdeki sezonda da doya doya izleyebilmemiz.
 

Öyle ya da böyle, beklenenden önce veda edelim ya da doya doya sezonlarca izleyelim, çok emek verilen, bu emeğin karşılığında da gerçekten severek ve heyecanla takip edilen bir dizi Halka. Kaan'ın Cihangir'e söylediği gibi: "Kulağa basit geliyor ama ... sevilmek de bir lütuf. Öyle herkese nasip olmuyor... Seviliyorsun. Takma kafana... Ben seni olduğun gibi seviyorum." 

Öyleyse bölümden alıp cebimize koyduğumuz bu sahneyle veda edelim yazıya:
 


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Halka Bilgileri