Roma'nın kadın mağduriyetini anlatan dizilerimiz hakkında düşündürdükleri

Işınla Bizi Scotty 28.1.2019 Sen Anlat Karadeniz
Sen Anlat Karadeniz

Roma bir kadın filmi. Merkezinde yer alan farklı sosyal konumlara ve alt yapılara sahip iki kadının; hayatlarındaki erkekler tarafından mağdur edilişlerinin ve yaşadıkları zorluklara karşı ayakta kalmaya çalışmalarının hikayesi. Film, olayları bütünüyle kadın karakterlerinin, yani mağdurların perspektifinden anlatıyor. Etkin bir erkek karakter görmek neredeyse imkansız. Etkin diyebileceğimiz tek erkek karakter ise olumsuz olarak işlenmiş. Filmdeki erkeklerin bencillikleri ve sorumsuzluklarıyla neden oldukları acılardan bu kadınları kurtaracak bir erkek "kahraman" da yer almıyor filmde. Evin hanımı Sofia'nın, hizmetçisi Cleo'ya söyledi şu cümle bu iki kadının hikayesinde neden hiçbir erkek karakterin yer almadığını açıklıyor zaten: "Yalnızız. Ne derlerse desinler, biz kadınlar hep yalnızız." 

Kalburüstü bir hayatı olan, dört çocuklu biyokimyager Sofia'nın doktor kocası tarafından, başka bir kadına aşık olduğu gerekçesiyle terk edilmesi, kocanın çocuklarını görmek için bile eve gelmeyişi, çocuklarının geçimi için hiçbir maddi destekte bulunmayışı karşısında yüz yüze kaldığı yalnızlıkla; evin hizmetçisi Cleo'nun, sevgilisine hamile kaldığını söylediğinde adamın kaçması, onu ve bebeğini yüzünü dağıtmakla tehdit etmesi karşısında yaşadığı yalnızlık temelde aynı aslında. 
 

Film bencillik ve sorumsuzluk karşısında içine girdikleri çıkmazla boğuşan bu iki kadının yaşadıklarını anlatırken, bu yalnızlık çerçevesi dışına hiç çıkmadan, mağdurla empati yapmamızı sağlıyor. Bu iki yalnız kadınının, başka bir kurtarcıya gerek duymadan, birbirlerinden de destek alarak ayakta kalmaya çalışmalarını anlatıyor.


 

"Roma"nın izlediği bu yol beni, tv dizilerimizde kadın mağduriyetlerini anlatmak için yola çıkıldığı söylenen hikayeler hakkında düşündürdü. Bu konuda ilk akla gelen, hakkında bu yönde en çok da tartışma yaşanan örnek "Sen Anlat Karadeniz". Babasının zengin bir adama sattığı, o adam tarafından akla gelebilecek her türlü zulmü gören Nefes'in, oğluyla birlikte kaçış ve kurtulmaya çalışmaya hikayesi Sen Anlat Karadeniz. Hikayenin yaratıcıları tarafından "bir kadının kahraman oluşu" olarak tanımlansa ve tüm proje bir kadının şiddet karşısında ayakta kalma mücadelesi olarak tanıtılsa da daha ilk bölümden başlayarak, ona aşık bir erkeğin bir kadını kurtarması, kol kanat germesi ve tüm hayatını kontrol etmesi hikayesi olarak işleniyor. Yani mağduriyeti anlatılacak olan kadın, iyi erkek-kötü erkek sınıflandırılması için kullanılan bir nesneye dönüşüyor adeta.
 


Bu poster, kahramanın kadın olduğu bir hikayeyi mi, erkek olduğu bir hikayeyi mi anlatıyor sizce?


Benzer bir sorunu "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisinde de görmüştük yıllar önce. Tecavüz mağduru Fatmagül, olayın faillerinden biri ya da bir tanığı ile evlendirilmeye mecbur ediliyordu. Yaşadığı bu travmayı atlatmaya çalışması, bir aşk ilişkisi içine sıkıştırılarak romantize ediliyor ve asıl konu olan mağdurun ayağa kalkma mücadelesinden sapılıyordu.

 
Televizyon dizilerimizde izleyicinin ilgisini çektiği düşünülen, bu yüzden de yoğun bir şekilde üretimi yapılan konular var: zengin-fakir çatışması, intikam hikayeleri ve en çok da aşk hikayeleri. Bu nedenle bir kadın mağduriyetini anlatırken hikayeyi izleyiciye ulaştırabilek adına romantizmi bir araç olarak kullanmayı anlamak mümkün elbette ama kadının mağduriyetini ve ayağa kalkma hikayesini erkeğin kahramanlığına dönüştürmek, çıkış noktanıza ihanet ve o noktadan taban tabana zıt bir yöne sapmak aynı zamanda.
 

Her iki dizide de, özellikle "Sen Anlat Karadeniz"de, mağdur kadınların toplum tarafından uğradığı şiddet de işelenerek topluma ayna tutulmaya çalışılıyor. Tüm toplum baskısına rağmen tecavüz mağduru kadının yanında yer alan erkekler işlenerek erkeklere ulaşmaya ve bir alternatif tavır sunulmaya çalışıyor. Tüm bunlar makul çabalar olsalar da, kadına, bir başka erkeğin himayesine ihtiyaç duymadan nasıl ayakta kalmaya çalışacağının yolunu göstermek; şans eseri bir erkek onlara aşık olarak yardımcı olmaya karar vermeden, 'içine itildikleri yalnızlıkta birbirlerine destek olarak nasıl mücadele ederler' fikri üzerinde durmak tamamen es geçiliyor. Ve bu diziler, konu edindikleri kadınların hikayesini anlatmaktansa, idealize ettikleri ve kahramanlaştırdıkları erkeklere odaklanarak, "Roma"nın sadece kadınların yalnızlığını anlatarak vardığı noktanın ve başarının çok gerisinde kalıyor.

 


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Sen Anlat Karadeniz Bilgileri