Bir Uzun ve Bitmek Bilmez Final

Işınla Bizi Scotty 25.4.2015 Kara Para Aşk
Kara Para Aşk

 Kara Para Aşk'ı başından beri izliyorum. İlk sezon bol dallı budaklı, uluslararası boyutu bile olan polisiye hikayesinden, çizilen zeki, sıradışı ve başarılı polis karakterinden ve çekişmeli yavaş yavaş işlenen romantik hikayesinden çok hoşlanmıştım. İkinci sezonda diziden çok şey eksildi, hikayede altından kalkılamadığını düşündüğüm büyük değişiklikler yapıldı. Sanırım, oyuncuların ayrılışlarına ya da bazı muhtemel anlaşmazlıklara bağlı olarak, hikaye önemli dirsekler yaptı. Gerilim unsuru iyi yönetilemedi. Bu nedenle ikinci sezon başarı olarak ilkinin çok gerisinde kaldı. Yine de bir şekilde beni Çarşamba akşamları karşısına oturtmayı başardı.


Bir tahmin elbette ama geçen sezonun sonunda Nebahat Çehre'nin ayrılmasıyla senaryoda planlanmamış, ani değişiklikler olduğunu düşünüyorum. Çünkü Ömer'in ağabeyi Hüseyin'in cinayetlerin sorumlusu olması çok tepeden düşer gibi, pek de altı doldurulmadan verildi bize. Dahası Hüseyin ilk sezonda, ikinci sezon boyunca karısı Melike tarafından sürekli olarak tanımlandığı gibi yalan söyleyen, karısına çok kötü davranan, eve hiç uğramayan biri değildi. Hüseyinin 'aslında' kim olduğunu öğrendiğimizde şaşıracağımız ama 'evet, gerçekten... demek ondan dolayı..' gibi bir idrak etme yaşayacağımız bir alt yapı olamadı. Belki yanılıyorum, belki yalnızca bunun sunumu iyi planlanmamıştı çünkü aslında Ömer'in ailesinin ne kadar temiz, Elif'inkininse ne kadar sorunlu olduğunun işlenmesi de bir 'ters köşe' potansiyelini barındırıyordu. (Bu arada dizi final yapmadan bu "emmioğlu"luk ve "dua et ki akrabayız"lık durumunu Ömer'in de annesinin de zerre kadar bilmiyor oluşlarına bir açıklık getirilecek mi?) Bir dizinin iki sezon gibi, pek çok faktörün öngörülemeyeceği bir süreye yayılıyor oluşu eminim senaryo açısından büyük sıkıntılara neden oluyordur. Reytingin azalması ya da az önce de değindiğim, oyuncularla yaşanan sorunlar gibi... Örneğin hikayenin ilk başlarında Elif'in yakın arkadaşı Bahar'ın, sevgilisi Levent'i de kullanarak herkesin peşinde olduğu elmasları ele geçirmek için yaptığı planların birdenbire önemsizleşmesi, silinip ortadan kayboluşu gibi. Dizinin ilk basın görsellerinde bu karakterlerin konumlarına bakılırsa, Fatih ve Nilüfer kadar ağırlıkları olmasının planlandığı da görülebilir zaten ama muhtemelen, bazı zorunlu değişiklikler sebebiyle bu yan hikayeden tamamen vazgeçildi.

Yine ilk sezon çok başarıyla oluşturulan ve işlenen, kendisine yeni, itibarlı bir kimlik ve hayat yaratmayı başarmış, tıbba takıntılı ve sadist Tayyar karakterinin de, çocuğuna hamile olduğunu düşündüğü Pınar'ın öylece ortadan kaybolmasını umursamayan bir karaktere dönüşüvereceğini kim tahmin ederdi. Kısaca "Haydaaa!" denecek bu durum da muhtemelen oyuncunun projeden ayrılmasından kaynaklanıyor. Hemen hemen bütün karakterlerin peşinde olduğu ve mutlaka bulmaları gerektiği söylenen elmasların birdenbire Tayyar ve Hüseyin arasında "boncuklar senin mi benim mi" meselesine indirgenmesi gibi.. Yazık ki bütün bu ani dirsekler ve değişiklikler en başta ince ince işlenerek oluşturulan karakterlerin ve hikayenin inandırıcılığını çok zedeliyor. Bu hikayenin romantizm ayağındaysa çok sıklıkla işlenen "zengin-fakir" ve "ayrı dünyaların insanları" çatışmasının çok ötesinde, biri nişanlısını diğeri doğum gününde babasını aynı aracın içinde cinayete kurban vermiş iki insanın yollarının kesişmesi gibi hem ilginç hem inandırıcı bir çıkış noktası vardı. Öyle ki bütün bu olayları çözmek için birbirlerine ihtiyaçları vardı, acıları birbirine çok yakındı ama birlikte olmak da başta tercihleri değildi. Zaman içinde oluşan Elif'in bariz ilgisine Ömer, merhum nişanlısına hâlâ duyduğu sevgi ve sadakat nedeniyle karşılık veremiyordu. Elif'in mecburen dahil olduğu kara para aklama işini Ömer'den saklaması da ayrı bir sürükleyici unsurdu.

Gerçekten de hikayenin çıkış noktası ve ilk sezon boyunca işlenişi çok başarılıydı. Ömer ve Elif, farkında oldukları sorunlarının tamamını çözdüler, ilişkileri başladı, birbirlerini daha önce kimseyi sevmedikleri kadar çok seviyorlardı... Fakat sürmesi gereken koca bir sezon daha vardı ve dizinin en önemli unsuru olan bu ilişkinin, bir takım sorunlar yaşaması gerekiyordu ki izleyci sıkılmadan, heyecanla ve merakla izleyebilsin. Bu kaygı, bütün diziler için gerekli olan, gayet anlaşılır bir durum ama başarı bunu hikayeye ne kadar doğallıkla yedirebildiğinizde.  "Kara Para Aşk" maalesef bunu başaramadı. Öyle bir noktaya gelindi ki artık neredeyse bir kılıf bulmaya bile çalışmaksızın diğer karakterler kendi aralarında "Elif ve Ömer'i mutlaka ayırmamız lazım" demeye başladılar. Tayyar, Hüseyin'le buluşup "Ne yaptın, ayırabildin mi onları" diye soruyordu örneğin. Ya da 'ölerek diziden çıkmış anne' kontejanını doldurmak için sürpriz yumurtadan çıkar gibi çıkıp geliveren, daha önce başsağlığı için bile ziyaret etme gereği duymadığı yeğenlerinin hayatının orta yerine yerleşen Nedret Hala "Onları mutlaka ayırmamız lazım" diye dolaşıp türlü entrikalar planlıyordu. İlk sezon çok zekice kurgulanan polisiye olay örgüsü ve inandırıcı aşk hikayesi "Yoksa Ömer'in gayr-ı meşru bir çocuğu mu var?" noktasına kadar getirildi. Başından beri takip eden sadık izleyicinin ikna olmadığı bu "çözüm"ler yüzünden dizi cazibesini kaybetti. Yine de en başta özgün ve sıra dışı bir şekilde tasarlanmış karakterler ve ilişkiler nedeniyle (Ömer, Elif, Fatih, Tayyar.. hepsi ilginç ve iyi tasarlanmış karakterlerdi)  ilk sezondaki izleyicinin bir kısmı takibe devam etti.

Tayyar'ın, her şeyin arkasındaki isim olduğunun açığa çıkışının çok da iyi yönetilemediği ve merak unsurunun adeta süpürüldüğü ikinci sezonun sonuna doğruysa olaylar birden hızlandı ve uzun upuzun bir final başladı sanki. Önce Ömer katilin ağabeyi olduğunu öğrendi, bu nispeten başarlı bir şekilde işlendi. Ardından, Elif'in, babasının katilinin Hüseyin olduğunu öğrenişini izledik. Son olarak "Ömer-Elif aşkına bir engel daha lazım" kontenjanından hikayeye dahil olan İpek'in çocuğunun Ömer'den olup olmaması konusu da hızla işleniyor.(Bu konuda klişeye kaçmadan, uzun süren sırlarla hikayeyi süründürmeden konuyu kapattıkları için taktir etmeliyim .)  Peki finale merak ettiğimiz, heyecanla sonucunu öğrenmek istediğimiz ne kaldı? Tayyar'ın tamamen itibarını kaybedip, işlediği tüm suçların açığa çıkışını mı izleyeceğiz son olarak? Hüseyin'i tereyeğından kıl çeker gibi hapisten kaçırabilen Tayyar'ın hapse girmesi final için ne kadar tatmin edecek izleyiciyi? Tayyar müebbet hapis cezası alsa, ilk fırsatta hapisten kaçırılıp yurt dışına çıkarılacağını bilmiyor muyuz? Fatih'le Tayyar'ın arasında bir türlü sonuca bağlanamayan konunun çözümü mü tatmin edecek izleyiciyi? Fatih bu denemesinde Tayyar'ı öldürecek, her şeyin intikamını mı alacak? Elif'in, babasının katilinin Ömer'in ağabeyi olduğunu öğrenmesi de ilişkilerinde gerçek bir sorun olmadığına ve Ömer'in, Yağız'ın babası olmadığı gerçeği de saklanmadığına göre bu hikayede izleyiciyi Haziran ayında yapılacak olan finale kadar sürükleyecek ve final bölümüyle tatmin olacağı ne kaldı konu olarak işlenecek?

Şahsen benim merak ettiğim, "Şu da olsa da rahatlasak.." dediğim hiçbir şey kalmadı. Bu dizinin ikinci sezonu ve uzun süren finali iyi planlanamadı. "Kara Para Aşk" da "Keşke fazla uzatılmadan, ilk sezonda final yapılsaydı." dediğimiz, büyük bir potansiyelin iyi değerlendirilemediği diziler müzesinde yerini alacak maalesef.


Paylaş

 

Tüm Kara Para Aşk Bilgileri