Erkenci Kuş replikleri -

1001 Tv 14.3.2019 Erkenci Kuş
Erkenci Kuş 34. Bölüm
Sanem - Yaban ödekleri buz gibi göllere konaklamaya gittiklerinde, yani sazlıklarda yuvalandıkları zaman, eşleri donmasın diye, yani su yüzeyi buz tutmasın diye nöbetleşe göle kanat çırparlarmış, biliyor muydun?
Can - Bravo! Akıllı hayvanlarmış. Bu bilgiyi ben atlamışım. Niye uçmuyorlarmış, uçup gitmiyorlarmış Albatroslar gibi?
Sanem - Fedakarlar çünkü... Yuvaları orada, eşleri orada... Neden bırakıp gştsşnler? Vicdansız mı bu ördekler?
Can - Anladım.
Sanem - Sonuçta kanadın varken uçup gidememektir aşk. Konup bir yuva yapmaktır. Eğer sen donma diye senin için anat çırpan bir şein varsa zaten onu bırakıp gitmezsin.
Can - Ben de biraz fantastikleşeyim o zaman; bir lever öteye taşıyayım. Mesela şu an burada donsak, ki ortam donmaya çok uygun, buz kalıbı şeklinde kalsak mesela, yıllar sonra bizi bulsalar, çözseler, hayata döndürseler, sence biz yine birbirimizi hatırlıyor olur muyduk? Anılar da donar mıydı dersin?
Sanem - Donmadan hatırlamak varken, yaşarken varlığınıhissetirmek varken, bunlar daha büyük mucizeler değil mi? Gerçek aşk donmaz. Gerçek aşk bütün buzları eritir. Ama eğer gerçek bir aşksa...
 

 
Can - Değer veriyorum ben sana.
Sanem - Değer vermek böyle bir şey değil, Can. Sen, seni kendinden daha çok seven bir kadınıi keni kibrinden, egondan dolayı kaybediyosun; "ben artık burada kalamayacağım ve seni bırakıp gidiyorum." diyorsun ama emirlerine saygı duymasını bekliyorsun! "Benim istediğim gibi davransın" istiyorsun. Böyle bir şey mümkün değil! Bu gerçek değil çünkü. 

 

 

an -
Siz ne hakla karışıyorsunuz benim özel hayatıma?
Ceycey - (Bağırarak) Bizim de özel hayatımız o! Evet, karışırız! Açık ofis burası; her yer cam, saydam. Geçiyor böyle, duygular geçiyor. Duygu akışı yaşanıyor! Ben haftalardır izliyorum bu aşkı. Yılın çifti! Evet, izliyorum. Ne yapayım? İnsanım ben, duygularım var benim.
Can - Ceycey, yavrucuğum, bak, canım...
Ceycey- Ne? "Canım Ceycey" ne? Nereye gidiliyor acaba? Hem de Polen'le! Benim haberim olmadan nereye gidiliyor? Balkanlara gidilecekmiş! Soğuk hava dalgası geliyor oradan yıllardır yaldır yaldır. Haberiniz var mı? Havadurumu izliyor musunuz acaba? Beş dakika buzhanede kalamadınız, Balkanlarda nasıl yaşayacaksınız? Deklanşöre basarken parmağınız çengel gibi donup kalacak. Haberiniz var mı? Bu aşkı yedirmem! Bu aşkı yedirmem!
 
 

Leyla - Bir an önce uyumak istiyorum ben. Bugün bitsin istiyorum.
Sanem - Abla, böyle sadece günü kurtarırsın. Bence sen önce ne istediğine karar ver, onu bir bil. 
Leyla - Ben de onu istiyorum da o, o kadar zor ki... Zaten bu hayatta kim, ne istediğini biliyor ki, Sanem?
Sanem - Haklısın.
 
 

Can - Sen o yöne gittin, ben bu yöne gittim, ters yönlere gittik. Hiç beklemediğimiz yollara, yönlere gittik. 
Sanem - Öyle... Kim derdi böyle olacağımızı?
Can - "Böyle" derken?
Sanem - Böyle derken... Yani, birbirimizin hayatına müdahale etmeden,  saygı duyarak, medeni bir şekilde izliyoruz birbirimizi... Bu çok hoş. 
Can - Medeniyet değil mi? Medeniyet! Doğru kelime 'medeniyet'. Çok doğru yere parmak bastın, Sanem. Allah'tan eskisi gibi etkilenmiyoruz birbirimizden, domuz gibiyiz maşallah. Hiç aramızda kıskanma falan kalmadı yani. Sıradan insanlarız birbrimiz için artık.
Sanem - Yuh! Yani "yuh" artık, ayrılıp da arkadaş kalamayanlara! Çok medeniyetsizlik.
Can - Değil mi? Arkadaşlık, nihayetinde, aşktan çok daha üstün bir duygu. Aşk dediğin söner. Pıfff! Bir şey değil yani. Ama arkadaşlık öyle mi? Kalıcı, devam eder.
Sanem - Cümle süper! Ben bunun altına imzamı atarım.
 

 

 

 

Mevkıbe - Bir insanın yakıştığı yeri bulması öyle zor ki... Bir insanın bir insanı bulması o kadar zor ki... İnsan gençlikte anlamıyor tabii. Bir insanı bulduysan bırakamazsın ki... Bıraktıysan zaten hiç bulmamışsındır. Yollar bitmez yine gidilir yollara da yola yoldaşla gidilir, çocuğum. "Önce yoldaş, sonra yol" demiş eskiler. 
 
 

Ceycey - Evlenince gitmiyor ama hep yanında kalıyor.
Leyla - Doğru söylüyorsun, Ceycey; hiçbir yere gitmiyor. Mesela bir sabah uyanıyorsun. Bir bakıyorsun, yanında biri var! Kim o? Evleniverdiğin kişi. Ya da tuvalete giriyorsun. Tık tık tık, kapı çalıyor. Kim o? İşte yine evleniverdiğin kişi o. Yıllar yıllar geçiyor, o orada duruyor. Mesela bir gün mutfaktan bir ses duyuyorsun. "Bu kim ya?" diyorsun. Buzdolabının karşısında birisi. Işığı yüzüne vurmuş, seri katil gibi. Kim o?
Deren - Kim o?
Ceycey - Ayhan işte, o! Ayhan!
Sanem - Evleniverdiğin kişi! 

Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Erkenci Kuş Bilgileri