Daha konuşmaları gereken şeyler var

Uzunçorap 6.12.2016 Seviyor Sevmiyor
Seviyor Sevmiyor

Önce hızlıca bölümün gelişmeleri:
Deniz Yiğit'in evlenme teklifini kabul etti. İrem Deniz'e içinde ne varsa sayıp döktü. Tuna, kendisini Ayça'yla aldatmadığını Deniz'e söyledi. Tuna ve Deniz ilişki anlamında vedalaştılar. Önce Tuna, sonra Yiğit, Ayça'yı işten kovdu. Neşe, Gazi'nin kendisinden hoşlandığını öğrendi. Gazi'yi uzak tutmak için ajanstan tuttuğu bir oyuncuyu sevgilisi olarak tanıttı fakat gerçek ortaya çıktı ve Gazi ile açıkça konuştular,  ilişkileri başladı. Yiğit gerçekleri söyleyip utandırmak üzere, utanacak herkesi çağırdığı bir akşam yemeği organize etti. Fakat yemeğin finali beklediği gibi olmadı. Gerçeği bildiğini söylemesine fırsat kalmadan Deniz itiraf etti. Yiğit salonu terketti.

Şimdi gelelim detaylara...

Aşkımıza kaldığımız yerden devam
Bölüm geçen bölümün final sahnesinin devamıyla açıldı. Deniz ve Yiğit arabada, Deniz'in mahallesindeler. Yiğit evlenme teklif etmiş, Deniz'den henüz cevap yok. Zaten Yiğit'in yanında, Deniz'in genel durumu ya konuşamamak, ya sesi kısılarak konuşmak ya da baş ve el kol hareketleriyle derdini anlatmaya çalışmak. Bu kez de sonunda "Konuşamıyorum" demeyi başardı ve durumu özetledi. Şöyle gönlü ferah bir "Evet" diyemese de bunca zaman sonra hem Deniz'i hem Yiğit'i böyle mutlu görmek bizlere de mutluluk sebebi oldu. Tuna'nın göz yaşlarını görene kadar üzerimize bir afiyet, sinirlerimize bir gevşeme, gönlümüze bir rahatlama geldi.

Dikkat dikkat
Deniz Yiğit'in arabasından indi. O da ne! Burası Deniz'in evi, mahallesi ve hani Deniz evi terketmişti? Bavulunu, eşyasını vesairesini alıp daha fazla burada kalamam deyip çıkıp gitmiş, yolda da Yiğit'le karşılaşıp arabasına binmiş idi. Şimdi eve geri mi dönüyor? Hem nerede o mavi bavulu, eşyası?

İyi arkadaşlar
Bölümün en sağlam sahnelerinden biri, epeydir beklenen Deniz ve İrem arasında gerçekleşecek, içerdekilerin söylenmesi, eteklerdeki taşların dökülmesi sahnesiydi. Doğrusu beklediğimden çok ama çok daha sert oldu. İrem'den böylesine acı sözler duymayı beklemiyordum. Birbirlerini çok iyi tanıdıkları için, yakın arkadaşlar arasındaki tüm paylaşımlar derin oluyor. Sevinçleri daha coşkulu, kavgaları daha yıkıcı. İrem de Deniz'i çok iyi tanımasının, tüm arka odalarını, sırlarını, sakladıklarını bilmenin avantajını kendi lehine çok iyi kullandı. Sanki gerildi gerildi sonra kocaman bir dalga gibi vurdu Deniz'e. Neler demedi ki. Ne ezikliği kaldı, ne aynalara bakmaktan utanması, üstelik bunlarda haklı olduğu, İrem'in yerinde (İrem gibi başarılı, popüler akıllı, güzel) olmak istediği,  özetle bir zavallı olduğu. Yani Deniz'in elle tutulur, sevilir, değer verilir hiçbir şeyi kalmadı. Daha doğrusu yokmuş, İrem'in gözünde.

Gülme arası
Köfteci Adem Abi "Deniz'le ayrıldınız mı" diye sorduğunda Tuna kendi ilişkisi hakkında "Zamane aşkları naparsın" falan filan deyince hem üzerime bir gülme geldi, hem de Tuna'nın mizah yönünü hatırladım. Peh peh peh... Mazi olmuş meğer. Çünkü kaç bölümdür Tuna'nın gözü yaşlı. Zaten dizide bu dörtlüden ağlamayan kalmadı. Her bölümde birer posta göz yaşı döküyorlar.

Sürpriz final
Aslında benzer bir finale Kiralık Aşk'tan aşina idik ama yine de zokayı yuttum. Beklemiyordum Deniz'den böyle bir hamle. Bu sahneyi iki türlü çekmelerine diyecek tek sözüm "alkış". Önce Yiğit'in tüm sinirini boca ettiği hem enerjisi yüksek hem de komik versiyon, (Nasıldı o "Çantanı unuttun Deniz Aslan" diye bağırıp çantayı fırlatması, sonra oturup oh rahatladım demesi, sonra da ne yiyoruz baba diye sorması.. Hepsi komikti:), hem de Deniz'in monolog yaptığı dramatik versiyon. Doğrusu Yiğit tahmin ettiğinden daha duygusaldı tasarladığı konuşmayı yaparken ve epey zorlandı. Zaten işleri değiştiren de galiba bu oldu. Deniz'in aniden elini onun elinin üzerine koyup Yiğit'i şaşırtmasıyla hem gidişat değişti, hem de aralarındaki denge. Aralarındaki romantizme rağmen, o ana kadar bir yetişkin-çocuk, öğretmen-öğrenci imişler gibi bir enerji içeren ilişkilerinde Deniz birden hakim ve şefkatli, üst bir pozisyona geçti, Yiğit'i de darmadağın etti. Deniz bu konuşmayı ne ara tasarladı, Yiğit'in ne yapacağını anladı da önlem mi aldı, yoksa konuşmasından etkilenip daha fazla kandırmaya vicdanı mı elvermedi, o belli olmadı ama yorumumu ikincisinden yana yapmaya meyilliyim. Ayrıca Deniz'in tüm suçu üzerine alması da kahramancaydı. Herkesi temize çıkarırken bir bakıma kendini de akladı. Ama tabii bu Yiğit için bir şey ifade edemez çünkü burada aslında sadece iki kişi var: Deniz ve Yiğit. Burada gönlü alınması gereken kişi Yiğit. Başbaşa ve Deniz'in gerekçelerini anlattığı daha uzun bir konuşma yapmaları çok daha iyi olurdu. Yiğit şimdi bildiği gerçeği öğrenmek dışında ne öğrendi ki? Teselli bulmak için Deniz'e hak verebilmesi gerek ve şu anda bu olmadı. Deniz'e "Neden?" diye sorabilirdi ama sanırım hazır değildi bu itirafa. Dolayısıyla daha konuşmaları gereken şeyler var.
 
Bundan sonra ne olur?
İzleyicisi olarak sevindiğimiz bir şekilde bölümün hemen ardından yeni bölüm fragmanı düzenli bir şekilde çıkıyor. Fragmana göre Yiğit Deniz'i affetmiyor, en azından hemen affetmiyor. Üstelik işten çıkarılmasını istiyor. Şimdiye kadar Deniz ne zaman işten çıkacak olsa ya Tuna kurtardı, ya Yiğit. Bu kez Tuna müdahil olmayacak gibi. Ofisten giden Deniz olaydan kopar. Demek ki bu ayrılış ya kısa süreli olacak ya da olmayacak. Olmayacaksa ya birinin engellemesi lazım ya da bir iş falan çıkıp bu ayrılışın sürekli ertelenmesi lazım. Ayrıca Yiğit adına sevindirici bir gelişme: Artık nasıl ortaya çıktıysa, Yiğit'in meğer kardeşleri varmış. Bunlardan biri de anlaşılan, diziye katılacak oyuncu Su Kutlu'nun rolü olacak. Tuna'yla bir ilişki düşünülüyorsa, sanki yaş farkı var gibi, ama dur bakalım, elektrik meselesi. Ayrıca bunca yıldır kardeşleri olduğunu saklaması da babasının Yiğit'e bitmek bilmez yeni yamuklarından biri.

Bölümden esaslı replikler:
"İrem Gündoğan'ın en sevdiğim özelliği ne biliyor musunuz? O benim sesime gelir." (Deniz, otel görevlisine)
"İrem Gündoğan resepsiyondan bekleniyorsunuz. İrem Gündoğan bir hesaplaşma işlemi var!" (Deniz)
"Senin bir iğnen olduğunu biliyordum, ama bunu bana batıracağını tahmin etmiyordum. Akrebin de dostluğu bir yere kadarmış." (Deniz, İrem'e)
"Sen kötü biri değilsin. Biz kötü biri değiliz." (Küçük Yiğit, yetişkin Yiğit'e)
"Herşey olması gerektiği gibi oluyor olabilir" (Tuna, Deniz'e)
"irem için kendini feda etmen yanlıştı" (Tuna, Deniz'e)
"Yiğit'in senin kalbinde olduğunu bile bile senin dibinde durdum" (Tuna, Deniz'e)
"Kabul ediyorum ama kabullenmiyorum" (İrem, Tuna'ya)
"İyi günde iyiyiz zaten ama kötü gün için tut elimi" (İrem, Tuna'ya)
"Senin için öldüğüm gün, ben de ölürüm" (Deniz, hayalinde Yiğit'e)
"Sen o masum adamı öldürdün Deniz Aslan" (Yiğit, Deniz'e)


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Seviyor Sevmiyor Bilgileri