Korludağ Çiftliği'nde Cesur'un ayak sesleri, Sühan'ın kalbinde aşkın izleri

Uzunçorap 11.11.2016 Cesur ve Güzel
Cesur ve Güzel

Ne zaman başlayacak, afişler, ilk fragmanlar derken epeydir beklenen "Cesur ve Güzel" ekranlarımıza arzı endam etti. Dizi fragmanlarda da gördüğümüz hızlı hareketli sahneyle başladı. Zor bir sahneydi. Özellikle at ve arabanın uçurumun kenarına hızlı gidip çark edebilmesi... O yüzden bir iki eleştirim var ama bu kadar hata normal. Bölüm olarak da  zaman zaman tempo biraz düşse de akıcı bir bölümdü. Sıkılmadan izledim. En çok hoşuma gidenler, uzun zamandır birarada görmek istediğimiz iki sevilen oyuncunun nihayet bir dizide başrolleri paylaşmaları ile birlikte, mekanın doğanın içinde, çiftliklere konumlanmış olması, kalabalık çiftlik ve kasaba ortamı. Bol doğa, bol yeşillik, bol çiftlik. Yaşasın!
Fragmanlarda daha hafif bir aşk dizisi imajı almıştım. Fakat diziyi beklediğimden daha derin ve geniş ilişki ağlı, ayakları daha yere sağlam basar buldum. Bu sonuçtan da haliyle memun oldum.

Cesur Red Kit
Bölümün başında Sühan ve Cesur nasıl kişiler olduklarını az çok belli ettiler. Sühan daha normal, sıradan biri, en azından şimdilik öyle görünüyor. Fazla uçları olmayan, nazik, güleryüzlü, uyumlu, geçimli bir kadın. Cesur ise biraz amerikan filmlerinde anlatılan yakışıklı serseri kovboylar arasında boy vermiş sonra çıkıp gelmiş gibi. En büyük özelliği cesaret desek yeterli olmaz. Beceriklikik ve küstahlık da onunla atbaşı. Sühan'ın abisi Korhan ve sevgilisi Bülent, Korhan'ın sattığı araziyi geri alabilmek için Cesur'la konuşmaya geldiklerinde Cesur'un tavrı inanılır gibi değildi. Sonda söylenecek şeyi başta söyledi. Jestleri, mimikleri çileden çıkarıcıydı, Korhan ve Bülent sabırlı bile davrandılar. Bu atılganlığı çiftliğine gelen suyu kesen kütükleri çekerken, kendisini  Tahsin Korludağ'ın çağırdığını haber veren kahya Salih'e de yaptı.

Salih'te bir haller, Mihriban'da sevinçler
Fakat bu Salih'te bir haller var. Kızı, karısı masum da bu Salih dürüst yolun, prensiplerin adamı değil gibi. Sanki Tahsin Korludağ'ın sadık adamı, kraldan çok kralcı olmuş. Hani mecburen yanında çalışıyordur, ama aslında memnun değildir. Salih öyle bir halde değil. Bu arada Bülent'in annesi Mihriban  engellememiş meğer Cesur'un çiftliğine gelen suyu. Başta seyis Kemal öyle tahmin etmişti ama bildiğin Tahsin yaptırmış. Mihriban'ın Cesur'a takdirle bakması, onun buraya taşınmasından bu kadar memnun olması beni çok memnun etti. Cesur'un böyle destekçilere ihtiyacı var. Her ne kadar bir tür Red Kit gibi yalnız kovboy olsa da. Hem Mihriban için de sevindim. Tahsin Korludağ onu gelinliğiyle nikah masasında terketmiş. Anlaşılan bu yetmemiş hala bile alay edip kanının maneviyatı üstünde tepiniyor. Tahsin Korludağ höt zöt bir adam gibi ama gerek bu halleri, gerekse üzerinde "Alemdaroğlu çiftliği" yazan tahta tabelayı her gördüğünde devirip çocuk gibi sevinmesi çocuksu bir tarafı olduğunu da gösteriyor.

Cahide ve Bülent
Çiftlik halkı arasında, Korhan'ın karısı Cahide hırslarıyla ortalığı bol bol karıştıracak bir karaktere benziyor. İlk başta biriyle gizli gizli konuştuğunu gösterdiklerinde yine bir kocasını aldatma vakası mı deyip öflüyordum ki, farklı çıktı. Korhan'la arası iyi görünüyor fakat fragmanda Cesur'a bakışları değişikti. Doğrusu işte Sühan'a kıskançlığı hatta düşmanlığı demek daha doğru olacak, belli olmuşken, bir de Cesur'a aşk-ı memnun durumu olursa, seyreyle manzarayı. Sühan'ın işte o zaman çekeceği var ama vaziyetlere değişik bir dinamik de katacaktır.  Bir başka ilginç karakter de Sühan'ın sevgilisi Bülent. Bülent'i önce evin kahyası Salih'in kızı Şirin'in ağzından tanıdık ve bence yanlış tanıttı. Bülent onun anlattığı gibi tutkusuz da değil Sühan'a karşı, gözü sadece Korludağ servetinde olan bir adam da değil. Şirin anlattığında benim gözümde canlanan kurt tilki kıvrak zeka ama Sühan'a ilgisiz, soğuk bir adamdı fakat annesi, Tahsin Korludağ, Sühan, herkesin arasında kalan, herkesi idare etmeye çalışan dayanıksız, pek de güçlü olmayan bir adam çıktı. Bu politik adamın bölümün sonunda Cesur'u yakmaya kalkması beklenmedik, uç bir hareketti. Bülent eğer Cesur olmasaydı herhalde Sühan'ın geçiştirici cevabına bu kadar bozulmazdı.Düpedüz kıskançlıktan çıldırdı. Bir de Şirin Bülent için tutkusuz, aşksız, paragöz anlamında bir şeyler söylüyor.

Cesur'un gizemli geçmişi
Bölümde Cesur babasının intikamı için Korludağ'a geliyor ama geçmişteki bu haksızlık nasıl yapılmış, neye sebep olmuş henüz belli değil. Cesur'un babası anlaşılan şu anda hayatta değil, peki Cesur babasını ne zaman kaybetmiş, nerelerde okumuş, imkanlarının geniş olduğu belli olan maddi gücünü nasıl sağlamış? Cesur'un geçmişinden, Rıfat abi dediği oto tamircisini ve bu adamın babasını tanıdığını öğrendik, hepsi o. Tema olarak bana "Bugünün Saraylısı" dizisini hatırlattı. Babasının intikamını almaya çalışan genç adam. Bakalım.

Otel mi zeytinlik mi?
Sen onca yeşilliğin içinde yaşa, ama yeşili korumaya gelince sit mit dinlemeden kıy gitsin. Cesur Tahsin Korludağ'ın yaşgününü basıp yapılan usulsüzlüğü ortaya söylediğinde fantastik bir şekilde utanma oldu bazılarında. Halbuki minareyi çalan kılıfı hazırlar durumu olmaz mı? Tahsin Cesur'a bu cesaretinin bedelini ödetmeye çalışabilirdir ama Tahsin'in hayatını kurtardı. Tahsin bunun altında kalır mı, kimbilir. Cesur ödeşiriz, dedi.Cesur'un ilginç bir özelliği var, yapılan iyilik başa kakılmaz diye öğrettiler bize hep fakat Cesur  sürekli başa kakıyor. Sühan'a kaç kez "Senin hayatını kurtardım" dedi. Atı Nazlı'ya da el koyuverdi. Gerçekten Korludağ çiftliğine kuralları, sınırları yıkan bir sel gibi geldi. İlk bölüm böyleydi. Bakalım sonraki  bölümlerde hızı kesilecek mi..


İsimler
Son olarak, dizinin ismi neden "Cesur ve Sühan" değil diye düşünüyor insan. "Sühan" çok rastlanan bir isim değil.  Webdeki sonuçlara göre erkek ismi imiş ve anlamı da bir yerde "mavi" diye rastladım, başka birkaç yerde de "Söz, şiir" olarak. Galiba dizinin bir yerinde de Cesur sanki "Sühan" isminin anlamı için "Şiir" dedi. Bu ismi Sühan'a dominant, ataerkil bir karakter olarak babası Tahsin Korludağ koymuş olabilir, kız yerine erkek çocuğu olmasını umarak ama öyle bile olsa Sühan'a her nedense abisi Korhan'dan daha değer veriyor gibi görünüyor. Buna da çok mesnet yok aslında. Sühan belli ki kendi işi gücü olan, başarılı bir kadın ama niye abisi Korhan  babaları tarafından niye bu kadar horlanıyor pek anlaşılır değil. Sırf çocukları olamadığı için mi? Yoksa o araziyi satmakta, babasının verdiği yanlış bilgi yüzünden, Korhan'ın herhangi bir hatası yoktu. Üstelik anlaşılan o ki, satmaya da yasal olarak yetkisi varmış.


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Cesur ve Güzel Bilgileri