Külkedisi istemiş bir prens, çıkagelmiş iki prens

Uzunçorap 27.9.2016 Seviyor Sevmiyor
Seviyor Sevmiyor

"Seviyor Sevmiyor"un bu bölümü nice zamandır seyrettiğim eNN güzel bölümdü. Şiir gibi sahneler yazıyorlar, ne yapacağız biz yafu. Hem romantizm hem mizah hem ruhsal çözümlemeler, çözümler...  Önce romantizm: Hem huyca hem tarzca birbirinden farklı iki cazip adam, yani hem Yiğit hem Tuna, şu anda bizim Deniz'e aşık. "Kimse beni sevmiyor, tuhafım ben, çirkinim ben" diye üzülüp hallenip duran Külkedisi dilemiş bir prens, en tatlısından çıkagelmiş iki prens. Böylesini masal tarihi bile yazmamış. Üstelik bu bölüm Deniz'e yönelmiş iki aşk da çok güzel bir şekilde ifade buldu. Biri yokluğunda: İrem ve Yiğit arabanın karanlığında başbaşayken, İrem Yiğit'le öpüşmek için uzandığında. Tam o sessizlik  anında. Diğeri varlığında: Çiğ beyaz minibüs ışıkları ve sallantısında, trafikte giderken, bağıra çağıra. Biz istemişiz bir yarım küre, senarist bize bir dünya vermiş. Ne güzel. İki bölüm önce, İrem ve Deniz üzerinden yürütülen aşkı seçme paralel kurgusu, bu kez iki adam, Tuna ve Yiğit üzerinde ilerletildi. Önceki Yiğit'e akmıştı, bu kez nehirler denizlere, yiğitler denizlere...


Romantizmin zirveleri..
Bölümün bu iki sahne dışında bir başka güzel sahnesi de şu oldu: İrem, babasına duyduğu hırsla kendini boks maçına veren Yiğit'e manevi destek olmaya gitmiş ve bunu başardığını düşünerek eve hoplaya zıplaya sevinçle dönmüştü. Tam bencil mutlululuğu içinde Deniz'e sarılmış "Yiğit artık gerçekten beni seviyor" diyordu ki, o hiç beklemediğimiz anda, dan diye Yiğit'ten Deniz'e mesaj geldi. "Ben çok kötüyüm. Seni görmem lazım. Sana ihtiyacım var."  Nasıl yani bildiğimiz Yiğit, bizim Deniz'e, gerçek Deniz'e mi atmış bu mesajı? Bir yanlışlık yok di mi? İrem'e değil yani. Amanın! Ama bu bomba bir gelişme!! Nerede o Deniz'in defalarca arayıp Yiğit'in açmadığı, attığı mesajlara bir cevap yazmadığı günler geceler. Peh peh peh.
Geçelim bir başka güzel sahneye: Yiğit ve Deniz arabadalar, matbaa toplantısına gidiyorlar. Fakat Yiğit yoldaki sol sapaktan girmeyip sürmeye devam etti. Deniz de "Yiğit Bey ben inmek istiyorum. indirin beni" falan dedi. Yiğit de "Elin indirin diyor, gözlerin indirme sakın diyor" dedi. Yiğit'in gözüyle, elin sizli bizli, gözlerin senli benli konuştuğuna dikkat. Yiğit Deniz'in kendisinden hoşlandığını düşünüyor ve gözlerden duyduğunu dikkate aldı. Ve devamı: Yiğit ve Deniz, Yiğit'in ailesiyle son kez birarada olduğu akşam yemeğini yedikleri restoranın önüne geldiler. Deniz yine dönmek istedi. Yiğit gidip Deniz'in elinden tuttu. Restoran kısmına gittiler. Yiğit geçmişini anlatırkan ağlamaya başladı. Deniz de onu bugüne taşıyabilmek için bağırdı çağırdı. Sonra Yiğit'i bırakıp giderken, Yiğit Deniz'i kolundan çekip sarıldı. Fragmanda daha detaylıydı bu sahne, Herhalde bölümde o uzun versiyon kullanılamadı ama fragmandaki haliyle de birleştirilince süper oldu. Yani onca zaman Deniz'i iteleyen öteleyen Yiğit'i, şimdi Deniz bırakıyor, Yiğit peşinden koşuyor. Vay ki vay. Bir de o sahneye İrem'in tanık olması kadayıf üstüne kaymak oldu.
Fragman deyince.. Fragmanda arabada Deniz Yiğit'e  "öksür", "gül" gibi komutlar verirken Yiğit birden korku filmine bağladığında Deniz'in bir el hareketi vardı ki, sahneyi epey komik yapmıştı. Onu da bölümde atmışlar. Ama sorun değil. Bölümde kullanılamayan ayrıntıları fragmanda da olsa görebilmek güzel.
Geçelim:
Tuna, akşam bir kafede "Gölge" diye Cemal'le Deniz'i buluşturdu. Deniz etek giymiş, çok da yakışmış bu arada. Ne diyordum, Deniz ve Cemal sohbet ederlerken, Cemal bir ara ayarını şaştı ve Deniz'le flört etmeye başladı. Tuna da "Neyyy" nidasıyla feleğini şaşırdı ve önünü arkasını hesaplamadan plansız programsız bir anda yanlarında bitiverdi.
Başka başka...
Deniz, Tuna'yla, Tuna'nın simit ofisinde, mendil kadar küçük ahşap masanın iki kenarına oturmuş, "Çivi çiviyi söker, soğuktan donanı karla ovarla" vecizeleri eşliğinde, Yiğit'i unutmak, aşkından kurtulmak için yapması gerekenin yeni birine tutulmak olduğunu konuşurlarken Deniz'in "Ama bu kişi nasıl biri? Mesela pozitif olmalı." dediğinde Tuna'nın "Ya şimdi kendimim diye söylemiyorum, gerçekten çok pozitif bir  herifim" demesi ve Deniz "Hani kızlar diyo ya, benim sevdiğim nerde acaba, onu böyle dünyanın öbür ucunda arıyorlar, zor olunca, uzakta olunca daha büyük oluyor ya, öyle olmamalı, yakınımda olmalı bence" dediğinde de "Hatta Deniz'e sıfır bile olabilir" demesi romantik komedinin süper örnekleri oldu.


Hüzün, komedi, aşk ve dostluk
Romantizm dışında bölümde başka  o kadar çok güzel sahne vardı ki, hepsini yazmaya kalksak bölümün çoğunu yazmamız lazım. Deniz'in Yiğit'i geçmişten kurtarabilmek için restoranda Yiğit'e "O çocuğu rahat bırak. Kendini de rahat bırak. Taşıyamayacağın yükleri sırtına alma artık. İyiler kaybeder. Kötüler kazanır. Aşklar biter." dediği sahne, Deniz'in Tuna'nın "Gölge" olduğunu anladığı o bu şu flaşbekli sahne, Yiğit'in babasına "Sen var ya, benim için aciz bir hayaletten öte değilsin. Ve ben hayaletlere inanmam." dediği sahne, Tuna ve Cemal'in, Yiğit'in otel odasında "görünüşüklü" labirentinde tıkılı kaldıkları sahne. ay canım ya. Ayrıca Cemal'in hem Yiğit'in hem Tuna'nın evlerine geldiğinde, yeni olsun eski olsun bilgisayar oyunu, tv, gibi teknolojik şeylerle karşılaştığında yaşadığı heyecana tanık olmak da çok keyifli oluyor.
Bir başka sahne: Akşam, Deniz ve İrem evdeler. Deniz yine İrem'e geçmişi çalıştırıyor. İrem "Bugün çok yoğun bir gün müydü, ne yaptınız Yiğit'le?" diye Deniz'i sorguladı. Deniz başladı içinden konuşmaya. İrem de "Bana anlatacaksın, kendine değil." dedi. Deniz yine ona içinden cevap verdi.  İrem de "Hala kendi kendine konuşuyorsun, farkında mısın" dedi. İrem'e kızıyorum kızıyorum sonra böyle Deniz'i bu kadar iyi tanıması, yakınlıkları bir şekilde hoşuma gidiyor. Fakat Neşe İrem'e zehirli tohumu savurdu. Sonraki bölümlerde yepyeni İrem-Deniz-Yiğit olayları olacak ve İrem, Deniz ve Yiğit'in arasını açmak gibi bambaşka bir eylem türüne girişecek gibi.


Hayallerim, Aşkım ve Sen
Bölüm öncesi fragman ve fotoğraflardan bölümde acaba hayal sahnesi çok mu olacak diye bir endişem  olmuştu ama bu bölümde hayaller senaryoya çok dozunda yedirilmiş. Şöyle ki, hem kısa tutulmuşlardı, hem de espriliydiler.


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Seviyor Sevmiyor Bilgileri