Haşmet'in gölgesinde sabırla filizlenen

Uzunçorap 4.9.2016 Bana Sevmeyi Anlat
Bana Sevmeyi Anlat

"Bana Sevmeyi Anlat", 'Her şerde bir hayır vardır' sözünü tasdiklercesine, Haşmet'in karanlığında filiz veren ve gölgesinde büyüyen bir aşkın varoluş öyküsü...


Dizi 2. bölümüyle karşımıza geldi. İlk bölümle kıyaslarsak, ilk bölümü daha heyecanlıydı, daha çok şey olmuştu, yani daha dolu doluydu. Ve fakat bu bölümde de karakterleri biraz daha fazla tanıdık ve büyük kritik olaylar olmasa da olayların devamını izledik. Alper (Kadir Doğulu)'in iyi bir yönetici olduğunu, kardeşi Suzan (Bihter Dinçel)'la ilişkisini , yeğenleri Eylül (İlayda Alişan) ve Mercan (Naz Sayıner)'ın mizaçlarını, Leyla (Seda Bakan)'nın çocuğunun varlığından nasıl bir motivasyon ve güç aldığını, arkadaşı Ezgi (Mine Kılıç)'nin karakterini, işini, arkadaşlarını, olayları etkileyen bir yan hikaye olarak Hakverdi (Bahadır Vatanoğlu) ve sevgilisinin ilişkisini, Gazeteci Canan (Dolunay Soysert)'ı, Alper'in arkadaşı Onur (Cemil Büyükdöğerli)'u ve Berna (Aslı Orcan)'yla arasındaki bağı daha iyi öğrendik.

Bölümü izlerken Ezgi'nin Leyla'nın annesinin peşine düştüğü, yani iş yerinde arkadaşıyla nüfus memurluğundan kadının kütüğüne ulaşma çabasını izlerken ve sonrasında Haşmet (Mustafa Üstündağ) ve Canan'ın sahnesini görünce, aklıma Leyla'nın annesi Canan mı çıkacak, diye geldi. Leyla'nın babası Salih (Kadir Çermik) ile Canan ne alaka diye sorguluyor insan ve hemen ikna olmuyor. Ama gerçek hayatta da buna benzer örnekler var, hayatları bir yerde kesişmiş ve sonra ayrıldıklarında biri uçmuş gitmiş. Burada uçan giden Canan oluyor ama sadece kendine kurabildiği yüksek standartlı hayat bakımından; yoksa iç dünyasını tam bilmiyoruz. Yine de dürüstlüğün temel hayat prensiplerinden biri olmadığı da ortada. Öte yandan Salih de karanlık işlerde. Bu ikisi belki de karanlık yollarda tekrar kesişirler. Fakat Leyla arkadaşı Ezgi'ye annemi arama, vicdansızdır derken çok da haksız değilmiş, şu anda anne olarak bulacağı Canan hiç de ah kızım diye kollarını açacak bir tipe benzemiyor, Ezgi istemeden Leyla'ya ikinci kere hüsran yaşatabilir.

Leyla, Alper'e karşı bir şeyler hissetmeye başladı ve sanki bu karşılıklı. Demek ki Alper de karısı Berna'dan psikolojik olarak uzaklaşmış. Bu olsa olsa kazadan önceki Berna'nın boşanma isteğinden ve tutumlarındandır diye düşünüyorum. Yine de biraz çabuk oldu sanki. Çabukluk deyince, aklıma bir ilişkinin azar azar yavaş yavaş ve çok sağlam bir şekilde oluşabileceğine iyi bir örnek olarak Karadayı dizisi geldi, bu esinde Leyla'nın arkadaşı Ezgi'de Feride karakterini hatırlatan bir şeyler bulmamın da etkisi olabilir. Ezgi de Feride gibi güçlü, azimli, gözükara ve fedakar bir karaktere benziyor. Tip olarak da hatırlattı.

bana sevmeyi anlat
Ezgi, "Karadayı" Feride'sini hatırlattı

Hakverdi'nin samimi bir şekilde sevgilisine değer verdiği görülüyor. Bir çaresizlik içindeler, kaçacağız falan dedi Hakverdi ama hangi parayla? Çalışmadığı için özgürce davranamayan ve ailesine bağımlı olan bireylere bir örnek olarak Hakverdi de eklendi. Diğer aklıma gelen örnekler, "Rüzgarın Kalbi" dizisindeki Kutay, Hayat Sevince Güzel'deki Rüstem Ağa'nın oğlu Ömer, kızları Seher ve İlknur, Göçerlerin oğlu Savaş... Aslında Yüksek Sosyete'deki Mert Çalhan da neredeyse böyle bir karakter ama babannesinin tek akrabası olması ve sahip oldukları yoğun zenginlik onu sınırda tutuyor, düşürmüyor. Öte yandan aynı dizideki Cansu da yüksek eğitimine uymasa da markette işe başlayarak kendine güvenini kazandı ve ailesine bağımlı olmaktan kurtuldu. Bu sadece Cansu'ya değil annesi Süreyya'ya da iyi geldi, onu da bir miktar özgürleştirdi. Öyle gözükmeseler de, ilişkilerdeki zalim taraflar da mazlum taraflar kadar hapiste olabilirler. Özgürlük iki tarafa da iyi gelebilir.

Bölümde anladık ki, Haşmet zekisi olayı çözdü yani Leyla'nın neden kaçtığının farkında. Leyla'yı bulduktan sonra ne yapacağı konusunda hiçbir ipucu vermemesi dizinin başarısı. Leyla'ya affedecek kadar aşık mı yoksa intikam peşinde ve yakalarsa susturacak mı, belli değil. Belki de bunu Haşmet de bilmiyor. Bildiğini sanıyor ve bilmiyor da olabilir. Canan'a "Aşk insanı değiştirir" gibi bir şey derken içten miydi. Değişmeyi göze alıyor mu? Bakalım, cevabı ilerleyen zamanlara.


Dizinin bir yönü de arkadaşlık. Ne yazık ki Alper gibi düzgün birinin iki yakın arkadaşından Onur, kendisini hem parasal hem ailesel dolandırdı, olmaz olsun böyle arkadaş. Diğeri ise Engin ve o da karanlık işler içinde. Tamam, Alper'e "Gel bize katıl bize" diye bir baskıda bulunmuyor ama kritik bir durumda Alper'in değil de Haşmet'in yanında duracağı neredeyse yüzde yüz. Yani farkında olmasa da, Alper de Leyla kadar yalnız bir durumda.


Sessizlikte bir gece kahvesi

İlişkileri gelişirken, gece mutfakta karşılıklı kahve içip sohbet etmeleri bölümün tatlı sahnelerindendi. Tutkuyla değil dostlukla, yıldırımla değil paylaşımlarla, rekabetle değil iyiliklerle gelişen bir aşk örneği izlemek (diğerleri yanlıştır demiyorum), ilişkinin giderek zenginleşmesine tanık olmak güzel olur. Tabii tesadüfler yine iş başında.

Bölüm, Leyla'nın kardeşi Hakverdi'den gelen telefonu açtığı sahneyle bitti. Ezgi'nin telefonunda Leyla kayıtlı değildi, nasıl buldu Hakverdi numarayı? Cevap verileceğini sanmıyorum bir sonraki bölümde. Öte yandan Ezgi de konuşmuş gibi görünmüyor. Neyse, bölüm heyecanlı bir yerde bitti. Şimdi sırada "Bana Sevmeyi Anlat" Volume 3 için bekleyiş.

 


Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Bana Sevmeyi Anlat Bilgileri