Şıpıldak Otu

Uzunçorap 7.6.2016 Hayat Sevince Güzel
Hayat Sevince Güzel

Limon Film geçen yaz "Kalbim Ege'de Kaldı"yla sezonda yer almıştı. Dizi yöre ve görüntüler olarak ilgimi çekmesine rağmen ancak ilk bölümünü, kısmen izleyebilmiştim (İki baş karakteri aşırı kavga ediyorlardı, ikna olmamıştım).
 

"Hayat Sevince Güzel"e gelince, dizinin aynı yöre ve güzel görüntülerin artıları bir yana, hiç duyulmamış bir anafikri olmasa da, ilgimi çeken detayları oldu. Öncelikle, hikayenin ana kahraman Zarife'nin; köyün hem delisi, hem yabanisi, feministi, müzmin bekarı, şifacısı, pervasızı, koyun çobanı, kitap okuyanı, eli sopalısı olmasıyla mürekkep çeşnili karakteri. İkinci olarak, sırrını bir tek Zarife'yle dedesi Halil'in bildiği, her derde deva mucizevi Şıpıldak Otu.
 

Bitkisel tedavi, alternatif tıp tam da gündemdeki, ilgi çekici konular. Güzel açılımlara müsait. Yeri gelmişken söyleyeyim, aileye alelacele kenti terk ettiren Şinasi için bölüm öncesi bilgilerde, doğru hatırlıyorsam üçkağıtçı, dolandırıcı falan deniyordu. Halbuki içinde bir sürü bitkisel ürünün olduğu bir dükkanı olan, bunların satışını yapan, normal bir adammış. Yani yeri yurdu belli, mesleği belli olan bir adam. Aktarmış yani. Anlaşılan meslek standartlarından saptığı nokta kendi kendine ilaç icat etmesi, insanlara bunları satması. Başarılı olsa, işte Zarife ve dedesi gibi olabilirmiş ama olmamış. Yani amacı insanları kandırmak değil, böyle bir mucizevi ilaç bulmakmış. Hani derler ya, hap yap para kap, diye, bu kişinin derdi sırf hileli yoldan para kazanmak olsa, karavanla yöre yöre dolaşıp sahte ilacını satardı. Halbuki dükkan tutmuş, içine mal koymuş. Geçici düşünen biri neden yerleşik düzene geçsin, onca masrafa geçsin? Dolandırıcı özellikleri varsa da ilk bölümde henüz yeterince ortaya çıkmadı. 

 

Dizinin iki delikanlısı Savaş ve Barış' gelince, babalarının en azından bir çabası var. Bu gençlerin işleri, meşgaleleri ne, geçimlerini nasıl sağlıyorlar, belli değil. Yaptıkları günlerini gün etmekse, e 16-17 yaş kategorisinde de değiller sonuçta. Bir de ikisi aslında kardeş değillermiş, biri anne Şefika'nın biri baba Şinasi'nin ilk evliliğinden. Hangisi kimindi, o kısım çok hızlı geçti.
 

Hız demişken, bu konuda dizi genelinde küçük bir değişiklik sanki iyi olacaktır. Şöyle ki, deminki örnekten devamla, isimleri bile uyumlu ama birbirine ne fiziken ne huyca benzemeyen iki gencin böyle bir ailevi durumu var, bu konu daha uzun işlenebilirdi. İki gencin isimleri tam zıt, bu nasıl denk gelmiş? Soyadları da aynı. Demek ki bayağı küçük bir yaştalarken aileler birleşmiş. Sonra Savaş ve Barış, Zarife'ye omletli bir şaka yaptılar. Nasıl yaptılar bunu? Eve nasıl girdiler, ev halkına yakalanmadan, Zarife'nin odasını bulup saçına nasıl sürdüler? Geçelim;  hikayenin Cyrano Bergerac'ı Samed'in şiirleri yazıp Osman'a verişi daha komik ve uzun işlenebilirdi.

Dizinin görselliği bakımından da, bir sürü güzel manzara ve eşyalardan, etraftan detay görüntüler tadına varamadan hızlı hızlı geçti. Buna karşılık muhtarlıkta kız isteme öncesi konuşma sahnesi, karavanlıları köyden dışarı atma çabaları gereksiz uzundu. Muhtarlığı babadan devralmış, gerek adıyla gerek muhtar olarak geçirdiği 30 yılla köyün muhtarlığına çivi çakmış Muhtar Soylu'nun sırf  seçim zamanı bu yenilerin oyları bana gelmez korkusuyla köye yeni yerleşimci istememesi de ikna edici değildi. Zaten karşısına aday bile çıkmıyordur ki. Yalnız kız istemeye giderken davul zurna eşliğinde muhtarın oynayışı çok keyifliydi. Muhtar bu işi biliyor. 

 
Dizinin yan hikayelerinden Asuman'ın hikayesinden hoşlandım, Emine'nin hikayesini ise inandırıcı buldum. Emine için yaşadığı bu açmaz sonuçta kendisi için iyi bir yere varacak gibi, çünkü Osman'a, şiirlerin de olmasa çekilmezsin gibi bir şey dedi, e gerçeği yani aslında şiirleri yazanın Osman değil Samed olduğunu da herhalde bilmek isteyecektir. Dolayısıyla bu evliliğin hemen olmayışı aslında Emine için doğrusu.

Asuman'a dönersek, karavan ailesine helva getirdi. Ailenin falcı kızı Sevgi hemen, kocanızın helvası mı dedi. Eğer öncesinde bu konuda bir şey duymadıysa, ki böyle bir kısım hatırlamıyorum, bu kızda medyumluk var demektir, peki niye kızın kendisi de dahil, bütün aile böyle bir şey yokmuş, kız da dümen yapıyormuş gibi davranıyordu? Herhalde ilerleyen bölümlerde taşlar yerine daha çok oturacak, belirsiz kalan yerler netleşecektir. Bir de Asuman'ın, Zarife'nin babası Salih Kaptan'da gönlü var. E daha kocasının helvasını yeni yapıyor, Salih Kaptan'a hangi ara gönlünü kaptırmış ola ki?

 

Dizide Salih Kaptan mülayimliği, misafirperverliği, güler yüzü ve kızlarına karşı sevgisiyle beş yıldız on puan aldı, ya da ona yakın. Yani bütün puanlarımızı hemen ilk bölümde de veremeyiz sonuçta. Dede Halil de epey puan almış durumda. Şu çocukluk aşkı Fadime'sinin olayı nedir, fazla muamma kaldı yalnız. Yani bir kere bile görmedik Fadime'yi.  Halil dede bekar, anlaşılan Fadime de bekar, neden Halil Dede bir girişimde bulunmuyor, oğlu Salih bir şeyler yapsın diye bekliyor, belli değil. Fadime'yi görme konuşma çabası da yok. Ayrıca bu adam çocukluktan beri bu kadını sevmişse, niye gitmiş Salih Kaptan'ın annesiyle evlenmiş.  Halil dedeyle ilgili bir diyeceğim de şu, fragmanda Zarife'ye "gönül" hakkında bilgece, tatlı tatlı öğüt veriyordu. Fakat bölümde bu geçmedi. İleriki bölümlerde dede torun arasında böyle bilgelik dolu hoş sohbetler geçse güzel olur.

 

Köyün zengin ağası Rüstem, kızları İlknur ve Seher'in hikayeleri henüz ana hikayeye fazla entegre olmadı. Bu iki mazlum kız, bundan sonra Savaş ve Barış'ın peşinde koşturacaklar gibi görünüyor, ama daha yanlarındayken onları unutup aralarında sohbete dalmalarına bakılırsa, peşte koşma işi için bile ekstra bir efor sarfetmeleri gerekecek.

Daha önce de bir yazımda, yaz sezonuyla birlikte yayına başlayacak yeni dizilerin adlarının birbirine çok benzediğini, bir çoğunun isminde hayat, sevgi, aşk geçtiğini, bu yüzden birbirine karıştığını yazmıştım. Hayat Sevince Güzel'de de isim Şıpıldak Otu falan olsaydı, belki daha akılda kalıcı olurdu. Gerçi bir risk de var tabii, çünkü yayan yapıldak, dolaşma cıbıldak gibi kafiyeler üretilebilse de , Şıpıldak'ın kendi başına anlamı yok ve hemen hatırlanması da bir miktar zor. Sonuç olarak hayat sevince güzel, doğru. 

 
Son olarak, dizinin jenerik şarkısı ilk etap için pek etkilemedi, aklımda kalmadı. Fakat en azından içerik yani sözel olarak diziyle alakasız değil.
 

Hayat sevince güzel
Sevmek ömre bedel
Aşk kapıyı çalınca
Aklın başından gider
 
Yarimin kollarında
Ege'nin koylarında
Korkma düşmekten aşka
Hayat sevince güzel
 
Nerden geldik dünyaya
Hayatı yaşamaya 
Aç gönlünü sevdaya
Hayat Sevince Güzel

Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Hayat Sevince Güzel Bilgileri