Ölene Kadar 1001 Yorum

Cesur ve Sühan'ın işbirliği yapması lazım

 
Uzunçorap
14.1.2017
1 / 1

Zannımca bir kaç bölümdür Cesur ve Güzel'in hikayesi dağılmaya başladı, dolayısıyla ben de hikayeden kopmaya başladım. İlk bölümlerde herşey karışıktı, bir sürü bilinmeyen vardı ama bu karışıklığın ve belirsizliğin arka planının düzgün olduğuna dair bir inançla izledim diziyi ve şimdi gidişattan bu beklentimin karşılığını alamıyorum.

Farzımisal, baştan beri Cesur ve etrafındakiler sürekli Hasan Karahasanoğlu'nun öldürüldüğünü söylediler ama birkaç bölümdür anlaşıldı ki, ellerinde buna dair bir delil yok! Neden böyle düşündüklerine dair ne var peki? Anlaşılan saadece kanaat. Adli kayıtlara göre Hasan Karahasanoğlu trafik kazası geçirerek vefat etmiş. Peki neden Fügen Hanım otopsi istememiş? Otopsi yapılsaydı Hasan Karahasanoğlu'nun kurşunlandığı belli olacaktı. Belki yapıldı ama Tahsin ve şürekası yine katakülli çevirip raporları değiştirttiler, olabilir. Yine de şu saatte Cesur var mı yok mu belli olmayan bir tanığın peşinde koşmak yerine babasına da yönelebilir. Mezarı belli. Belki hala bile otopsi yapılsa bu durum ortaya çıkabilir. Cesur'un babasının ölümü bir tesadüfle gerçekleşmiş, planlanmamış bir cinayetti ve sonrasında, cesetten kurtulamaya çalıştıkları o sırada herhalde kimse bu kurşunu çıkartmakla uğraşmamıştır. Tedbiren sonradan mezarı açıp çıkartmadılarsa tabii. Böyle belirsiz bırakılan bir çok şey bölümler ilerledikçe dizinin gidişatını değiştirmek için imkan sağlıyor herhalde. Şimdi o kurşun hala orada mı değil mi bilmiyoruz ama Cesur şu anda da otopsi isteyebilir. Soyadı Alemdaroğlu ve nüfusunda babası Hasan Karahasanoğlu mu görünüyor, kim görünüyor, onu da bilmiyoruz ama eğer Cesur ve annesi Fügen Hanım, cinayet endişesiyle soyisimlerini değiştirdiklerinde bu evrakta sahtecilikle gerçekleştiyse, Tahsin Cesur'u hapse attırmak için, bu konuyu da deşebilir çünkü artık Cesur'un kim olduğu belli oldu.

Doğrusu bu sırrın ortaya çıkmasında da bir zayıflık oldu sanki. Sönük oldu. Kaç bölümdür özenle saklanan sır "Haa öylemiymiş" tarzında zayıf bir kıvılcım çıkardı. Tahsin de epeydir kuşkulanıyordu bundan, Sühan da... Ama çiftliğin ortasına bomba gibi düşmedi bu gerçek. Mesela bunu öğrendiği akşam Tahsin sakin karşılamak yerine panikleyebilir, herkese bağırıp çağırabilir, ortalıkta dolaşan kimseyi bırakmayabilirdi. Sembolik olarak da kuşbakışında normalde ışıklar içinde gördüğümüz tüm çiftliği karanlıklar içinde görebilirdik. Bu bir milat olurdu.

Fakat hikaye kaldığı yerden pek de bir şey olmamış gibi devam ediyor. Cesur'un bunca çabadan, plandan sonra varabildiği yer şu anda var mı yok mu hiç bilmediği bir tanığı umut etmek. Çünkü planları yerle bir. Önceki bölümlerde Tahsin Korludağ'ın güvenini kazanacak, şirketi adım adım sinsi sinsi ele geçirecek, ışın saçan gözleri henüz bizim bilemediğimiz gelişmeleri ufuklarda görebilen karizmatik bir adam vardı. Bölümler bu plan üzerine inşa edilmeyecek miydi? Biz adım adım Cesur'un yükselişine, Tahsin'in yıkılışına tanık edilmeyecek miydik? Oysa şimdi duygusala bağlamış, ne yapacağını şaşırmış, Sühan'a endekslenmiş bir Cesur var. Turan'ın Banu'ya söylediklerini dinledikten sonra Cesur gidip Bülent'e göz dağı verdi. Bülent de aklıyla dalga geçen Cesur'dan daha akıllı davranarak olayı önlemek üzere harekete geçti. Sonunda ne oldu? Turan Banu'yu vekaletten azletti. Gerçi öyle bile olsa Banu'nun elinde kocaman bir ses kaydı var. Bu ses kaydı duruşmada delil olsa, Hülya da, Bülent de ifadeye çağrılır. Gerçi bu hilebazlıkla ona da bir kılıf bulurlar. Belki Bülent resmi makamlar önünde "Hülya'nın bebeği benim" diye beyanat verir. Mihriban Hanım aslında var olmayan bir torun için Bülent'e bir süreliğine gücenir. Sühan Bülent'in birliktelerken kendisini aldattığını düşünür, gidip Bülent'i utandırır. Bülent kıvranır ama bir şey diyemez. Fakat bunlar Cesur'un davasına hizmet etmez, bir yere vardırmaz, sadece bizi oyalar. Dizide tali yollar ana yolu çiğneyip geçiyor ama bu, ana yolda tıngır mıngır ilerlemeye çalışan biz seyirci cenahı için iyi olmuyor.

Korhan yine yaşadıkları ve hatırladıklarıyla bölümün sürpriziydi. Cesur'un aradığı mucizevi tanık Korhan çıktı. Korhan'ın psiklolojisinin kırılganlığı sadece mizaç değil çocukluğunda yaşadığı bu travmatik olaydanmış aynı zamanda. Bu sırrı, manevi yükü yıllarca tek başına taşımanın getirdiği yorgunluk Korhan'ın kalbinde. Ve düşmanları ise içerden: Onu alenen, herkesin içinde rezil eden, her fırsatta hor gören babası Tahsin kadar, kendisine hiç saygı duymayan, manipüle etmeye çalışan, duygusal zayıflığından sinsi sinsi faydalanan, türlü entrikalarıyla onu hem zihnen hem manen sakatlayan Cahide. Aslında Korhan'ın içinde bir cevher var ama ortam yüzünden açığa çıkamıyor. Cahide geçmişini, kişiliğini yeterince tanımadığı Hülya'yı kanka edindi. Kalbinde para dışında hiçbir şeye sevgi bulundurmayışı, Hülya'yla bu suni arkadaşlığı ve Korhan'a ihaneti Cahide'ye acılı bir bedel ödetecek. Burada Korhan'ın Cahide'den ve babasından kendini kurtarışı, yani geçireceği dönüşüm eğer dizi tarafından iyi işlenirse, işin "nasıl"ı yüzeysel ya da üstünkörü geçiştirilmezse, pırıltılı bir hikaye olabilir.

Aslında kahramanların çoğu yaralı. Cesur'u biliyoruz, çocukluğunda babasını kaybetmiş fakat asıl acısını yetişkinliğinde, annesinden babasının öldürüldüğünü öğrendiğine yaşamaya başlamış. Bu gerçekle birlikte dedesinin, babaannesinin de öldürüldüğünü öğrenmiş. Bunun tam olarak kaç yıl önce gerçekleştiği dizide verilmedi gibi geliyor. Dizi olay tarihlerini paylaşmak konusunda cömert aslında, bu da takip edilebilirliği kolaylaştırıcı bir şey ama bu konuda bir bilgi hatırlamıyorum. Korhan yaralı. Adalet yaralı. Mihriban yaralı. Tahsin bile yaralı. Hülya bile yaralı. Fakat Cahide'de yara yok gibi, çocuk doğuramıyor oluşu onu üzebilirdi fakat Cahide bu konuya sadece pratik olarak yaklaşıyor, buna üzülmüyor, bu sadece Korludağ serveti üzerinde kendisine risk oluşturan bir engel, hepsi bu. Dizinin en güçlü karakteri ise tüm dramların ortasında hem aklını hem kalbini koruyabilen, herkese hem sevgi duyarken hem mesafe koyabilen Sühan. Sühan'ın şimdilik entrikalarını yuttuğu Cahide'den gün gelip intikam alabildiğini görmek güzel olurdu fakat Cahide de süper teflonlardan. Sühan'ın karşısında olmaktansa evet efendim, sepet efendimle yanında yer alır, onurunu harcar ama Sühan'ı kaybetmez.

Bölümün önemli olaylarından biri, Tahsin'in Cesur'la hukuk yoluyla başedemeyeceğini anlayıp kaleyi hem içerden hem dışardan fethetmeye yönelmesiydi. Yani Cesur'un düşüncelerini değiştirip babasının intihar ettiğine inandırmak ve hem de arabasına kaza yaptırmak. Babasının Tahsin tarafından öldürülmediğine inanan bir Cesur, Tahsin için artık tehlike olmayabilirdi, eğer ortada Cesur'un dedesi Muzaffer ve babaannesi Gülbahar'ın da cinayetleri olmasaydı. O halde Tahsin bir tek bu intihar iddiasıyla Cesur'dan kurtulmayı umamaz. Çünkü Cesur gözaltındayken bile Tahsin'e "Bana 3 can borcun var" diye bağırmıştı. O halde Tahsin bu intihar yalanıyla nereye kadar ilerlemeyi umabiliyor ki? Tahsin bu kadar kısa mesafe düşünen bir adamdıysa bunca entrikayı, işi ve serveti nasıl yapabildi, bunca yıl nasıl eline yüzüne bulaştırmadan koruyabildi? Dolayısıyla bu iddia bir ölü doğum. Bir tek Cesur gerçeği ortaya çıkarmak için işbirliği teklif ettiği Sühan'a bu intihar notunun Sühan'ın annesinin eşyaları arasında kahya Salih tarafından (nasıl?) bulunduğunu söylerse, Sühan da bu acayip tuhaf çirkin ne idüğü belirsiz ima karşısında harekete geçebilir. Bu iddianın sağlayacağı bir açılım bu olabilir. Araba kazasına gelince, dizilerde kişilerin kötülüklerinin kendi ayaklarına dolanması hadisesine bir örnek oldu. Tabii bunda Cesur ve Sühan'ın kabahati ne... Sühan artık babasının bir sürü zorbalık ve hile yaptığına ikna olmuş durumda. Bu bölümde de Cesur'un sanık olarak ifade verdiği duruşmada, babasının gerçekten o arazileri sahte evrakla zimmetine geçirdiğini, Tahsin Salih'i tokatlarken öğrendi. Ama bir katil olduğuna inanmıyor. Bu araba kazası, düşüncesinin yönünü kuşkuya çevirebilir ve bu değişiklik (Şirin'in duyduklarını Sühan'a söyleyecek olmasına rağmen) Cesur'la ortak hareket etmesine yol açarsa diziye gereken ana hikayeye yoğunlaşmayı sağlayabilir.


Bölüm No: 9
Yayın Tarihi: 12 aralık 2016 perşembe
Bölüm etiketi: #cesuratuzak




  Diziler   Ölene Kadar Engin Akyürek Fahriye Evcen Sarp Levendoğlu

Yazarın Tüm "Cesur ve Güzel" Yazıları

 
|< « Önceki 1 2 3 Sonraki » >|

Yazarın Tüm Yazıları

 
|< « Önceki 1 2 3 .....51 Sonraki » >|