Kiralık Aşk 1001 Yorum

Bir İngiliz, bir İtalyan, bir de İrlandalı varmış

 
Uzunçorap
10.10.2016
1 / 1

Bu hafta Kiralık Aşk'ı parça parça izleyerek, ancak Pazar günü tamamlayabildim. Vakit bulamadığım için izlemekte geciktim ama çok merak etseydim başka türlü olurdu diye düşünüyorum. Neyse bölümde fazla bir olay olmasa da izlerken sıkılmadım. Gelelim detaylara..


Bölümde neler oldu?
Ömer Pamir'in arabasının önünü kesip Defne'yi zorla indirmeye çalıştı, Sinan gelip kızı iki erkeğin arasından, Ömer'in şuursuz şovundan kurtardı. Gerçi kurtarılmaya daha çok ihtiyacı olan Ömer'di ve Sinan Ömer'i alıp götürebilseydi daha uygun olurdu ama böyle oldu. Pamir ve Ömer olay sonrası gittikleri barda Defne için birbirlerine hodri meydan dediler. Kılıçlar çekildi. Aslında Pamir bayağı sakindi. Ömer de sakinleşmek zorunda kaldı. Hani Defne'nin vaktiyle çıktığı okul arkadaşı bir firma doktoru vardı. Defne'ye çiçek falan göndermişti. Ömer ona davrandığı gibi efelenemedi Pamir'e. Üstelik hani arkadaşın kız arkadaşına ilelebet yan bakılmaz diye yazılmamış bir kuraldan bahseder ya bazı erkekler, yani o arkadaşları çok yakın olmasa bile, neyse Pamir o kuralı da kibarca yıktı, devirdi. İyi de yaptı. Mahalleye çocukların oyun gürültüsünden rahatsız olan ve İso'yla takışan biri taşınmış, tanıştık: Meğer yardımsever, İso'nun kalbini de uzun zamandan sonra ilk kez yerinden oynatan armut reçelcisi Ayşegül'ün kocasıymış Cevdet. Seda, Sinan'ın sıcakkanlı, canayakın, neşeli, enerjik, 72 milletle barışık halinden etkilenmeye başladı. Bu arada gerçekten Seda'da bir aksi tutum var. En son söylenecek şeyi peşin peşin söylemesi buna sebep oluyor. Gerilim tırmanmadan durumu gerilime sıçratıyor. Aslında dürüstlük ve netlik yapıyor. Kendini, fikrini hiç kıvırmadan en başta açık açık ortaya koyuyor. Ama Sinan şu konuda haklı, uzlaşma konusunda bir çabası ya da ufak olsun bir empatisi yok. Ömer ve Defne arabadan indirme olayı sonrası konuştular. Ömer bu konuşmadan sonra Defne'nin kendisini affetmeyeceğine ve bu aşka ikinci bir şans vermeyeceğine hükmedip hem Defne'nin peşinde koşmaktan hem de bu işyerinde yani Stil Vagonu'yla aynı binada birlikte çalışmaktan vazgeçmişken, tesadüfen Defne'nin özel mavi kutusundan haberdar oldu. Defne bu özel kutuyu elemanlarından birine verip bir yer bul, sakla demişti. Ama bu kutunun o sürekli, dolup boşalan hareket halindeki depo içinde el ve göz değmeden, stabil saklanabileceğini müdür olarak Defne bilmiyorsa, eleman nasıl bilsin, dahası Defne verip, bunu sakla diyor ama kendisi de bilmeyecek sonra adamın nereye koyduğunu. Benden sakla, gözüm görmesin demek gibi bir şey. Acayip durum. Neyse Ömer kutunun içine baktı. Kutuda vaktiyle Defne'nin üzeri ıslanınca giysin diye üzerinden çıkarıp verdiği kendi tişörtünü görünce, Defne'nin hala kendisini sevdiğini anlayıp kalıp mücadele etmeye karar verdi. Ama ne mücadele. Süreki yandan çarklı bir kaytan gülüş. Ben senin ciğerini bilirim, alaycı bakışı. Üstelik bir pause düğmesi yok. Durduramıyorsun. Bir tek bölüm sonunda, Defne'yi evine girmiş, koltuğunda görünce şaşkınlaştı, hassaslaştı, birinci sezondaki Ömer oldu yine. Ayakkabı üretimindeki teknik elemanlar Passionis'e geri dönmüyorlarmış, bir de Necmi konuşsun diye Sinan kendisine akşam yemeği teklif etti. Böylece Necmi ve Sinan aylar sonra ilk kez karşılaşmış oldular. Necmi personel müdürüydü ya, Necmi'nin bu elemanlar üzerinde çok hatırı varmış ve başta Sinan dönün teklifi yaptığında reddetmelerine rağmen, Necmi'yi kıramadıkları için geri döndüler Passionis'e. Olmaz değil ama pek de ikna olmadım. Necmi Passionis'te bir yıl ya çalıştı ya çalışmadı. Zaten eskiden aylak bir adamken Neriman'ın Defne ile Ömer arasında olan biteni gözleyip kendisine haber versin diye zorlamasıyla işe başlamıştı. Gezi falan düzenlemişti, çalışanlarla da arası iyiydi ama o kadar. Yani onsuz da yürüyordu işler, gerçekten Ömer ve Sinan'ın personel üzerinde yapamadığı neyi yapıp fark yarattı, pek bilmiyoruz.  Neyse, Necmi sayesinde teknik ekip işe geri dönünce Ömer teşekkür etmek için amcasını aradı. Ama bunun dışında aralarında bir konuşma geçmedi. Defne'nin Passionis deposu için elle çizdiği kopyasız plan, Defne'nin masasından havalanıp Ömer'in evine gitmiş (nasıl olduysa). Defne Şükrü'den istedi getirmesini. Ömer Şükrü'ye izin vermedi. Gelsin kendisi alsın dedi, niyeyse. Kendisi mi götürdü ki Ömer'in evine kendisi alsın. Neyse plan nasıl muamma bir şekilde eve ışınlandıysa, Defne de aynı muamma şekilde Ömer'in evine ışınlandı, Ömer iş çıkış bir geldi, Defne koltukta oturuyor. Bu ne hız, ne anahtar. Seda'nın boşanmakta olduğu eşinin meğer zeynep diye bir sevgilisi varmış, kızları Lara'yla bu Zeynep'i tanıştırmış. Yani Seda anlaşılan aldatılmış. Ömer'in dönmesinden sonra, Neriman Pamir'le konuşmaya geldi. Pamir'in Deföm'ü öğrendiğini de biliyor ve Pamir Neriman'a "Ben böyle oyunda oynamam" dediğinde hala daha "oyun senin oyunun, bundan sonra istediğin gibi oyna" diyor Pamir'e. Bir akıllanmıyor. Ömer üzülecek diye düşünmüyor. Ama Neriman'ı biraz daha iyi anladım galiba. Tek derdi para değil. Sürekli olayların içinde olsun, herşeye burnunu soksun, yönlendirsin, aksiyon olsun, öyle bir kadın. Bir eylem kadını. Ömer Sadri Usta'yı ziyarete geldi. Sadri Usta'ya Defne'nin bu bir yılı nasıl geçirdiğini sordu, Sadri Usta da "Hiç bilme,kaldıramazsın" dedi. Fakat Defne'nin başında Anneannesi var, yanında abisi Serdar, kardeşi Esra var, ailesi kadar yakın Nihan ve İso var. Ya Ömer? Ömer'in yanında kim var? Hadi kaçıp gitmeseydi, burada kalsaydı yanında kim olacaktı? Kim Ömer'i sarıp sarmalayacaktı? Sadri Usta Ömer'e, sen bu bir yılı nasıl geçirdin bile demedi. Sanki görüşmeyeli bir kaç hafta olmuş, muhabbet kaldığın yerden devam. Zaten Ömer de Türkiye'ye gelir gelmez Sadri Usta'yı aramadı. İlginç bir ilişkileri var. Sanki görüşünce yakın ama görüşmeyince de çok akla gelmeyen falan. Bu arada Ömer ve İso da bir yıl sonra ilk kez yüzyüze geldiler. İso selam falan vermedi, hemen dükkandan çıkıp gitti. Ömer "Olaylar iyi insanları da karşı karşıya getirebiliyor" dedi. Bu dizinin ana fikri olabilir. Öte yandan acaba Neriman'ı falan da affetmek mi lazım diye düşünüyorum, bedeli ağır da olsa, her şerde hayır vardırın bir uygulaması gibi karıştırdığı işler, döndürdüğü dolaplar Ömer ve Defne'yi bir araya getirdi, o parayı vermekle Defne'nin abisini mafyanın elinden kurtardı. Affedince de ya yine yaparsa endişesi. Al işte, o kadar pişman olmasına rağmen, yine aynı şeyi yapıyor. Defne ile Koray Sargın sohbet ettiler. Koray Defne'ye gencim, güzelim, seni üzerim diyeceğine pasifsin, edilgensi falan filan dedi. Defne'nin içine bir kurt düşürdü. Defne de fikrini sormak için Nihan'ı aradı. İyi ki Defne'nin hayatında Nihan gibi hem uyanık hem temiz kalpli biri var. Defne'den kat kat uyanık. Neyse, Nihan Defne'ye daha da ileri gidip "Korkak" dedi. Bununla ateşlenen Defne'de soluğu Ömer'in evinde aldı. Bölüm bu sahnede bitti.


Şimdi detayların detayları...


Defne haklı mı, haksız mı?
Artık bu konu arkada kalsın istiyorum. Ömer bir şeyleri kendi içinde halletmiş ve eskisinden başka biri. Başka bir Ömer. Eski naif, ciddi, dimdik duran Ömer değil. Daha sağ sol yapan eğilen bükülen bir adam. Defne'yle barışmak sürecinde de kanımca bu yeni kişiliğinin verdiği hatayla, olaya ciddiyetle ve karşıdan girmiyor. Durumu kolaydan alan, hesaplaşmadan herşey hallolmuş gibi bir tavır içinde. Çok kendine güvenli görünüyor. Bu da tuhaf geliyor bana. Ne gerek var. Defne madem senin yabancın değil, yakının, niye onu faka bastırmış gibi davranıyorsun. Ama Ömer de ne yapsın eski haliyle olmadı, şimdi değişti, affetti geldi, bir de gördü ki, kendisi unforgiven olmuş. Ne yapacağını şaşırmakta haklı. Neyse, bu bölümde de Defne haklı mı haksız mı diye tartışılınca, Defne'nin, bu kiralık aşk oyunundan utandığını, Pamir'e kendini aklamak için çırpındığını görünce, ben de Defne'ye herhangi bir haksızlık ediyor olmamak için, bugüne kadarki fikrimi daha detaylandırmak gereği duydum: Defne mi Ömer mi deyince, Ömer'i daha haklı buldum bunca zaman. Ama Defne'yi Neriman'ın teklifini kabul ettiğinde haksız bulmadım. Çaresizdi. Zaman kısıtlıydı. Üstelik Neriman'ın da bu oyunun saçmalığını anlayacağını umuyordu. Hemfikirim. Defne'yi Ömer'i terkettiğinde bile haksız bulmadım. Bir yalanın yüküyle bu kadar özel bir şey yaşamaya dayanamadı. Bir yanda Ömer bir yanda Neriman sıkıştı, taşıyamadı, sürdüremedi, kaçtı, uzaklaşmak istedi, doğal, olabilir. Fakat terkedildiği halde Ömer, "Neler oluyor Defne, neden böyle yapıyorsun" demek için, gururunu çiğneyip Defne'nin peşinden geldiği zaman, sanki bu oyuna kendisini Ömer zorlamış gibi, ya da Ömer kendisini terketmiş gibi tuhaf bir şekilde kızgın davrandığında, sert soğuk davrandığında, hoyrat davrandığında ve bundan da pişmanlık duymadığında haksızlıkta metrelerce düştü. Üstelik bunu Ömer'e bir kere de yapmadı. İz geldiğinde de yaptı. Ömer'i yere düşürmüştü, bir de üstüne çıkıp ezdi. Kendisini Ömer'in yerine koymadı. Ömer şimdi aklında soru işaretleri, kimbilir ne haldedir deyip yumuşamadı, kendisi olduğu yerde durdu, bencilce kendini düşündü. Tepedeki Evden kaçışıyla başladı bu süreç. Defne orada başladı aşağı yuvarlanmaya. Ama haklılık haksızlık bir yer kadar. Bu konuyu tartışmayı da içim istemiyor artık, ama dediğim gibi dizide birkaç yerde geçince yazdım mecburen.



Sevdiğim sahneler:
Sabah, Sinan işe yeni gelmiş, Seda gizlice onu izledi. Sonra ofisine dönünce, Sinan aradı. Seda'nın aklı karıştı, lafları karıştırdı. Diyaloglar, Seda'nın telefonu açınca "hı" deyişi, sahne komple güzeldi.Koray'ın toplantıda Ömer'den korkup iki tabak kuru pastayıp alıp toplantıyı terketmesi sahnesinde güldüm. Bir de sırtını kamburlaştırıp gözlerini kısa kısa hem korkak hem saldırgan yürümüyor mu. Kedi o kedi. Passionis ve Stil Vagonu beyaz yakalıları ortak kullanılacak depoya gitme kararı verdiler ve Defne Pamir'le gidip deporya erken vardı. Sonra da gözü sürekli nerede kaldı diye Ömer'i aramaya başladı. Bağlamdan koptu. Zaten bir süre sonra da yayın yapıldak gezinerek aramaya da koyuldu. Hali saf ve komikti. Defne Ömer'e tadilata başlama zamanı konusunda "Ne karar verdiğimi merak etmiyor musun" dediğinde, Ömer "Etmiyorum, nerede olduğunu ikimiz de çok iyi biliyoruz" dedikten sonra Defne'nin "gıcık" deyişi, yerinde zıplaması da komik ve sevimliydi. Sinan ve Pamir arasındaki "Tavşan Kardeş, Koca Oyunu" diyalogları da komikti. Pamir: "Ben tavşan kardeşle oynamak istiyorum"


Uefa
ingiliz kültürü almış, sütlü çayı merasimle içen sarışın Pamir Marden ve italyan kültürü almış kahveden vazgeçmeyen esmer Ömer İplikçi. Ortalarında da kızıl saçlı kızıl gözlü İrlandalı Defne. Yani Türk televizyonlarında Uefa ligi falan seyrediyoruz. Bir İngiliz, Bir İtalyan bir de İrlandalı varmış diye başlayan fıkralar vardır ya, bu sezon da öyle gibi oldu.


Sen yenisin anladık
İso'nun yeni komşuları Cevdet'e söylediği söz. Cevdet, sokak arasında oynayan çocukları gürültü yapıyorlar diye kışkışlayınca İso kendi bakış açısıyla Cevdet'i suçlu bulup ayar verirken söyledi bunu.


Bir daha senin için ağlamayacağım
Ben söz veriyorum. Hiç beklenmedik yerde geldi bu söz Defne'den. Az sözle dünya kadar da şey anlatmış oldu. Lafı gediğine koydu. Hem geçmişten hem gelecekten aynı cümlede bahsetti.


Ben yeniden benim Defne'm olmanı istiyorum
İşte Ömer de bu sözle bütün derdini anlattı. Defne "Belki arkadaş olabiliriz, belki iyi iş arkadaşları oluruz" deyince. "Artık aramızda engel de kalmadı," dedi. Düşününce mantıklı, artık sır falan yok. Yeni Nöro ve Pamir işbirliği dışında herkes herşeyi biliyor. Ömer aramızda engel kalmadı deyince, Defne "Engel sensin Ömer, benim paramparça olan kalbim, senin öfken, aynı dünkü gibi" dedi. Ömer'in öfkesi? Ömer öfkeli bir adam değil, öfkeli bir adam olsaydı düğünü darmadağın ederdi, ama kendisinden beklediğimiz gibi hiçbir şey olmamış gibi davranmış, zerafetle ve sessizlikle. "Dünkü öfke" yeni Ömer'in öfkesi, pek de tanımadığımız, değişmiş, öncekinin çoğu gitmiş azı kalmış, biraz kazanovaya bağlamış, duygularını içinde değil bayağı uluorta yaşayan bir Ömer'in öfkesi.Aslında yukarıda da yazdığım gibi henüz dengesini bulamamış bir Ömer, bu yeni Ömer.


Siz Defne Hanımı tanımıyorsunuz
Aytekin Ömer'e dedi bunu.  Bana da "Aytekin Derya'nın bir versiyonu" diye düşündürdü. Yani Ömer ve Defne arasındaki gerçekleri eksik bilip yanlış yorumlayan Derya gibi. Aytekin bir bilse, Ömer'in Defne'yi ne kadar iyi tanıdığını, Kime kimi anlattığını. Derya da sürekli Ömer'in Defne'yi istemediğini falan ima ediyor. İnsan diyor, Ömer  ofis mofis takmayıp herkesin içinde bir şeyler yapsın, Defne beni affet falan diye mi bağıracak Defne'nin arkasından, ne yapacaksa, Derya'nın Defne'yi küçümsemesinden kurtulalım.


Canları sıkılacaksa, daha gidecek yolları var demektir.
Sadri Usta söyledi, İso'ya. Torun uyanınca da görmek için işi bırakıp eve gitti. Bu ayrıntı doğal olmuş, gerçekçi olmuş. Dizide İso bebek de maşallah çok tatlı, şöyle ses çıkarırken, emeklerken falan daha çok görsek. Gerçekçi bir şeyler görsek. Bir bebek tatlılığı görsek.


İçimin ona doğru aktığını anlıyor sanki
Teslim ol diyor. Dedi Defo. Ne anlaması, düpedüz biliyor Defocik. Ömer öğrendi. Sakladığın kutuyu, vazgeçemediğin tişörtü gördü, öğrendi. Bizzat senden öğrendi. Defne daha baştan bu kadar yelkenleri suya indirirse, bütün sezon ne olacak acaba. Bu arada bu bölümde Pamir-Defne romantik sahnesi azdı, biraz daha çok olmalıydı. Bu kiralık aşk versiyonunda Pamir'in ilgisini şu anda Defne'den çok Ömer'le rekabet kısmı çekiyor gibi. Sakin, acelesiz üslubu hoş. Deniz Tranba da Defne'ye tutulsun istemiştik, bir türlü rayına oturmamıştı, bakalım Pamir Marden'de bu tutulma gerçekleşecek mi. Twilight Saga Eclipse.


Anlat Ona.
Defne, hislerini bebek isocuka anlatıyor, sen de olmasan ben kime anlatacağım bunları diyor. E Nihan var ya. Demişti ya, senin magazininle, kendi "sefil" hayatının sınırlarından çıkabildiğini, üstelik O Ömer'e de kızgın değil, kararsızlardan. Yani çok uygun bir kıvamda. Hem zaten kadınsal güdülerle Ömer'i de beğeniyor. Anlat Ona, Anlar O.


Niye 813?
Kızı Lara, Seda'nın yanaklarına kırmızı baloncuklar kondurmuş makyaj yapmış. Önce Sinan, sonra Marden, sonra Defne durumu görüp gülmelerini tutup idare ettiler. Ömer içeri girince hiç tepki vermeyip Lara'yla geldi sohbet etti falan. Sinan da  Ömer'e "Oğlum şu hayatta da bi şeye şaşır ya. sanki 813 defa gelmişsin dünyaya da, bu 814." dedi. Efendim?




  Diziler   Kiralık Aşk Elçin Sangu Barış Arduç Salih Bademci

Yazarın Tüm "Kiralık Aşk" Yazıları

 
|< « Önceki 1 2 3 .....7 Sonraki » >|

Yazarın Tüm Yazıları

 
    Haftanın dizi gündemi Kalp Atışı
    Kalp Atışı
    26.6.2017

    Yılın 26. haftası'nda (26 Haziran Pazartesi - 2 Temmuz Pazar 2017) haftanın belli başlı hareketleri şöyle: Nihayet iki yeni dizi başlıy... Devam»

    Haftanın dizi gündemi İsimsizler
    İsimsizler
    19.6.2017

    Yılın 25. haftası'nda (19 Haziran Pazartesi - 25 Haziran Pazar 2017) haftanın belli başlı hareketleri şöyle: Bu hafta toplam 13 akşam d... Devam»

    Haftanın dizi gündemi Kanatsız Kuşlar
    Kanatsız Kuşlar
    12.6.2017

    Yılın 24. haftası'nda (12 Haziran - 18 Haziran 2017) haftanın belli başlı hareketleri şöyle: Bu hafta toplam 27 akşam dizisi yayınlanıyor. Yaz sezonuna ... Devam»

|< « Önceki 1 2 3 .....59 Sonraki » >|