Seviyor Sevmiyor 1001 Yorum

Tünelin ucunda ışık göründü

 
Uzunçorap
25.12.2016
1 / 1

Önce hızlıca bölümün gelişmeleri:
Tuna Yiğit'in planını çözdü. Teoman yine İrem'in oteline yerleşti. Yiğit babasının annenin mektubu diye verdiği mektubun babası tarafından yazılmış sahte bir mektup olduğunu, babasının annesi hayattayken başka bir ilişkisi olduğunu, annesinin ölümünden sonra babasının o kadınla evlenip iki çocuk sahibi olduğunu, yani kendisinin iki kardeşi olduğunu öğrendi. Yiğit ve Deniz İzmir'e gittiler, Go Flamingo tarafından satın alınan Blue dergisinin birçok çalışanını işten çıkarıldı. Yiğit babasının ikinci ailesinin evine gitti, üvey annesi Nurten'le tanıştı. İzmir dönüşü Deniz ve Yiğit tartıştılar ve barıştılar. İrem Deniz'in yerine ev arkadaşı arıyordu, Simya ile anlaştı. Simya abisi Yiğit'i aradı ve İrem'in evinin önünde biraraya geldiler.

Bölümün genel havası:
Bölüm 2 gün - 3 akşamlık bir zaman dilimini kapsadı. Yine hem dramı hem matrağı olan, Yiğit ve Deniz'in konuşulmayan şeyleri konuşmaları ve birbirlerine hak verip barışmaları bakımından önemli bir bölümdü.

Gecemize kaldığımız yerden devam
Geçen bölüm, yemek davetinde Yiğit tam planını uygulayacakken Deniz'in onu durdurup gerçekleri itiraf etmesi ve Yiğit'in de gözünde yaşlarla salonu terketmesiyle bitmişti. Bu bölüm Deniz'in anne evindeki odasında başladı. Deniz yatmış ama haliyle uyku tutmamış. Durumuna üzgün ama tam pişman da değil. Hala aynı sıkışmışlıkta. Bir yerde çaresiz.

Sustum, herkesi harcadım
"...Çünkü ben bir zavallıyım" dedi İrem, Tuna'ya. Ne ilginç, geçen bölüm Deniz için "Zavallısın" diyen İrem bu kez aynı kelimeyi kendi için kullandı. Kişi kendinden bilir işi, denir ya, her zaman uymaz ama burada uydu gibi.

Vicky the Viking
Yemek sonrası İrem'i otele bırakırken ağlatan Tuna soluğu Denizlerin evinde aldı. Masalsı bir ortam. Sıcak, nostaljik bir yatak odası, akşam karanlığında pencereye yeşil yeşil gölgeleri düşen yapraklar, sarı abajur ışığı, ana kızın başuçlarında süt ve kakaolu kek, dışarıdaki soğuktan ve hayal kırıklıklarından koruyan duvarlar, pencereler, sıcacık yorgan. Pencerede tık tık seslerine karşı yorgana büzülen bir Deniz. Sonra tıklayanın Tuna kuşu olduğunu anlayınca Denizcik de pencereye kondu. Orada Tuna aç kapıyı diyor, ama bizimki açmıyor. Adam ta nerelerden uçmuş gelmiş, bizimki kapıya gitmeye üşeniyor.  Sonra aklına cama yazma fikri geldi. Bu fikir geldiğinde Vicky işareti mi yaptı o! Burnunu kaşımasa da bir Vicky the Viking gördüm sanki! :)

Tuna ve Deniz
Tuna Deniz'e sözde veda etti ama hâla ya yanında ya da Deniz'in yanındakilerin yanında. Hayır uzaklaşsın demiyorum ama rahat vermiyor. İrem'i arabada kilitliyor, gecenin bir vakti gidip Yiğit'e hesap soruyor, mantığı da hepten devreden çıkardı... Diyorum, diyeceğim ama Neşe'ye karşı Deniz'i savununca da şimdi yine bastık bağrımıza, ne yapacağız. Neşe'nin hali de hal değil, bu ne kıskançlıktır böyle. Kendisine evlilik sitesindeki kaydı üzerinden şantaj yapan İrem'i bile dost edindi, ağzı var dili yok Deniz ise sanki ezeli düşmanı.

Deniz ve Yiğit
Bunca zaman sonra Deniz'den Yiğit'e "Siz" yerine "Sen" duymak güzeldi. Neredeyse unutuyorduk ikisinin gerçekten bir zamanlar çocukluk arkadaşı ve aşkı olduklarını. Yiğit Balcı'nın hayatında bir Deniz Aslan vardı, savrulup gitmişti. Bizim Deniz Aslan değildi gerçekten de. Cemal'in çizdiği kesişim kümelerinde falan da kesişmiyorlardı, kesişmemişlerdi. Unutulmaya yüz tutmuşken işte bu aşk küllerinden doğdu geldi sanki. Deniz'in aşkına sahip çıkmasını görmek de güzeldi. Geçmişlerinden Yiğit'e bahsetmesi, unuttuklarını hatırlatması.. Yiğit bunca zaman, yakınlığı Deniz'in sadece gözlerinde bulmuştu, şimdi sözlerinde de bulurken ve Deniz'e de bu kadar ihtiyacı varken, zaten ne kadar dayanabilirdi. Gerçi Deniz en romantik anları trollüyor, böyle en duygusal sözleri de kavga eder gibi, kafaya atar gibi, maçta kimin tuttuğu takım tartışır gibi sarfediyor ama  zorlanıyor herhalde, ne yapsın. Neyse, Yiğit nitekim bir süre sonra yelkenleri suya indirdi.

Bu bölümde kimin yüzü güldü, kimler ağladı?
Deniz akşam odasında gözyaşı döktü, gündüz ofiste ve sonra İzmir'de Yiğit ona kök söktürdü, fakat sonunda yüzü güldü. Yiğit başta gergindi, kızgındı, mesafeliydi ama sonunda onun da yüzü güldü.Tuna Deniz'den ayrıldı ama keyfi yerinde gibi. Karikatür dergisi falan bulup okudu, güldü, İrem'in partisinde de şakalaştı, oynadı, dansetti. Ayrılığı epey atlattı. İrem Tuna'nın arabasında gözyaşı döktü, terfisini tek başına kutlarken de buruktu ama idare etmeye çalışıyor. Teoman pişkinliğe devam. Ne pişkin, ne yüzsüz, ne teflon adam.

Simya geldi
Simya gelmiş hoş gelmiş ama daha orjinal bir karakter olarak gelseydi ne güzel renk getirirdi. Aynı "orjinallik" o kadar çok tekrarlandı ki sıradanlaştı. Gelen karakter ilginç olsun diye, sürekli aynı az rastlanır isimler, meslek olarak sürekli tasarımcılar, sanatçılar, mizaç olarak sert, atarlı kızlar. Yani sıradan olmakta bu kadar bucak bucak kaçılacak, kötü bir şey yok ki herkesi aynı sıradışılığa kasalım.

Artık çıksalar da inanmam
Hani geçen bölümde Yiğit'in akşam yemeği davetinde Neşe ile Gazi çıkayazmışlardı. Bu konuşma hiç yapılmamış gibi baştan aldılar. Aynı konuşmayı tekrar yaptılar.

Teoman'ın bitmek bilmez kötülükleri
Bu Yiğit babasını nasıl bertaraf edecek, yiğitlikle mi Süpermenlikle mi. Teoman bu rezil mektubu Yiğit'e verdiği zaman yazdığım yazıda da bu hareketini kınamış, oğluna büyük bir kötülük yaptığını, bu anlattığı durum gerçek olsa bile Yiğit'in bilmesinin gerekmediğini, mektupta Yiğit'in hayatta manevi olarak tutunduğu iki kişiden biri olan annesinin Yiğit doğduktan sonra sıkıldığı, oğluyla avunamadığı, sevinemediği bu yüzden kendine sevgili bulduğu gibi Yiğit'i manevi yalnızlığa iten bir kirli bilgi vardı. Yani Teoman düşmanına olsa bunu yapmamalıyken kendi oğluna evladına bunu nasıl yaptı. Bu babayı ne yapmalı. Nasıl babalıktan red yapmalı. Teoman o mektubu niye yazdığını Yiğit'e açıklarken bilmek istemezsin dedi. Sonra da sebebi şöyle söyledi, benim başka bir karım, başka bir ailem vardı. Yani bu mektubu bu yüzden mi yazmış? "Bana Sevmeyi Anlat" dizisinde Alper'in Engin'e "Ne saçma kıyas" demesi gibi "Ne saçma bağlantı."

Bölümün güzel sahneleri
Tuna ve Deniz'in camda buğuyla yazıştığı, öncesinde Deniz'in annesiyle dertleştiği sahneler güzeldi. Ertesi gün ofiste dün akşam yemeğinde ortaya çıkan skandalın konuşulduğu, Tuna'nın tabiriyle gıybetin elli tonuna vurulan sohbet ortamı, Cemal'in şemaya öpücük kondurması gibi bir sürü detayla sevimliydi. İrem için düzenlenen "terfi kızı" partisinde İrem'in sempatisini kazanmak için yarışan Cemal'in Çağdaş'a "amip" demesi komikti. Tuna'nın Simya'nın adresini ararken yol sorduğu amcanın hiç tınmadan yürümesi komikti. Deniz ve Yiğit'in otobüs durağındaki hesaplaşmaları güzeldi. Deniz "Bana güvenmiyorsun ki" dediğinde, Yiğit'in "Kesinlikle" dediği, Deniz "Ben de sana çok kızgınım" dediğinde Yiğit'in "Onda da hakkın var tabii" deyip hak vermesi, orta yolu bulmaları.. Harikaydı.

Sıkıldığım sahneler
Tuna ile Simya'nın atarlı tanışma sahnesi, atöyledeki atışma sahneleri, İrem'in Go Flamingo'daki partisi, Deniz'in Blue dergisinden çıkarılanlara iş bulması, Yiğit'in üvey annesi Nurten hanımla sahnesi

İstek Şarkı
Peçeteye yazıp diziye uzatttığımız istek şarkımız şudur:
Çelik - Hercai

En son nerede görüldüler?
Deniz, Yiğit, Tuna, İrem  ve Simya - İrem ve Deniz'in evlerinin önünde, Simya ve Yiğit kardeşler buluşmasında
Gazi ve Neşe - akşam ofiste, herkes gitmiş ve ikisi yine bir "olur muyuz biz" konuşması yaparken
Teoman - Yiğit ona annesine iftira attığı sahte el yazılı mektubun hesabını sorarken, otelde.
Cemal ve Çağdaş - İrem'in ofisinde, İrem'le yuva kurmaya, pardon ev arkadaşı olmaya çalışırken

Bölümün finali: Beşi bir yerde
İzmir dönüşü, Yiğit denizi otobüs durağına bıraktı. Deniz Go Flamingo'dan istifa etti. Sonra uzun uzun tartışıp barıştılar. O Sırada Simya Yiğit'i aradı, Yiğit "konum at" dedi ve Deniz'le ikisi Deniz'le İrem'in yakın zamana dek birlikte oturduğu evin önüne geldiler. O sırada İrem, Tuna ve Simya da kapı önündeydi. Beşi bir yerde oldu.

Bundan sonra ne olur, buradan nereye gider...
Bölüm sonunda mesaj verilmiştir: Simya ile Tuna arasında kafiye uyumuyla da kuvvetlenen bir yoldaşlık peydah olacak gibi. Dizi burada Twilight'a bağlıyor. Hatta düşününce çok önceden bağlamış. Deniz bizim uyumsuz kızımız Bella Swan, Yiğit Balcı da Edward Cullen oluyor. Tuna da aşık olduğu Bella ile değil Bella'nın kızı Esme ile evlenen kurt çocuk Jack oluyor. Deniz de Bella gibi bir ara yakın dostu Tuna'ya meyleder gibi oldu ama asıl aşkı hiç kalbinden çıkmadı. Burada Esme Bella'nın kızı değil Yiğit'in kardeşi Simya. Öyle ya da böyle Tuna'nın bu grupla ilişkisi devam etmiş oluyor. İrem'e gelince, başta Tuna dedik anlaşılan olmayacak, e ne olacak şincik İrem'e? Olur da Tuna'nın da bir erkek kardeşi bir yerlerden çıkıp gelirse kadro tamamlanır ve açılsın perde!

Bölümden esaslı replikler:
"İlk özür dileyen sen oldun. İlk özür dileyen de en cesurdur. İlk affeden de en güçlü olandır ve Yiğit de
çok güçlü bir çocuk." (Annesi, Deniz'e)
"İntikam bir zeytinyağlıdır" (Tuna, İrem'e, Yiğit böyle demiştir diye varsayarak)
"Anlatmazsam ne olur? Sen mi anlatırsın!" (Yiğit, Tuna'ya, sokakta, akşam)
"Benim üçüncü gözüm aktive oldu da, kapatayım dedim, daha hazır değilsiniz siz" (Çağdaş, Neşe'ye)
"Sizin bu zarif suskunluğunuz, benim içimde fırtınalar koparıyor" (Gazi, Neşe'ye)
"Kimsenin bu konu hakkında konuştuğunu duymuycam. Hatta başkasının da duymasını istemiyorum" (Yiğit, ofise)
"Aşktan kısalır mı adam ya, adam kısalmış" (Cemal, ofise, Yiğit hakkında)
"Ya da ben seni kandırmaktan zevk alıyorum diyceksin, ama bana bir şey diyceksin" (Yiğit, babasına, otel odasında)
"Bir dakika, bunlar iş gezisi turları değil, bunlar işkence turları. Bana işkence yapılıyor." (Deniz, Yiğit'e, İzmir'e gelince)
"Ben pişmanlık istemiyorum Deniz Aslan, adalet istiyorum, adalet! İşte şimdi eşitlendik." (Yiğit, Deniz'e, İzmirden dönüş yolunda)
"Simya kim ya?" (Deniz, Yiğit'e, akşam, otobüs durağında)

Bölüm no: 22
Yayın tarihi: 18.12.2016 pazar
Bölüm etiketi: #seviyorsevmiyor
Bölümün şarkısı: Ege - Delice Bir Sevda




  Diziler   Seviyor Sevmiyor Zeynep Çamcı Gökhan Alkan Gonca Sarıyıldız

Yazarın Tüm "Seviyor Sevmiyor" Yazıları

 
|< « Önceki 1 2 3 .....6 Sonraki » >|

Yazarın Tüm Yazıları

 
    Haftalık dizi reytingleri yorumu Fazilet Hanım ve Kızları
    Fazilet Hanım ve Kızları
    25.4.2017

    Yılın 16. haftasında (17 Nisan Pazartesi - 23 Nisan Pazar) yani geçtiğimiz hafta, prime time yayın kuşağında yeni bölümleriyle 35 dizi yayın... Devam»

    Haftalık dizi reytingleri yorumu Ölene Kadar
    Ölene Kadar
    20.4.2017

    Yılın 15. haftasında (10 Nisan Pazartesi - 16 Nisan Pazar) yani geçtiğimiz hafta, prime time yayın kuşağında yeni bölümleriyle 29 dizi yayın... Devam»

    Yeni haftanın televizyon kanalları gündemi Savaşçı
    Savaşçı
    19.4.2017

    Yılın 16. haftası (17 Nisan - 23 Nisan 2016) referandum yayınları sebebiyle bir çok dizinin yayınlanamadığı geçtiğimiz haftaya kıyasla sakin bi... Devam»

|< « Önceki 1 2 3 .....56 Sonraki » >|