Vatanım Sensin ikinci bölümü soluksuz izlendi

Işınla Bizi Scotty 4.11.2016 Vatanım Sensin
Vatanım Sensin
İlk bölümü iyi denebilecek oranlarla üst basamaklarda yer alsa da tekrar yayınları, tüm hafta boyunca çok düşük izlenen Vatanım Sensin'in başarılı olup olmayacağı, 2. bölümün izleyici çekip çekmeyeceği konusunda kuşkum oluşmuştu. Ama dün akşamki tempolu, heyecanlı bölümü izlerken 2. bölümün ilkinden de büyük başarı elde eceğine emindim. Nitekim sonuçlar şaşırtmadı.
 
Aslında dün akşamın reyting galibi Fenerbahçe-Manchester United UEFA Avrupa Ligi karşılaşması oldu. Karşılaşma tüm gruplarda 12.0'nin üzerinde reyting aldı. Vatanım Sensin ise tüm gruplarda 2. sırada yer aldı ve en çok izlenen dizi oldu. AB ve ABC1'de ilk bölümüyle aşağı yukarı aynı oranları alsa da geçtiğimiz hafta TOTAL'de 5.73 reytingle Yüksek Sosyete'nin ardında yer almışken bu hafta izleyicisini artırmayı ve üste çıkmayı başardı. Vatanım Sensin'in, bölümün hemen ardından yayınlanan tekrarı da geçen haftaya göre çok daha iyi bir sonuç elde etti. Özellikle AB'de 2.98 reytingle 7. sırada yer aldı. 
 
 
Dizinin 2. bölümünü ilkine göre çok daha başarılı buldum. Sahne süreli daha kısa, tempo yüksek, olaylar çok daha sürükleyiciydi. İlk bölümün en büyük problemi olan odaklanamama, dağınıklık, savrukluk bu bölüm Cevdet'in dönüşüyle çözülmüştü. İlk bölümde ana karakterimiz ve hikayesini en çok merak ettiğimiz kişi olan Cevdet'in uzun yokluğu akışı olumsuz etkilemişti. İkinci bölüm ise Cevdet'in İzmir'e gelişiyle başladı ve bölüm boyunca Cevdet'in dönüşünün ve geçirdiği değişimin yarattığı etkinin işlenişi dışına hiç çıkılmadı.
 
İlk bölümün finali, bu bölümünse açılışı olan kurşuna dizme sahnesinde yaşanan heyecan bölüm boyunca biraz olsun bile azalmadı. Cevdet'in ailesinin yaşadığı sevinç, şok, hayal kırıklığı aşama aşama çok başarılı işlenmişti. Tam bir vatan sever olarak bıraktığımız Cevdet'in ne olup da yüzde yüz tersine dönmüş olabileceğinin gizemi de bölüm boyunca başarıyla korundu. Bu konuda geriye dönüş sahneleri de çok yerli yerince kullanılmıştı.
 
İlk bölümün sonunda Cevdet, Yunan ordusunun bir subayı olarak İzmir'e geldiğinde onun derin bir planı olduğundan, bir şekilde Yunan komutanın güveni kazanmayı başardığından, hatta gördüğümüz her şeyin ilk bölümde karşımıza çıkan o gizemli adam ve "eşref saati"yle ilgili olduğundan neredeyse emindim. Ama bölümü izledikçe bu düşünceden vazgeçtim. Geriye dönüşlerle izlediğimiz esir kampı sahneleri bize Cevdet'in yaşadığı hayal kırıklığını, boşluk duygusunu çok başarılı bir şekilde verdi. Cevdet'in İzmir'e döndükten sonraki bütün tavrı, tutumu da aynı şekilde karşımızda bambaşka bir adam olduğuna inandırdı. O kadar ki "Tevfik, Selanik'te Cevdet'in ardından Miralay Nazım'ı vurduğunda 'ben işimi yarım bırakmam' demekle haklıymış; o Cevdet'i öldürmüş, bu bambaşka bir adam" dedim kendi kendime. 
 
Cevdet'in, karşında ağlayarak yerlere kapanan Azize'ye, oğlunu böyle görmektense ölmüş olmasını yeğleyen yıkılmış annesine, çocuklarına ve halka karşı tutumu, katılığı, soğukluğu o kadar inandırıcıydı ki.. Bir tek an dışında: Yunan yönetimini kabullenmiş olan büyük kızı Yıldız'ın düşüncelerini duyduğunda bir an için gözlerinden geçen bakış yeniden şüphe yarattı. 
 

 
Bu noktada oyunculuklardan söz etmemek imkansız. Kadronun deneyimli oyuncuları elbette yetenekleri ve becerileri tartışılmaz kişiler. Ama bu dizi, konusu, senaryosu itibarıyla gerçek anlamda oyunculuk performansı gerektiriyor. Ve Celile Toyon, Halit Ergenç, Bergüzar Korel, Onur Saylak inanılmaz bir performans gösteriyorlar. Azize'nin yaşadığı şoku, duygusal sarsıntıyı, Hasibe'nin yaşadığı yıkımı oyuncuların gözlerinde capcanlı görüyoruz ekranda. Bölüm boyunca korku, panik, telaş, öfke, hırs, ince hesaplar... durumdan durumdan, duygudan duyguya geçen ve izleyiciyi de geçiren Tevfik'in sırtından dökülen teri hissedebiliyoruz adeta. Ama özellikle belirtmem gerek; Halit Ergenç şimdiye kadar ki en etkileyici, en olgun, en başarılı performansını sergiliyor. Sakladığı sır, karakterin geçirdiği değişim ve senaryonun izleyiciyi bu konularda yönlendirmesi, şaşırtabilmesi ve ikna edebilmesi bakımından onun performansı çok büyük önem taşıyor. Ve Ergenç seyirciyi öyle bir alıyor ki avucunun içine, adeta kılını bile kıpırdatmadan sizi istediği duyguya kolayca sürükleyiveriyor. Yıldız'la arasında geçen o sahnede gözünden geçiveren o bakış eğer biraz daha uzun sürse bütün sır bölümün ortasında açık edilecek, biraz daha kısa sürse sır hiç belli olmayıp şüphe yaratmayacak ve açığa çıktığında alt yapısız, temelsiz ve hazırlıksız kalacaktı. İşte sadece bu zamanlama başarısı bile ustalık belirtisi ve Halit Ergenç gerçekten çok ustaca canlandırıyor karakterini.
 

 
Bölümü bütün olarak çok beğendim ve soluksuz izledim ama özellikle esir kampı sahnelerinden ve bölümün sonlarına doğru izlediğimiz, yaralı askeri konuşturma sahnesinden çok etkilendim. Esir kampı sahneleri bir sinema filmi kalitesindeydi; sadece karelerin, ışığın, renklerin etkileyiciliği ve derinliğiyle değil, kimi zaman estetik dahi görünmeyen bir gerçekçilikle çok da sarsıcıydı. Albay Cevdet'in hastanede yaralı askeri uyandırmaya ve konuşturmaya çalışması da yine heyecanın hiç düşmediği, o daracık alanda aksiyonun durmadığı, gerilimi çok yüksek bir sahneydi. Bütün bölüm için ama özellikle bu iki sahne(ler) için yönetmenler Durul ve Yağmur Taylan'ı kutlamak gerek.
 
 
Gelecek hafta Perşembe rekabeti ilginç bir hal alacak. Uzun zamandır yayını beklenen, başrollerinde Tuba Büyüküstün ve Kıvanç Tatlıtuğ'un yer aldığı Cesur ve Güzel, Perşembe akşamı Star'da başlıyor. Star Tv'de yaz sezonundan beri başarıyla devam eden Yüksek Sosyete de Vatanım Sensin için kolay bir rakip değildi elbette ama Ay Yapım'ın yeni ve iddialı dizisi çok daha zorlayıcı olabilir. Yine de Vatanım Sensin 2. bölümündeki tempoyu ve heyecanı koruyabiilirse başarısını sürdürecektir.

Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Vatanım Sensin Bilgileri