Biraz temposu düşse de, Erkenci Kuş reytingini arttırdı

Uzunçorap 7.7.2018 Erkenci Kuş
Erkenci Kuş Biraz temposu düşük bir bölümdü ama reytingini arttırdı

Erkenci Kuş'un ilk bölümü için "konulara hızlı girdi, bu da günümüzün bilgiyi hızlı edinmeye alışkın seyircisi için pozitif bir unsur ve fragmanlara göre ikinci bölüm de hızlı geliyor" diye yazmıştım. İlk bölüm, romantik komedi dizi kültüründe giderek gurmeleşen seyirciye "temiz kalpli sakar mahalle kızının ailesi için borca girerek, iyi kalpli zengin başarılı patrona karşı kötü tarafla işbirliğine mecbur kalışı" motifiyle Kiralık Aşk'ı, esas kız ve esas oğlanın birbirlerini tanımadan yakınlaşmalarıyla No:309'u hatırlatmıştı. Biraz daha geriye gidip İngiliz yazar Jane Austen'ın "pride and prejudice (Kibir ve Önyargı)" romanından uyarlanmış ve dünyada "Mr. Darcy (esas oğlan)" rüzgarı yaratmış BBC televizyonu dizisini hatırlayarak, esas kızın esas oğlanı kibirli ve kötü kalpli, iftiracı ve entrikacı karakteri ise iyi sanması motifi de Erkenci Kuş'ta mevcuttu. Doğrusu ikinci bölümü ilk bölüm kadar tempolu bulmadım. Bazı sahneler fazla uzundu ve sıkıldım. Buna rağmen dizi tüm gruplarda reytingini arttırdı, Total ve AB gruplarında ise 7 barajını geçti.



Demet Özdemir ve Can Yaman uyumu

Sosyal medyada diziyle ilgili gösterilen olumlu tepkiler, öncelikle Demet Özdemir ve Can Yaman arasındaki uyumla ilgili. Dizide Sanem ve Can yani "canem" sinerjisi yüksek bir çift olmuş durumda. Demet Özdemir'in içindeki mizah sezgisinin ve cana yakınlığının role yansıma imkanı bulduğu komik sahneler, Can Yaman'ın aksesurlarından dövmesine kadar her detayına özenilmiş Can Divit stili ve aşık olmaya hazır adamı yansıtırken tutturduğu hem ağır hem enerjik kıvam birarada oldukları sahneleri ayrıca yükseltiyor. Bunun dışında kadro zengin, mekanlar çeşitli ve şık. Bbüyük reklam ajansı "Fikri Harika" ve yüksek standartlı hayat tarzının gereği için kadro olarak, mekanlar olarak masraftan kaçılmamış bir iş. Sadece bunlar da değil. Mahalle ortamının bile canlı olabilmesi, karton durmaması için görünmeyen ne kadar çok detayın olması gerektiğini malesef masraf yapılamamış ve başarılı olabilecekken kuruyup gitmiş dizilerde gördük şimdiye kadar. Tabii harika senaryolarla şahlanan diziler de var, ayrı konu. Diziye gelen eleştiriler de haklı. Hikayenin klişe olduğu en sık yapılan eleştiri. Senaryolarda kadının hep işsiz, vasıfsız, sakar ve fakir, erkeğin zengin, güçlü, başarılı, ne yapsa en iyisini yapan beceride gösterilmesi, haklı olarak sorgulayarak izleyen seyirciyi rahatsız ediyor. İnsan gerçekçi bir dizi de bu diziler gibi gül reçeli kıvamında olamaz mı diye merak ediyor. Hiçbir gayret göstermeden, çalışmadan, emek sarfetmeden, sadece güzel, sakar ve masum olarak şanslı olmak mümkün mü? Beyaz atlı prens, beceriksizliğimizi komik bulup, güzellik ve masumluksa sadece bizde varmış gibi bu özelliklerimize kapılıp vay be, der mi. Böyle izlersek gerçekten zor.



Bundan sonra ne olur?

Gönlümden mi geçiyor yoksa bu bölümde Aylin (Sevcan Yaşar)'in Sanem'i kıskanması yüzünden mi böyle düşündüm, emin değilim ama bir süre sonra dizinin entrikacı kardeşi Emre de Sanem'e meyledecek gibi. Bu hemen başlamayabilir. Fakat başta sevgilisi Aylin için Sanem'i kullananan Emre, giderek Sanem'i merkeze alırsa, hikayeye yeni bir dinamik olabilir. Öte yandan bir seyirci olarak bir "Fazilet Hanım ve Kızları" vakası daha yaşamak istemem. Sonuçta Emre kötü bir tutum içinde ama büyük ihtimalle yaptığının etrafına ne kadar zarar verdiğini anlamış ve babasının hastalığını bilmiş olsa bu şekilde davranmayacak. Dolayısıyla yanlışa sapabilen sıradan insanları canavar gibi göstermeye de gerek yok. "Kiralık Aşk" dizisinde, Yasemin'e aşık Sinan (Salih Bademci) bir ara Defne'ye meyletmişti. İşte Emre'ninki de o dozda kalsa yeter. Emre'ye yanlışını bıraktıracak kadar. Geçiyorum başka bir şipe. Bölümün bir sahnesinde, akşam Sanem ve Ayhan Sanem'in odasındalar ve Sanem Ayhan'a ofisteki insanlardan bahsediyor. Orada sanki Ayhan ve Cengiz arasında bir elektrik oldu. Biri sanaldı ama fark etmez. Bu arada Ayhan'ın soyadı Işık. Eski aktör Ayhan Işık'a bu karakter üzerinden bir gönderme mi var? Her iki bölümde de bunun işaretini aldığımızı hatırlamıyorum. Bu elde var bir, bir de neden Sanem ve Ayhan, Cihan Ercan'ın canlandırdığı Muzaffer karakterine Zebercet diyorlar? Sözlüğe göre "zebercet" yüzük olsun, tespih olsun, ısıya dayanıklı bir mineral. "Cam gibi parlak, sarı renkte, doğal demir ve magnezyum silikat." Yani lakap olsa kötü değil ama Sanem iyilikten söylemiyor belli. Başka bir konu da Sanem'in 4o bin tl borcunu ödediğini babasından saklaması. Nasılsa öğrenir diyor ama bak adam öğrenemiyor. Toptancının borcun ödendiğinden habersiz olması da bir handikap.



3. Bölüm fragmanları

Yeni bölümün iki fragmanı çıktı ve ikisini de defalarca izledim, su gibi akıyorlar. Bu fragmanlar bana geçen yıl yine Star Tv'de yaz sezonunda yayınlanan, başrollerini Seçkin Özdemir ve Nilay Deniz'in paylaştığı "Ateşböceği" dizisini hatırlattı. Dizide bir ara her bölümde Barış Buka'nın hukuk bürosunun çözmek zorunda kaldığı farklı bir macera oluyordu. Ne yazık ki kısa sürmüştü. Bunu sağlamak da ayrı bir başarı. Vaktiyle Trt'de her bölüm başka bir maceranın olduğu ve dile gelmeyen bir aşkın yaşandığı "Mavi Ay" dizisi yayınlanmıştı ki, tüm Türkiye mavi ayın yörüngesine girmiştik. Bruce Willis'in dünya çapında meşhur olduğu diziydi. "Erkenci Kuş" da bir yandan ana temayı akıtırken bir yandan her bölümde Aylin&Emre cephesiyle yeni bir müşteri kapışma heyecanını yaşatabilirse, değil bir sezon, sezonlarca sürebilir. Her bölüm sonunda Can Divit bir süper kahraman olarak kazanmalı ama. Bölüm sonuna kadar yürekler ağızda heyecanla beklemeliyiz, bölüm sonunda ise Can ve Sanem vursun, gol olsun. 3. Bölümde görüşmek üzere...

Paylaş

Yorum yapın

 

Tüm Erkenci Kuş Bilgileri